Hz. Peygamber döneminde Devlet sınırları nereye kadar ulaşmıştı?

Tarih: 05.10.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Peygamberin devlet yönetim anlayışı nasıldı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslam Dinin ortaya çıkışı ve Hz. Peygamber (asv)'in vefatına kadar ki döneme, Asr-ı Saadet denilir. Asr-ı Saadet kendi içinde iki ana bölümde incelenir: Mekke Dönemi ve Medine Dönemi.

Mekke Dönemi daha çok dinin doğuşu, ilk Müslüman topluluk, ahlâki ve dini değerlerin Müslüman topluluk tarafından benimsenişi, var olan dini inanç ile İslam'ın çatışması ve direnişleri içerir. Bu dönem Hicret le beraber sona erer.

Medine Dönemi'nde ise, İslam devletinin ve toplumun kuruluşu ile daha siyasi ve toplumsal bir dönem olup, çeşitli savaşlara ve hem siyasal otorite hem de toplumsal refah anlamında yükseliş arz eden bir zaman dilimidir. Bu dönemde bütün Arap Yarımadası Müslümanların idaresine girmiştir.

Bu dönemde İslam Devleti'nin sınırları batıda Trablusgarp, doğuda Horasan ve kuzeyde Kafkasya'ya kadar genişletilmiş; böylece Arap Yarımadası dışına taşan İslamiyet, Asya ve Afrika'daki çeşitli milletlerce benimsenmiştir. Kurulacak olan yeni İslam devletlerinin siyasi ve hukuki temelleri de bu dönemde atılmıştır.

Sırasıyla halife olan Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, Peygamber Efendimiz (asm)'in yolunu izlemiş, Kur'an ahlakının hakim olduğu adil düzeni daha geniş bir coğrafyaya yayarak devam ettirmişlerdir. Bu nedenle Dört Halife Dönemi, "Doğru Yolda Giden Olgun Halifeler Dönemi" anlamına gelen "Hulefa-i Raşidin Dönemi" olarak adlandırılır. Halifeler seçimle başa getirildikleri için aynı dönem 'Cumhuriyet Devri' şeklinde de tanımlanır.

Muhammed (asm), başkanı olduğu Devleti asla bir başkasından ya da babadan oğula geçen bir yönetim anlayışıyla devralmamış -ki böyle bir uygulama zaten bu ülkede mevcut değildi-, onu, en ince ayrıntısına varıncaya dek kendi elleriyle kurmuştur. Ve bu Devlet, küçük bir şehir ya da kasabanın belli bir bölümünden başlayarak, kuruluşundan tutun da, onu kuran kişinin hayatının son günlerine kadar devam eden on yıllık bir süreçte yayılıp genişlemiştir.

Konuyla ilgili, Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın “Peygamberimizin Hayatı” adıyla tercüme edilen eserinde yaptığı açıklamalar şöyledir:

Bu Devlete ait ülke sınırları ve topraklarının genişlemesiyle ilgili bilgileri, ittifak anlaşmalarını ve nihaî fetihle sona eren askerî seferleri incelemek suretiyle yeniden ortaya koymaya çalışabiliriz:

H. 1. yıl: Medine’de bir Şehir-Devlet’in kuruluşu; Medine ile Kızıl Deniz arasındaki bölgede yaşayan kabilelerle nüfuz (dostluk) alanı oluşturulması ve özellikle Cuheyne kabilesiyle kurulan ilişkiler.

H. 2. yıl: Benu Damralılarla yapılan savunma anlaşmaları sonucunda, bu ilişkilerin Medine’nin güney ve güneybatı bölgelerine doğru pekiştirilerek yayılması. Resulullah (asm), savaşta ele geçen ganimetleri sadece İslam toprakları üzerinde sefere katılanlar arasında bölüştürüyordu. Bedir savaşında ele geçen ganimetlerin Safra vadisi yakınındaki Seyer mevkiinde bölüştürüldüğüne işaret edelim (bk. İbn Hişam, s. 458). Aynı yıl, Resulullah (asm), Medine’nin doğusunda Suleym ve Ğatafanlıların arazisi üzerindeki Karkaratu’l-Küdr üzerine kendi komutasında bir cezalandırma seferi düzenlemiştir.

H. 3. yıl: Medine’nin doğusundaki Necd bölgesinde, Zatu’r-Rika’ya, Karade’ye vb. bir çok askeri sefer düzenlendiğine işaret edilir.

H. 4. yıl: Daha da doğuda, Necd’deki Feyd bölgesine kadar düzenlenmiş bir çok sefer.

H. 5. yıl: Arabistan’ın en kuzey taraflarındaki Dûmetu’l-Cendel bölgesine ve güneyde, Mekke’ye fazla uzak sayılmayan Mureysi’ bölgesindeki Benu Musta’likler üzerine de birer sefer düzenlenmiştir. Bu kabilelerin de Müslüman olmasıyla, İslam ülkesi, Mekke sınırlarına kadar genişlemiş oldu.

H. 6. yıl: Medine’nin doğusundaki Necd bölgesine birçok sefer düzenlendi. Ayrıca, Mekke’nin hemen yakınlarındaki ‘Usfân’a ve Kura’l-Ğamim’e de birer sefer düzenlendi.

H. 7. yıl: Medine’nin kuzeyinde uzanan Hayber, Vadi’l-Kurâ ve Fedek düzlükleri de İslam topraklarına ilhak edildi. Necd üzerine daha birçok askerî sefer düzenlenmiştir. Yarımadanın doğu ve güney-doğusunda uzanan Bahreyn (bugünkü Ahsâ) ve ‘Uman bölgeleri de İslam Devletine bağlanmıştır.

H. 8. yıl: Mekke ve daha güneyde, Kızıl Deniz kıyıları üzerinde bulunan Tihame fethedilerek, aralarında Mu’te ve Zat Atlah gibi şehirlerin de bulunduğu Filistin topraklarına birçok askerî sefer düzenlenmiştir.

H. 9. yıl: Yarımadanın güney bölgelerinde bulunan Yemen vs. ile kuzeyde Dûmetu’l-Cendel’den Filistin’e kadar uzanan topraklardaki Maknâ, Eyle, Cerba’, Ezruh vb. şehirleri ülke sınırlarına katıldı. Bu yıl, “Âmu’l-vüfûd" (Elçiler Yılı) adıyla ün kazandı. Gerçekten de Resulullah (asm) o yıl Arabistan’ın her yöresinden gelen heyetleri ayrı ayrı huzuruna kabul etmiştir. Irak’ın güneyi ile Filistin’deki bazı bölgelerin fethedilerek itaat altına alınmasıyla, Yarımada’nın fetih ve itaat altına alınma işlemi tamamlanmış oldu.

H. 10. yıl: Yemen’den Aden’e kadar uzanan bazı dağlık bölgeler tamamen ve kesin bir biçimde itaat altına alındı. Resulullah (asm), Mekke’ye yaptığı Veda Haccı sırasında, Arabistan’ın çeşitli bölgelerinden gelmiş bulunan 100.000’i aşkın Müslüman onu dinleme imkân ve fırsatını bulmuştur.

H. 11. yıl: Bu yılın üçüncü ayında Resulullah Muhammed (asm), bu fani dünyadan göç ederek Refîk-i A’lâ’ya (En Yüce Dost Allah’a) kavuşmuştur.

Arabistan Yarımadası 3 milyon km2 lik bir yüzölçümüne sahiptir. Bu Yarımadanın tamamına yakınını gerçekleştirdiği fetih hareketinin 10 yıllık bir süre içinde tamamlanabilmesi, günde ortalama 845 km2 lik toprağın ülke sınırları içine katılması anlamına gelmektedir. H. 10 yılında 140.000 kadar Müslüman, Hac için Mekke’ye gelmiştir. Ayrıca Hacca katılamayıp kendi ülkesinde kalan daha ne kadar Müslüman vardı, bilemiyoruz. Başka hangi din kurucusu, bizzat kendisi hayatta iken davasını yayma çalışmaları sonunda böyle bir başarı elde etmiştir?

İlave bilgi için tıklayınız:

Yönetici ve İdareci Peygamber Olarak Hz. Muhammed (sav).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun