Bismillah ve "B" harfinin sırrı hakkında detaylı bilgi verir misiniz?

Soru Detayı

- Bismillah'ın birebir kelime anlamı nedir?
- Dinimizdeki "Terminolojik" manası nedir?
- Derin (tasavvufi) manası (varsa) nedir?..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Derinlemesine "Besmele"nin manasını incelemek şu anda mümkün değildir. Çünkü bu, gerçekten çok uzun olur. Fakat bazı konuları açıklamaya çalışacağız:

Bismillah, kâinatta nuranî bir satırdır; Ferşi Arşa/zemini semaya/yeri göğe bağlar. Onu söyleyen insanın kalbini Rabbine bağlar. "Besmelenin" çekildiği her konuda ayrı bir bağlantısı vardır. Okuyan, yazan, yemek yiyen, su içen, namaz kılan insanlar, bu yaptıklarıyla paralel olarak, dil ile seslendirilmemiş bir fiili veya bir ismi zihinlerinde takdir etmiş oluyorlar. "Allah'ın adıyla, okuyorum, yazıyorum, yemek yiyorum, namaz kılıyorum veya okumam Allah'ın adıyladır…" gibi. Bizim "Allah'ın adıyla" dememizin arkasında, Arapça gramer bakımından da böyle bir fiilin veya bir ismin olması şarttır. (bk F Râzî tefsiri, I/105-106)

Kur'an'ın ilk inen ayeti "Yaratan Rabbinin adıyla oku." mealindedir. Görüldüğü gibi, ayette "oku" fiili açıkça zikredilmiştir. Bu da Besmele ile birlikte uygun bir fiil veya ismin gizli olarak var olduğuna bir işaret olup, bizim için önemli bir derstir

Besmelenin Bazı Sırları:

a. Abdullah b Mesud şöyle diyor: Besmelenin harfleri, Cehennem zebanilerinin sayısı kadar olup 19 tanedir. Dolayısıyla, bu 19 zebaniden kurtulmak isteyen, 19 harfli besmeleyi okusun. Bunu okuyan kimse için Allah, bu harflerden her birisini, bir zebaniye karşı bir zırh yapar. Cehennem meleklerinin kendileri de bütün işlerini besmele çekerek yaparlar. Bütün güçlerini de besmeleden alırlar. (Kurtubi, I/92)

Fahreddin Razî de şu görüşlere yer vermiştir:

Besmelenin harf sayısı 19'dur. Bunun iki hikmeti vardır:

Biricisi: Zebanilerin sayısı; 19'dır. Allah Besmelenin 19 harfleriyle insanları bu zebanilerden korur.

İkincisi: Allah gece ve gündüzü 24 saat olarak tayin etmiştir. Sonra da, beş saat alarak beş vakit namazı farz kılmıştır. Namazın saatleri olan beş saat, 24 saatten çıktığında geriye 19 saat kalır. İşte Besmelenin 19 harfi, namaz dışındaki 19 saat içinde meydana gelen günahlara kefaret olur. (Razı Tefsiri, I/175)

b. Besmelede Allah'ın sonsuz rahmetini gösteren Rahman ve Rahim isimlerine yer verildiği için, Müşriklere karşı savaş ilan eden Berat/Tevbe Suresinin başında anılmamıştır. Bu açıdan bakıldığında, beş vakit farz namazlarda, günde on yedi defa, insanlara İlahî merhametin adresi olan Besmeleyi okumalarını emreden Allah, bununla bize şu dersi veriyor: İnsanların yaratılış gayesi savaşmak, birbirlerini öldürmek değil, birbirlerine karşı merhamet göstermek, yardımcı olmak ve erdemli davranmaktır. (Razı Tefsiri, I/175)

c. İlginçtir, Besmelenin başında bulunan "B" harfi hariç, geriye kalan bütün harfler şifreli surelerin başında yer almıştır. Bu harfler 18 adettir, 9 tanesi aslî, 9 tanesi mükerrerdir.

Bu açıdan bakıldığında, Besmelenin dokuz nurlu harfinin başında bulunan "b" harfi, bütün Kur'an'da başında Besmele bulunmayan tek sure olan Berat Suresinin başında ve ilk harfi olarak bulunmuştur. Bu Sure hicrî dokuzuncu yılında inmiş ve Nasr Suresinin dışında, en son inen sure olmasına rağmen, Kur'an'da dokuzuncu sıraya yerleştirilmiştir

d. Besmelenin başındaki "B" harfi, "Mâsiva"yı temsil etmektedir. O bir harf-i cerdir. Cerin manası çekmektir. Cer harfleri başında bulundukları isimlerin sonunu aşağıya çekip esre yaparlar. Ancak "Besmele"nin başındaki harf-i cer ise, manevî bir asansör hükmünde kendisine yapışanı Rahman ve Rahim olan Allah'ın mukaddes huzuruna doğru çeker ve yukarı mertebelere çıkartır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

evedna

Elmalılı hamdi yazır tefsirinin birinci cildinde fatihanın açıklaması bölümünde de konu ile alakalı bilgi bulunmaktadır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
arzu aydın

ALLAH RAZI OLSUN ÇOK GÜZEL Bİ YAZIYDI DOĞRU ŞEKİLDE BİLGİLENMEK O KADAR HUZUR VERİCİKİ.RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nuruvuslat

Selamünaleyküm, hocam güzel anlatmış fakat ben meselenin imani yönü hakkında takviye yapmak istedim ve bu konuyu bence en güzel anlatan eserlerden biri de Kur'an-ı kerimin bu çağa göre yorumu olan risale-i nurlardır. Ve o eserlerden konuyla ilgili 1. Söz:

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle. Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz: Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır. Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!. Şöyle ki: Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin. Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır. İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi. Diğeri mağrur... Mütevazii, bir reisin ismini aldı. Mağrur, almadı... Alanı, her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtıü't-tarîka rast gelse, der: "Ben, filân reisin ismiyle gezerim." Şakî defolur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dünya ise, bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî'si ve Hâkim-i Ezelî'sinin ismini al. Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm'in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet namına hareket eder. Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der. Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi. Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket "etmiyor. Belki o bir askerdir. Devlet namına hareket eder. Bir padişah kuvvetine istinad eder. Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç, Bismillah der. Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor. Her bir bostan, Bismillah der. Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor. Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der. Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi "bir gıdayı takdim ediyorlar. Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur. Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْناَ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ "Bir zaman da Mûsâ, kavmi için su arayıp Allah'a yalvarmıştı. 'Vur asânı taşa' buyurduk." ( Bakara Sûresi, 2:60.) emrine imtisal ederek taşları şak eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince, nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İbrahim (a.s.) gibi, ateş saçan hararete karşı يَا نَارُ كُونِى بَرْداً وَسَلاَماً Biz ateşe şöyle ferman ettik: 'Ey ateş, serin ve selâmetli ol." (Enbiyâ Sûresi, 21:69.) âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der. Allah namına Allah'ın ni'etlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün'im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni'metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir. Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir'dir. Başta "Bismillah" zikirdir. Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür. Ortada, ''bu kıymettar hârika-yi san'at olan nimetler Ehad-ü Samed'in mu'cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek'' fikirdir. Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün'imlere medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakiki'yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle. Vesselâm.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
reccomx

Allah razı olsun çok güzel bir tanımlama

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun