Allah, bir kulunun cüzi iradesini bir yere yönlendirmekte zorlayabilir mi?

Tarih: 19.03.2021 - 16:34 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Geçenlerde bir dizi izlemeye karar verdim. Günümüzdeki dizilerde tesettür kuralına uymayan zevatın bulunması ve bunlara bakılması haram olduğu için dinen caiz olmayan bir iş yapacağımı biliyordum.
- Tam dizinin başlayacağı sıra da birinin ziyaretime gelmesinden mütevellit dizi izlemeyi bıraktım. Ve daha sonrasında Allaha şükrettim ve şöyle dedim:
“Kul cüzi iradesiyle irade eder, Allah ise dilerse yaratır dilemezse yaratmaz. Ama şu da caizdir ki, dilerse Allah bir kulunun cüzi iradesini bir yere yönlendirebilir. Lakin Allah’ın bu yönlendirmesi delalete olmaz. Zira Allah kulunu dalalete düşürmez. Dolayısıyla Allah, o kulunun beni o saatte ziyaret etmesini istedi. Yani aksini değil, bunu yaratmak istedi. Ve böylece bana lütfedip, günaha girmeme mani oldu. Bana lütfetti ve bu durumu yarattı. Ve beni günaha girmekten muhafaza etti.”
- Söylediklerimde bir yanlışlık var mıdır?
- Allah dilerse bir kulunun cüzi iradesini bir yere yönlendirmekte zorlayabilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, Allah dilerse hikmetinin ve rahmetinin gereği olarak kullarının faydasına ve menfaatine olmak üzere onların iradelerine müdahale eder.

İnsanların imtihanına taalluk eden konularda iki cihet söz konusudur. 

Biri: İnsanların hayırlı bir işe yönelttikleri cüzî iradelerini engellemek ilâhî adalete ters düştüğü için, Allah bu konuda beşer iradesinin kendi iktidar sahasında yapabildiklerine müdahale etmez. Bilakis, kulun gücünün üstüne çıkan icadî noktalarda ona yardım eder. Teyemmüm, kasrı salat, cemi-i salat ve benzeri şerî hükümlerin ruhsat kısmının hemen hepsi, Allah’ın kullarına uzattığı yardım elinin bir tezahürüdür. 

İkincisi: İnsanların kötü işlerde kullandığı cüzî iradesini engellemek veya iyiye doğru yönlendirmek kulun hesabına çok güzel bir yardımdır. Bu sebeple, Allah’ın küllî iradesiyle kulun cüzî iradesini kötülüklerden alıkoyması veya iyi bir yöne yönlendirmesi Onun bir lütfu ve ikramı olarak bakmak gerekir.

Allah Teâlâ’nın sıfatları hiçbir durumda atıl olmaz. O, ezelden ebede daima bilir, işitir, görür, diler, yaratır… Onun yaratma sıfatının mahlukat ile ilişkisi kesildiği an her şey yok olur.

Konuyla ilgili iki sureden birkaç ayetin meallerini vererek bazı açıklamalar yapmaya çalışacağız:

“Kim doğru yolu seçerse kendi iyiliği için seçmiştir, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Hiç kimse başkasının günah yükünü üstüne almaz. Biz, bir resul göndermedikçe azap da etmeyiz.” (İsra, 17/15)

Ayetin son cümlesindeki azap, hem dünya hem de ahiretteki azaptır. İmam Maturidi’ye göre Allah Teâlâ peygamber göndermeden de insanlara verdiği akıl, O’nun varlık ve birliğine iman için yeterlidir. Bu bakımdan akıl “resul”dür.

Bu temel tevhîd inancı dışında insan aklının yetmeyeceği dînî hükümlerden yükümlü olmak için peygamber gönderilmesi ve onun, dini insanlara tebliğ etmesi şarttır.

Peygamberler tebliğ vazifesini yaptıkları halde iman ve itaat etmeyenlere Allah dünyada da bazı cezaları vererek müdahale eder. Bu cezalar Son Peygamber (asm)’den önce toptan helâk etme şeklinde de oluyordu, Peygamberimizin ümmeti için ise toptan helâk etmek yoktur.

İşte bu kuralı açıklayan ayetler:

“Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde oranın şımarmış yöneticilerine (iyiye yönlendirici) emirler veririz; onlar ise orada günah işlemeye devam ederler, sonuçta o ülke helake müstahak olur, biz de oranın altını üstüne getiririz.

Nuh’tan sonraki nesillerden nicelerini helâk ettik. Kullarının günahlarını bilip görmede Rabbin yeterlidir.

Kim bu geçici dünyayı isterse, burada istediğimiz kimseye dilediğimiz şeyleri veririz; sonra da onu cehenneme göndeririz; oraya kınanmış ve kovulmuş olarak girer.

Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak ahiret için ona yaraşır bir çabayla çalışırsa, işte böylelerinin çabaları karşılık görecektir.

Hepsine, bunlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından kesintisiz veririz. Rabbinin ihsanı sınırlı değildir.” (İsra, 16-20)

“Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.” (Ra’d, 13/11).

Bu ayete göre insanlar iman, ahlak ve amelce doğru yolda oldukları sürece Allah onlardan inam ve ihsanını esirgemez (değiştirmez), doğru yoldan saparlarsa Allah da onlara layık olduklarını verir.

Allah Teâlâ sonuçta kulların lehinde olmak üzere imtihan için onların hak etme (değişme) durumuna bakmadan, ihsan ve sıkıntılarla da müdahale eder.

Allah Teâlâ kulları yükümlü kılmıştır. Kullar bu yükümlerini yine O’nun verdiği irade ve kudreti serbestçe kullanmak suretiyle yerine getirirler; bu husus “Kul kesbeder, Allah yaratır.” cümlesiyle ifade edilir.

Allah çeşitli sebepler ve hikmetler dairesinde kulun iradesine müdahale ederek ona iyilik yapar, ancak asla kötülük yapmaz ve zulmetmez.

Başa gelen kötülük kulun kesbinden, iyilik ise hem kesbinden hem de kesbi söz konusu olmadığı halde ilahi lütuftan olur.

Bütün bunlar, aynı zamanda deizmin İslam inancına aykırı olduğunun da açık ve kesin delilleridir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun