Fasık kimlere denir, bir insan sürekli günah işlerse fasık olur mu?

Tarih: 10.08.2022 - 13:02 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ben namaz kılan birisiyim. Günah bir şey işlediğimde içimde bir burkulma oluyor ancak devam ediyorum. Bir gün fasık kelimesini ve anlamını gördüm, bilerek günah işleyen ve devam eden birisi için kullanılıyor.
“Fasık" kelimesini biraz açabilir miyiz?
- Sürekli günah işleyen birisi fasık olur mu? (büyük günahlar ayrı, onlara nazaran küçük günahlar ayrı olarak)
- Ben mesela boş zamanlarımda anime izlerim. Animelerde çoğu zaman İslam'a zıt düşen durumlar da oluyor. İzlemeye devam etsem fasık olur muyum?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kısa bilgi verdikten sonra detaylı açıklama yapacağız inşallah.

"Fasık" kelimesi hem kâfir hem de mümin için kullanılmaktadır.

Bir mümin için fasık ifadesi kullanıldığında, Allah'ın emirlerine aykırı davranan, günahkâr, kötü huylu, kötülük yapmayı alışkanlık haline getiren mümin demektir.

Biraz daha geniş anlamıyla büyük günah işleyerek veya küçük günahta ısrar ederek hak yoldan çıkan, dinin hükümlerine bağlanıp onları kabul ettikten sonra, o hükümlerin tamamını ya da bir kısmını ihlal eden mümin anlamına gelmektedir (Râzî, Tefsîr, II, 91; Râgıb el-Müfredât, 572; Elmalılı, Hak Dini, I, 282)

Genel olarak fıskı üç grupta toplamak mümkündür:

a. Günahı çirkin olarak kabul etmekle beraber bazen günah işlemek.

b. Yapılan bir günahı ısrarla yapmak.

c. Günahın çirkin olduğunu inkâr ederek bu günahı işlemek; bu küfrü gerektiren bir durumdur; bu noktada kişinin iman ile din ile ilişkisi kesilmiş olur. (Elmalılı, Hak Dini, I, 282)

Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da hiçbir kimseye fısk isnadıyla bir söz söylememek gerekir. Bu hususta Hz. Peygamber (asm) şöyle buyuruyor:

"Hiçbir kişi başka bir kimseye fısk (sapıklık) isnadıyla 'Ey fasık!..' diye söz atamaz, atmaya hakkı yoktur. Yine böyle küfür de isnat edemez. Şayet atar da attığı kimse atılan fıskın veya küfrün sahibi değilse, bu sıfatlar muhakkak atan kimseye döner, fasık veya kâfir olur." (Sahîh-i Buhâri Muhtasar Tecrid-i Sarih Tercümesi ve Şerhi, XII, 137)

Bu hadis-i şerif aynı zamanda bir ahlaki prensibi ortaya koymaktadır. Zira kişiyi ayıplamak, onun ayıbını teşhir etmek, hele hele böyle güzel olmayan bir şeyle ayıplamak, ahlaki bir tavır olmadığı gibi isnat ettiği şey, o kişide mevcut değilse, zikredilen lafız gereğince kendisini de tehlikeye düşüren bir durumdur ve bunun günahı kişiye dönmüş olur.

Bu kısa bilgiden detaya gelince:

Fasık, ilahi emirlere itaatten ayrılıp âsi olan mümin veya kâfir anlamında kelam ve fıkıh terimdir.

Sözlükte “hurma ve benzeri şeyler için kabuğunu yırtıp çıkmak; belirli bir sınırı aşmak” anlamına gelen fısk veya füsûk kökünden türemiş bir sıfat olan fasık, değişik mezheplere mensup âlimlerce yapılmış farklı tarifleri bulunmakla birlikte terim olarak “haktan sapan, Allah’ın emirlerine itaatten ayrılan âsi mümin veya kâfir” diye tanımlanabilir.

Kuran’da Fasık Kelimesi

Fasık kelimesinin Cahiliye döneminde terim olarak kullanılmadığı bilinmektedir. Kuran-ı Kerîm’de kök halinde yedi, çekimli fiil olarak on ve fasık şeklinde de (ikisi tekil, diğerleri çoğul) otuz yedi yerde geçmektedir. Bazı ayetlerde Yahudiler, Hristiyanlar, müşrikler ve münafıklardan söz edilirken çoğunun fasık olduğu bildirilir. (Meselâ bk. el-Bakara 2/99; Âl-i İmrân 3/110; el-Mâide 5/47, 59; et-Tevbe 9/67)

Diğer bazı ayetlerde ise fısk ve füsûk müminlere nisbet edilir. (bk. el-Bakara 2/197, 282; en-Nûr 24/4)

Ayetlerde belirtildiğine göre Allah fasıklardan razı olmaz, yaptıkları malî hayırları kabul etmez ve kendilerini hidayete erdirmez; onları dünyada cezalandırdığı gibi ahirette de cehenneme atar. Yine bir kısım ayetlerde müminin fasıkla eşit tutulmayacağı, Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenlerin fasık olduğu ve Kuran’ı fasıkların inkâr ettiği bildirilir ki bunlar kâfirler için verilmiş hükümlerdir.

Bir grup ayette de leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilmiş, vurularak öldürülmüş, yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş, canavarlarca parçalanmış hayvanların etinin yenmesi ve fal okları ile kısmet aranması fısk olarak nitelendirilmiştir. (bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “fsḳ” md.)

Bu ayetleri tefsir eden âlimler Kuran’da fıskın;
- İnkâr etmek (küfr),
- Şirk dışındaki günahları işlemek,
- Yalan söylemek,
- Sövmek,
- Lakap takmak,
- Hz. Peygamber’in emrine muhalefet etmek

gibi manalara geldiğini belirtmişlerdir. (Taberî, IV, 135-140; İbnü’l-Cevzî, Nüzhetü’l-aʿyün, s. 464-465)

Hadislerde Fasık Kelimesi

Fısk ve fasık kelimeleri hadislerde ve sahabe sözlerinde de geçmektedir.

Hz. Peygamber (asm);
- Mümine sövmenin günah (füsûk) olduğunu ve fıskla itham edilen kişinin fasık olmaması halinde, bu sıfatın itham edene döndüğünü söylemiş (Buhârî, “Edeb”, 44; Müsned, V, 181),
- Nimetlere şükretmeyen ve belalara tahammül göstermeyen kadınların fasık ve dolayısıyla cehennemlik olduklarını, deccal Medine’ye girdiğinde bütün fasık ve münafıkların onun yanında yer alacağını haber vermiştir. (Müsned, III, 428; IV, 338)

Ashaba nisbet edilen bazı rivayetlerde onların Haruriyye’yi fasık olarak niteledikleri, âlimlerin fasık olması durumunda sosyal dengenin bozulacağı ve fıskın çeşitli mertebelerinin bulunduğunu söyledikleri belirtilmektedir. (Buhârî, “Tefsîr”, 18/5; Dârimî, “Muḳaddime”, 29; İbn Mâce, “Fiten”, 21; Tirmizî, “Îmân”, 15)

Kelam İlminde Fasık Kelimesi

Kelam ilminde fasık terimine ilişkin tartışmalar II. (VIII.) yüzyılın başlarına kadar uzanır ve özellikle dinî statüleri açısından fasıkların durumu “vaîdü’l-füssâk” başlığı altında incelenir.

Hasan-ı Basrî, bazı Selef âlimleri ve Bekriyye’ye göre fasık münafıktır. Zira fasık, azabı gerektiren günahlar işlemek suretiyle Hz. Peygamber’i (asm) tasdik ettiğine dair verdiği sözde durmamıştır. Nitekim Resûl-i Ekrem (asm) yalan söylemenin münafıklık alameti olduğunu belirtmiştir. (Teftâzânî, II, 190)

Ancak Hasan-ı Basrî’nin daha sonra bu görüşünden döndüğü söylenir. (bk. Sâbûnî, s. 80)

Bida Ehli Fırkalara Göre Fasık

İlk defa Mutezile’nin kurucusu Vasıl b. Atâ, büyük günah işleyen müminin iman çerçevesi dışına çıktığını, fakat tasdik ve ikrar rükünlerini koruduğu için kâfir statüsüne girmeyip imanla küfür arasında yer alan fısk mertebesinde bulunduğunu ileri sürmüş ve bu görüşünün Müslümanların icmâına dayandığını savunmuştur. Ona göre büyük günah işleyen kimse için Hasan-ı Basrî fasık münafık, Haricîler fasık kâfir, Mürcie fasık mümin, Şia nimet küfrü içinde bulunan fasık demek suretiyle onun fasık olduğu hususunda birleşmişlerdir.

Buna göre alimlerin ihtilâf ettikleri hususlar bir yana bırakılıp ittifak noktaları ele alındığı takdirde büyük günah işleyenin fasık kabul edilmesi gerektiği ortaya çıkar.

Ehlisünnete Göre Fasık

Fasık ve fısk terimlerinin tarifleriyle kapsamları konusunda bazı farklı görüşler benimsemelerine rağmen, hemen bütün Ehlisünnet âlimleri ehl-i kıbleden olan fasıkın mümin olduğu noktasında ittifak etmişlerdir.

Sünni âlimleri bu görüşlerini;
- Naslarda şirk ve inkâr dışındaki günahların imanı yok ettiğinin bildirilmemesi,
- Bazı ayetlerde fısk ile eş anlamlı olan zulmü
(günah) Allah’ın affedeceğinin açıklanması (Rad 13/6),
- Fısk içinde mütalaa edilen günahları işleyenlerden mümin adının kaldırılmaması (Hucurat 49/9),
- Müminlerin salih olan ve olmayan gruplarına ayrılması (Talak 65/2; Tahrim 66/4),
- Ehl-i kıbleden olan fasıklara dünyevî işlerde Müslüman muamelesi yapılıp mürted sayılmaması
gibi delillere dayandırmışlardır.

Fasık Bir Müminin Cezası Nedir?

Sünni âlimlerine göre fasık mümin işlediği günaha göre kısas, had, tazîr vb. cezalara çarptırılır.

Tövbe etmeden öldüğü takdirde, durumu Allah’ın iradesine bağlı olup dilerse doğrudan doğruya veya şefaatçilerin şefaatiyle onu affeder, dilerse cehennemde azaba uğrattıktan sonra cennete koyar.

Günahkâr Mümin, Mümin Olmaktan Çıkmaz.

Fasık hakkında Hasan-ı Basri, Mutezile, Havaric, Şia ve Mürcie tarafından ileri sürülen görüşler Ehlisünnet âlimlerince naslara aykırı bulunup eleştirilmiştir.

Bu âlimlere göre münafık aslında inanmadığı halde inanmış görünen ve hiçbir zaman ilahi rahmeti ummayan kimsedir; fasık mümin ise affedileceği ümidini taşır. Bundan dolayı fasık mümini münafıkla bir tutmak isabetsizdir. Her münafık fasık olmakla birlikte her fasık münafık değildir.

Mutezile ile Haricilerin bütün fasıkların iman dairesinden çıktığını iddia etmeleri nasları yanlış yorumlamalarından kaynaklanmıştır. Zira her iki mezhebe mensup âlimlerin görüşlerine delil olarak getirdikleri naslarda söz konusu edilen fasıklar, Allah’ın gönderdiği kitaptan yüz çeviren ve diğer iman esaslarını inkâr eden kimselerdir. (Meselâ bk. Bakara 2/26; Mâide 5/47; Secde 32/18-20) Elbette bunların kâfir olduğunda ise şüphe yoktur.

Kâfirler için kullanılan bu ifadeleri günahkâr müminlere uygulamak mümkün değildir.

Dinî literatürde müminlere de zaman zaman fasık denilmesi, ilahi buyruklara inanmamalarından dolayı değil, onların bir kısmını yerine getirmemek suretiyle şeriatın sınırları dışına çıkmış olmalarındandır.

İlahi emirler iman ve amel olmak üzere ikiye ayrıldığına göre ikisine de uyan kamil mümindir, ameli eksik olan ise fasık mümindir. Zira fısk daha çok amelle ilgili bir kavramdır. Eğer bu anlamdaki fasık kâfir olsaydı, onun dünyada mümin muamelesi görmemesi ve mürted kabul edilmesi gerekirdi. Halbuki Haricîlerin çoğunluğu ile Mutezile grupları bile fasık mümine kâfir muamelesi uygulamamıştır.

Nitekim naslarda da insanın ya mümin veya kâfir olduğu bildirilmiş, bu ikisi dışında başka bir zümrenin bulunmadığına işaret edilmiştir. (Mâtürîdî, s. 336; İbn Hazm, III, 276-284; Nesefî, II, 769)

Şunu da belirtmek gerekir ki fasıkların ceza ile tehdit edilmesi konusunda gevşek davranmanın onları günah işlemeye teşvik ettiği yolundaki iddialar da naslara dayanmayan sübjektif değerlendirmelerdir.

Sonuç olarak, her kâfir ve münafığın fasık olduğuna, fakat her fasığın kâfir ve münafık olmadığına, iman ettiği halde ilahi emirlere itaatsizlik gösteren fasığın mümin kabul edilmesi gerektiğine dair görüş naslara daha uygun görünmektedir.

Sonuç olarak mümin için kullanıldığında fasık kelimesini;
- Büyük günahları işleyen,
- Küçük günahları işlemekte ısrar eden

veya
- Farzları terk edip, haramları işleyen,
- Kötü davranışlarının iyi davranışlarından daha çok olan mümin

şeklinde özetlemek mümkündür. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Fasık md.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun