Finans Kuruluşları ve Faiz

MODERN FİNANS PİYASALARI son derece karmaşık, kavranması güç mekanizmalardır.
Özellikle, Kur’an’ın emriyle, hem haksızlık yapmaktan, hem de haksızlığa uğramaktan
kaçınan bir Müslüman için, ortada katmerli bir güçlük olduğu muhakkaktır.

Bu zorluğun aşılmasında; faizin ne olduğu, çeşitleri, faiz yasağının gerekçesi,
faizin kaynağı gibi hususlar yanında, modern finans müesseseleri nezdinde faizli
ve faizsiz işlemlerin incelenmesi de yararlı hatta elzemdir.

TİCARÎ BANKALAR

Ticarî Bankaların temel faaliyet konusu malûmdur: Mevduat adıyla topladığı
ödünç kaynakları kişilere ve şirketlere kredi olarak verirler. Yani faizli para
ticareti yaparlar; bunun genel anlamda dinen caiz olmadığı açıktır. Ancak bu
konuyu ilerde fertler açısından ve daha ayrıntılı bir biçimde irdeleyeceğiz.

Bankaların para transferi, dış ticarete aracılık, teminat mektubu gibi çok
önemli başka faaliyetleri de vardır ve bu işlerinde faiz yoktur. Bizce, bu işlemlerin
şer’en bir mahzuru olamaz. Sözkonusu hizmetler ülkemizde Özel Finans Kuruluşlarınca
da verilmektedir.

DÖVİZ BÜROLARI

Yasayla döviz alım satımı yaparlar. Yapılan işin faizle en ufak ilgisi olmayıp
İslamî açıdan hiçbir mahsurlu yönü görülmemektedir.

FAKTORİNG ŞİRKETLERİ

İç piyasa satışları veya ihracattan doğan 90 güne kadar vadeli alacakları iskonto
eden kamudan ruhsatlı şirketlerdir. Para ticareti dışında faaliyette bulunmaları
yasaktır. Faktoring muamelelerini İslâmiyet’le bağdaştırmanın imkânı yoktur.

FORFAİTİNG ŞİRKETLERİ

Makine ve ekipman ihracatından doğan alacaklara orta ve uzun vadeli finansman
sağlayan şirketlerdir. İhracatçının alacağı bir poliçede somutlaştırılır ve
ithalatçı bankanın kefaletiyle garantiye alındıktan sonra Forfaiter şirket tarafından
iskonto edilir. Ayrıca, komisyon da alınır. Tüm masraflar ithalatçıya yüklenir.
Batılı ülkelerin gelişmekte olan memleketlere pahalı makine satmak için icat
ettikleri bir malî araçtır.

Forfaiting işlemi, bütünüyle faiz yasağı kapsamına dahildir.

FİNANSAL KİRALAMA (LEASİNG)

Yatırımlara orta vadeli finansman sağlayan bir malî sistemdir. Leasing şirketi,
yatırımcının (müşteri) ihtiyacı olan makine ve ekipmanı satın alarak müşterisine
kiralar.

Leasing şirketi, müşterisi durumundaki yatırımcıdan kira bedeli tahsil eder.
Sonuç olarak, finansal kiralama şirketi, satıcı firma ve yatırımcı arasındaki
ilişkide faiz yoktur. Kira bedellerinin tayininde ekonomideki enflasyon-faiz
oranının etkili olması doğaldır, ancak sonucu değiştirmez.

Dolayısıyla, normal leasing işlemleri kanaatimizce faiz yasağına girmez.

Ancak, leasing şirketlerinin esas faaliyet konularına girmemekle beraber “satın
alma ve geri kiralama” (buy and lease back) şeklinde bir işlemleri daha vardır.
Bunda, nakdi finansmana ihtiyacı olan yatırımcıdan sahip olduğu makine, teçhizat
veya binayı leasing şirketi peşin parayla satın alır ve eş anlı olarak yatırımcıya
kiralar. Böylece, müşteri ihtiyacı olan nakde kavuşur ve bunu taksitler hâlinde
geri öder.

Görüldüğü gibi, burada leasing şirketi aslında bir bankacılık muamelesi yapar.
İslâmî literatürde “Iyne Satış” deyimiyle ifade edilen böyle bir alışveriş tamamen
muvazaalı bir nakdi kredi işlemidir ve haramdır.

HİSSE SENEDİ BORSASI

Belli bir cesamet, ciro, kârlılık vs. gibi kriterleri karşılayan şirketlere
ait pay senetlerinin alınıp satıldığı ortamdır. Hisse senedi alan yatırımcı,
o şirketin kârından temettü geliri elde eder. Ayrıca, elindeki senedin borsadaki
değerinin yükselmesi halinde, alış-satış fiyat farkından dolayı kâr sağlar.
Ancak satın alınan hisse senedi fiyatının düşmesi de mümkündür. Bu durumda senedini
nakde çeviren yatırımcı için zarar sözkonusudur.

Şirketler “halka arz işlemiyle” hisselerini borsada halka pazarlar. Böylece
öz kaynak niteliğinde ve sonsuz vadeli kaynak sağlarlar. Ülkemizde bazı büyük
kamu kuruluşları dahil belli düzeye gelmiş firmalar, faizli banka kredisinin
alternatifi olarak giderek borsaya açılmayı tercih ediyorlar. Firmaların iflasında
önemli rol oynayan faizli ticari banka kredisine kıyasla bu tür finansmanın
gerçekten sağlıklı bir yöntem teşkil ettiği kuşkusuzdur.

Borsa yatırımcısı bir müslümanın titizlenebileceği husus, hissesini alacağı
şirketin faizle ilişkisidir. Ancak bunun da çözümü vardır ve kolaydır. Şöyle
ki;

a) Şirketlerin iş konuları unvanlarından bile bellidir. Bu bağlamda para ticareti
yapan banka ve faktöring şirketlerini diğerlerinden ayırmak kolaydır.

b) Borsa şirketleri kanunen Borsa İdaresine aylık, üç aylık ve yıllık bilanço
ve gelir-gider tablolarını verirler. Bu mali tablolar her borsa şirketinde bulunur.
Şirketlerin kredi kullanıp kullanmadığı gelir-gider tablosuna bakarak anlaşılır.

Bu ayıklamayı da yaptıktan sonra, borsada hisse senedi yatırımının faiz yasağıyla
ilgili hükümler bakımından sakınca içermediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

EMTİA BORSASI

Pamuk, mısır, buğday, kakao, kahve gibi tarım ürünleriyle bakır, alüminyum,
petrol gibi hammaddelere ait vadeli kontratların alınıp satıldığı borsalardır.
Emtia borsasında kontrat bugün yapılır, ancak paranın ödenmesi ve malın tesliminin
ilerideki bir tarihte yapılması öngörülür. Kontratın borsadan alındığı tarihle
vade tarihi arasında o malın fiyatı piyasada inip, çıktıkça kontratın değeri
de yükselir veya düşer. Bu durumda yatırımcı elindeki kontratı sattığında kâr
veya zarar eder. Aynı kontrat vade gelene kadar defalarca alınır satılır. Vadeli
kontrata para yatıran bir yatırımcı sadece kontratındaki malın pazar fiyatı
yükseldiği için, hiçbir gayret göstermeden hak etmediği bir kazanca kavuşur.
Tersi olduğunda yani söz konusu malın fiyatı düşünce zarar eder. Bunlar sonucu
sıfır olan işlemlerdir. Diğer bir deyimle, ne kadar kâr edilmişse, aynı miktarda
zarar da edilir. Bir yatırımcı ne kadar kazanmışsa, başka bir yatırımcı o kadar
zarar etmiştir.

Görüldüğü gibi emtia borsalarında muameleler gerçek bir ihtiyacı karşılamaya
dönük olmayıp, kumar niteliği ağır basan işlemlerdir. Özellikle, borsa endeksindeki
değişikliklere göre yatırımcısına kazandıran ve kaybettiren endeks kontratlarında
kâğıt üzerinde dahi bir mal yoktur; yani kumar aleni oynanır.

Emtia borsası, ilk kez iki asır önce ABD’de tarım ürünlerindeki fiyat belirsizliğini
ortadan kaldırmak amacıyla müstahsil ve tüccarın ortak gayretiyle kuruldu. Ancak
daha sonra amacından saparak, saptırılarak neredeyse tamamen spekülatif işlemler
merkezi haline geldi. Ülkemizde İzmir Vadeli İşlemler Borsası resmen kurulmuş
olup, çok yakında vadeli kontrat alım- satımına başlanacaktır.

İnsanların kurumsal bir çatı altında ve Kur’andaki ifadesiyle; “haksızlık yaptıkları
ve haksızlığa uğradıkları” emtia borsası işlemlerinin dinimizce caiz olmadığı
açıktır.

SİGORTA ŞİRKETLERİ

Hayatın çok çeşitli tehlikelerine karşı, toplu katılım esasına göre teminat
sağlayan kuruluşlardır. Aslında güvenceyi temin eden, ödedikleri primlerle katılımcılardır.
Sigorta şirketi organizatör durumundadır. Çok geniş bir uygulama alanına sahip
olan sigorta işlemlerini konumuz açısından daha iyi anlayabilmek için gruplandırmak
suretiyle incelemek uygun olur.

Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı; kamu kuruluşu olarak,
çalışanlara aktif iş hayatı boyunca sağlık hizmeti verirler. Ayrıca, emeklilere
hem sağlık hizmeti hem de maaş bağlar, yetim, dul, harp gazilerine de maaş verirler.
Sosyal devlet amacına yönelik olarak çalışan söz konusu kuruluşlara üye olmak
mecburidir.

Kanaatimce, bu kuruluşlara üye olmak ve bunlardan maaş ve sosyal yardım görmekten
dolayı Müslümanların rahatsız olması gereken hiçbir husus yoktur.

Dış Ticaret işlemlerinde (ithalat ve ihracat) nakliye sigortası yapılması fiilen
zorunludur. Şöyle ki; sigorta yapmadan yurt dışına mal göndermek imkânsızdır.
İthalatta ise, genellikle mal nakil vasıtasına yüklendikten itibaren alıcı tarafından
sigorta teminatı sağlanmalıdır. Özetle, dış ticaret yapan bir Müslüman iş adamının
sigortadan kaçınması mümkün değildir. İşin zorunluluk tarafı bir yana, ülkeler
arasıda mal hareketine yol açan dış ticarette sigortanın yararlı hatta gerekli
olduğu kanaatindeyiz.

Trafik mâli mesuliyet sigortası, otobüs koltuk sigortası, tüpgaz sigortası
vs. ile, ülkemizde yeni başlatılan deprem sigortaları zorunlu sigortalardır.
Yasa koyucunun Kamu Yararını gözeterek mecburi kıldığı bu sigorta türleri şer’en
bir sakınca oluşturmazlar.

Yangın, hasar, kasko, doğal afet sigortaları “koruma” sağlayan sigortalardır
ve bunlar hakkında genel bir kural vazetmek yerine, her olayı teker teker ele
almak daha sağlıklı sonuca varmamızı kolaylaştırır. Örneğin, bir fabrika sadece
sahibinin serveti değil, bir çok işçi, memur, mühendisin aileleriyle beraber
maişetini temin ettiği bir üretim platformudur. Ayrıca, devlete vergi ödeyerek
tüm topluma maddi katkı sağlar. Böyle bir kuruluşun sermayedar tarafından yangına,
hasara, doğal afetlere vs. rizikolara karşı teminat altına alınması hiç kimseye
haksızlık getirmez, aksine fabrikayla direkt veya dolaylı ilgili olan herkese
yarar sağlar.

Öte yandan, birikimli hayat sigortası ve bireysel emeklilik sisteminde (BES);
katılımcı fertlerin, en az 10 yıl olmak üzere, umumiyetle 30-35 yıllık periyotlarla
ödedikleri primler çeşitli fonlarda değerlendirilir. Buna karşılık, belli süreyi
dolduran (en az 25 yıl) üyelere maaş bağlanır. Kamu güvenlik kuruluşlarında
olduğu gibi, sağlık hizmeti vs gibi sosyal yardımlar söz konusu değildir. İştirakçilerden
alınan primlerle sermayeleşen fonlar, bu parayı çoğunlukla yerli-yabancı faizli
enstrümanlarda değerlendirir. Üyelerden giriş aidatı, yönetim gideri adı altında
oldukça yüksek meblağlar tahsil edilir. Bu şirketlerin muazzam kârlara ve cesâmete
ulaşması en az üyelerini düşündükleri kadar kendilerini de kolladıklarının kanıtı
olsa gerektir. Uluslararası finans kapital deyimiyle anılan dev fonların önemli
bölümü emeklilik fonlarından meydana gelir.

Böyle bir şirkete iştirak eden yatırımcı; her ay kendi kazancından tasarruf
ederek, geleceğini bizzat emniyete almak yerine, bunu ağır bedel ödeyerek emeklilik
şirketlerine yaptırmış olur. Bu saygı duyulması gereken kişisel bir tercihtir.
Ancak bu tercihin bir zaruretten doğduğunu kabûl etmek olanaksızdır.

Bu açıklamalarımız ışığında, faiz konusunda hassas bir Müslümanın özel emeklilik
şirketlerinden uzak durması, bizce normal bir davranıştır.

Her birinin çalışma sistemlerini ve faiz ile olan ilişkisini kısaca özetlediğimiz
bu finans kuruluşlarını, daha geniş bilgiler içeren müstakil yazılar halinde
incelemeye gelecek aylarda devam edeceğiz. Bu konuda okuyucularımızın talep
ve sorularını da bekleriz.

Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun