Hz. Enes hakkında bilgi verir misiniz?

Tarih: 03.11.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Ali'nin Hz. Enes hakkında "yalancı" dediği doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Ali’nin Hz. Enes’e “yalancısın” dediğine dair bir bilgiye rastlayamadık.

Hz. Enes, çocuk yaştan (on yaşından) itibaren Hz. Peygamber (a.s.m)’in yanında kalmış, on yıl ona hizmet etmiş, bütün hadis kaynaklarında kendisinden hadis rivayet edilmiş en meşhur sahabiler arasındadır. Hz. Peygamber (asm)’in terbiyesinde yetişen bir insanın yalan gibi adi bir yola tevessül etmesi mümkün müdür?

Hz. Enes anlatıyor: Annem beni ilk defa Resulullah’ın yanına götürdü ve “Ya Resulellah! Bu Üneys / Enescik için Allah’a dua et.” dedi. O da “Allah’ım! Onun malını ve evlatlarını çoğalt ve onu cennete koy.” diye dua etti. Hz. Enes -ömrünün sonlarına doğru- bunu anlatırken şu ilaveyi de yapardı: “İlk ikisini gördüm, üçüncüsünü de göreceğimi ümit ediyorum.” (bk. İbn Hacer, Tehzib, 1/377).

Resûl-i Ekrem'in (asm)  terbiyesiyle yetişen Enes, onunla birlikte Hudeybiye Antlaşması, Hayber seferi. Umretü'l-kazâ. Mekke'nin fethi, Huneyn Gazvesi, Tâif Muhasarası ve Veda haccinda bulundu. Yaşının küçüklüğü sebebiyle savaşçı olarak katılamadığı Bedir Gazvesi'nde de Hz. Peygamber'in (asm) yanından ayrılmadı.

Hz. Ebu Bekir, hilafeti döneminde Hz. Enes’i -çok genç olmasına rağmen- Bahreyn’e zekât memuru olarak göndermek istemiş ve bu hususta Hz. Ömer’le istişare etmiştir. Hz. Ömer, Hz. Enes'in okuma-yazma işini bilen akıllı, zeki bir genç olduğunu belirtmiş ve oraya gönderilmesinin uygun olacağını bildirmiştir.(bk. İbn Hacer, a.g.e, 1/378)

Hz. Ömer devrinde Basra'ya vali tayin edilen Ebû Mûsâ el-Eş'arî bazı sahâbîlerle birlikte Enes'i de beraberinde götürdü. Basralılar'a namaz kıldıran, hadis ve fıkıh okutan Enes b. Mâlik bir müddet Dımaşk'ta kaldı; daha sonra Basra'ya yerleşti.

Abdullah b. Zübeyr'in halifeliği zamanında kırk gün süreyle Basra valiliği yapan Enes İran savaşlarına katılarak Tüster'in fethinde bulundu ve esir alınan Tüster Valisi Hürmüzân'ı Hz. Ömer'e kendisi götürdü.

Emevî halifelerinin çoğuna yetişen Hz. Enes, Haccâc'ın zulmüne uğrayanlardan biridir. Onun Halife Abdülmelik b. Mervân'a şikayet mektubu yazarak yapılan zulümleri haber vermesi üzerine, halife Haccâc'a gönderdiği talimatta Enes'den özür dilemesini emrettiği gibi Enes üzerindeki emirlik hakkını kaldırdığını bildirdi.

Basra'da vefat eden sahâbîlerin sonuncusu kabul edilen, 100 yıldan fazla yaşaması sebebiyle muammerûn'dan sayılan Enes 93 (711-712) yılında 103 yaşında vefat etti.

Enes'in sahip olduğu üstün meziyetleri, uzun yıllar Resûlullah'ın hizmetinde bulunup onun terbiyesiyle yetişmesi yanında Hz. Peygamber (asm)'in sevdiği ve takdir ettiği bir aileye mensup olmasıyla da açıklamak mümkündür. Resül-i Ekrem zaman zaman Enes'lerin evine uğrar, yemeklerini yer, orada öğle uykusuna yatar, ev halkına cemaatle nafile namaz kıldırırdı. Hz. Peygamber (asm)'in bu aileye gösterdiği iltifatı soy yakınlığı veya süt akrabalığı ile izah etmeye kalkışanlar olmuştur. Hicretten hemen sonra muhacirlerle ensar arasında yapılan kardeşlik bağı (muâhât) merasiminin bu ailenin evinde cereyan etmesi onların ashap içindeki yerini gösteren bir başka husustur. Annesi Ümmü Süleym'in isteği üzerine Resûl-i Ekrem Enes'e ömrünün uzun, evlâdının çok, malının bol olması ve bazı rivayetlere göre cennete girmesi için dua etmiştir. Bu duaların be-reketiyle Enes 100 yıldan çok ömür sürmüş, soyundan gelen 120'den fazla kişinin Öldüğünü görmüş (Buhârî, Savm 61) ve hemen bütün kaynaklarda belirtildiğine göre bahçesindeki ağaçlar yılda iki defa meyve vermiştir. (Tirmizî, Menâkıb 45) Kuraklık yüzünden mahsulün zarar gördüğü kendisine söylendiği zaman yağmur için dua etmiş ve yağmur yağdığı görülmüştür.

Hz. Peygamber (asm)'in hizmetinde bulunduğu yıllarda ondan birçok hususu öğrenmesi, uzun hayatı boyunca Resûl-i Ekrem (asm)'den öğrendiklerini öğretmeye çalışması Enes b. Mâlik'in en önemli yönünü teşkil eder. Resûl-i Ekrem'in eğitim ve öğretim tarzına, insanlara, özellikle de çocuklara karşı hoşgörüsüne ve diğer ahlâkî davranışlarına dair birçok bilgi onun vasıtasıyla rivayet edilmiştir. Barış zamanında ve sefer esnasında Resûlullah'ın yanında kaldığını, her zaman onun istediği gibi davranamadığını, bununla birlikte ondan bir defa bile azar işitmediğini, bir hatası yüzünden kendisini uyaracak olan hanımlarını, "Bırakın çocuğu! O Allah'ın dilediğinden başka bir şey yapmamıştır." diye yatıştırdığını nakleder.

Resûl-i Ekrem (asm)'in genellikle "yavrucuğum" diye hitap ettiği, bazan "iki kulaklı" (zü'l-üzüneyn) diye takıldığı Enes iyi bildiği sünnete uygun şekilde yaşamaya çalışırdı. Ebû Hüreyre, onun kıldığı namazın Resülullah'ın namazına çok benzediğini ifade ederdi. Resûl-i Ekrem'in vefatından sonra kendisini çok özlediğini, her gece rüyada gördüğünü, huzuruna çıkıp, "Yâ Resûlallah! Küçük hizmetkârın geldi." demeyi çok arzu ettiğini söylerdi. Hz. Peygamber'e (asm) ait bir çubukla bir saç telini yanından hiç ayırmaz, ölünce bunların kabrine konulmasını isterdi. Vefat ettiği zaman vasiyeti üzerine çubuk kefeniyle böğrü arasına, saç teli de dilinin altına yerleştirildi. Yanından ayırmadığı diğer bir hâtıra da Mısır Hükümdarı Mukavkıs'ın Resûl-i Ekrem'e hediye ettiği cam bardaktı.

Enes b. Mâlik aynı zamanda iyi bir ok atıcısıydı. Çocuklarını da bu spora teşvik eder, onlara ok yarışları yaptırırdı. Bir defasında Mekke yakınlarındaki Merrüzzahrân'da bir tavşanı ürkütüp kaçırdıklarını, herkesin yorulduğu bir sırada kendisinin tavşana yetişip yakaladığını ve onu alıp üvey babası Ebû Talha'ya getirdiğini, tavşanı pişirdikten sonra butlarını Resûl-i Ekrem'e götürdüklerini söylemesi (Buharı, Hibe 5) çocukluk yıllarından itibaren spora yatkın olduğunu göstermektedir. Enes'in çocukluk yıllarında alnında bir tutam kâkülü bulunduğu, Resûl-i Ekrem'in bazan onun kâkülünü tutup çektiği, sonraki yıllarda alaca hastalığı sebebiyle yüzünde bir beyaz leke hâsıl olduğu rivayet edilmektedir.

Çok hadis rivayet ettikleri için "müksirûn" diye anılan yedi sahâbîden biri olan Enes, sayısı tekrarlarıyla birlikte 2286'yı bulduğu söylenen rivayetleriyle müksirûnun arasında üçüncü sırada yer almıştır.

Resûl-i Ekrem'den başka Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Fâtıma, Muâz b. Cebel, Üseyd b. Hudayr, Ebû Zer, annesi Ümmü Süleym, teyzesi Ümmü Haram, teyzesinin kocası Ubâde b. Sâmit. üvey babası Ebû Talha gibi sahâbîlerden de hadis Öğrenen Enes b. Mâlik'ten Hasan-ı Basrî, İbn Şîrîn. Şa'bî, Ebû Kılâbe el-Cermî. Mekhûl b. Ebü Müslim, Ömer b. Abdülazîz, Zühri, Katâde b. Diâme. Ebû Amr b. Ala gibi ünlü şahsiyetler hadis almışlardır.

Enes b. Mâlik hadis rivayeti sırasında, rivayetlerinin yazılı olduğu defterleri gerektiğinde talebelerine göstermesinden anlaşıldığına göre hadisleri ezberlemekle yetinmeyip onları yazıyordu. Çok hadis bildiği halde titizliği sebebiyle bütün bildiklerini rivayet etmez, çok rivayet edenin yanılacağını söylerdi. Enes b. Mâlik ayrıca ashap arasında orta derecede fetva verenlerden biriydi.

Uzun yıllar yaşadığı halde hafızası bozulmayan Enes'in geniş hadis kültüründen faydalanan Basralılar'ın bu imkâna sahip oldukları için çok mutlu oldukları rivayet edilir. Bazı hadislere itiraza yeltenen ehl-i ehvâya karşı. "Gelin işin doğrusunu Enes'ten öğrenelim" diyebilmeleri onlara büyük güç ve moral kazandırmıştır. (bk. Müsned, 3/ 205, 235, 250; Heysemî, Mecmau'z-zevâid, 9/ 325; DİA, Enes b. Malik md.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun