Fudayl b. Iyaz’ın hayatı hakkında bilgi verir misiniz?

Soru Detayı

- Aşık olduğu bir cariyenin evinden duyduğu bir ayet nedeniyle eşkıyalığı bıraktığı doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebû Alî el-Fudayl b. İyâz b. Mes'ûd et-Temîmî el-Yerbûî (ö. 187/803) 107'de (725) doğdu. Temîm kabilesinin Yerbü' boyundandır. Oğlu Ebû Ubeyde, baba tarafının aslen Kûfeli bir aileden olduğunu, babasının Semerkant’ta doğduğunu söyler. Diğer bir rivayete göre ise aslen Buhara’lıdır. Ailesi hakkındaki rivayetlerden Fudayl'in Arap asıllı olduğu anlaşılmaktadır.

Kuşeyrî'nin verdiği bilgiye göre Fudayl gençliğinde Merv ile (diğer bir rivayette Serahs) Ebîverd arasında eşkıyalık yapan bir çetenin reisiydi. Ancak basit şeylere tenezzül etmeyen mert bir kişiliğe sahipti. Âşık olduğu cariyenin evine girmek için duvara tırmandığı bir sırada içeride Kur'an okunuyordu. Bu arada duyduğu,

"İman edenlerin Allah'ı zikretme ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürperme zamanı hâlâ gelmedi mi?" (Hadîd 57/16)

mealindeki âyetten çok etkilendi ve, "Evet yâ Rabbi, o an geldi." diyerek oradan ayrıldı. Yaptıklarına tövbe edip kendini tamamen ibadete verdi. (er-Risâle, Kahire 1966, s. 57)

Daha sonra memleketini terkederek Kûfe'ye gitti; burada Ebû Hanîfe, Süfyân es-Sevrî ve A'meş gibi âlimlerin meclislerine devam etti; otuz yıl ilim ve ibadetle meşgul oldu. 187 yılının Muharrem ayında (Ocak 803) Mekke'de vefat etti.

Kaynaklarda Fudayl'in zühd ve takvası hakkında geniş bilgi bulunmaktadır. Korku, hüzün ve ağlama, diğer ilk dönem zâhid ve sofileri gibi Fudayl'in de şiddetli ve sürekli olarak etkisi altında kaldığı hallerdi. Kaynaklar, "bekkâîn" denilen sofilerin önde gelenlerinden olan Fudayl'in gülümsediğinin dahi görülmediğini kaydederler. Âhiret endişesi dolayısıyla ölümden son derece korkması ve "İnsan ölümün ne olduğunu bilse, hayat ona zehir olur." demesi, çevresindekilere ölümü, kabir hallerini ve âhiret azabını göz önünde tutmalarını tavsiye etmesi, yine onun bu özelliğiyle ilgilidir.

Zühdü kanaat, kanaati zenginlik olarak gören Fudayl, mümini "az konuşan, çok çalışan, sözünde hikmet, susmasında düşünce, bakışında ibret, işinde iyilik bulunan kişi" diye tarif eder. (Ebû Nuaym, Hilye, 8/98) Fudayl, kendisi hakkında karamsar, halk hakkında iyimser ve ümitlidir. Kur'an'ı hüzünlü bir şekilde ağır ağır okur, bazen Kur'an dinlerken kendinden geçerdi.

Fazla yeme, uyuma ve konuşmanın kalbi katılaştırdığını söyleyen Fudayl, çok namaz kılarak ve çok oruç tutarak değil gönül zenginliği, temiz vicdan ve halka karşı beslenen samimiyetle Hakk'a ulaşılabileceği kanaatindedir. (Sülemî, Tabakât, s. 10, 13)

Onun tasavvuf anlayışında ilâhî inayet ve ihsan kavramları ön planda yer alır. Allah korkusuna ağırlık vermekle birlikte zaman zaman Allah sevgisinden de söz etmiştir. Kendisinden sonra gelen sûfîlerin üzerinde önemle durdukları "dünya âlimi-âhiret âlimi" ayrımını Fudayl de yapmıştır. Ona göre dünya âliminin ilmi açık, âhiret âliminin ilmi gizlidir; hakimler âlimlerden üstündür ve peygamberlerin vârisleridir. (Ebû Nuaym, 8/92, 93, 99)

Fudayl, Kur'an okuma ve zâhidâne yaşamanın gerekliliğini vurgulamanın yanı sıra, kurrâ (hafızlar) hakkındaki düşünceleriyle de dikkati çeker. Ona göre kurrânın sultanlar başta olmak üzere hiç kimseye muhtaç olmaması, aksine herkesin kurrâya ihtiyaç duyması gerekir. Böyle olmayan kurrâdan uzak durulmalıdır. Zira bunlar sevdiklerine meddahlık yapabilir, sevmediklerine iftira edebilir.

Fudayl, âbid, zâhid ve âlimlerin devlet adamlarından uzak durmasını istemekle beraber, inziva köşesinde devlet adamlarının âdil ve dürüst olmaları için dua etmiş ve "Allah katında mutlaka kabul edilecek bir tek duam olsa, devlet başkanının iyi olması için dua ederdim. Zira devlet başkanı dürüst olursa beldeler mâmur, insanlar güven içinde olur." demiştir.

Fudayl aynı zamanda güvenilir bir hadis râvisidir. (bk. TDV. İslam Ansiklopedisi, Fudayl b. Iyaz md.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun