"Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: Onlarda hem bü­yük günah, hem insanlar için faideler vardır. Günahları ise faidelerinden daha büyüktür." (Bakara, 2/219) Ayeti açıklar mısınız?

Tarih: 14.08.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Sana İçkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: Onlarda hem bü­yük günah, hem insanlar için faideler vardır. Günahları ise faidelerinden daha büyüktür." (Bakara, 2/219)

Ayetin İcmali Manaları:

Allah (cc), Resulullah (asv)'a hitaben şöyle buyurur; «Ey Muhammed (sav), içki ve kumar hükmünü soran sahabilere de ki: İçki içilmesi ve ku­mar oynanmasında büyük günah olduğu gibi meşakkatli bir menfaatte vardır. Zararları, menfaatlerinden daha çoktur. Çünkü içki içilmesi yüzün­den aklın çalışamaz hale gelmesi, malın elden çıkması, özellikle vücudun tahrib olması; kumarda ise; aile hayatının yıkılması, ibadet yapmaya engel olması, düşmanlığa vesile oluşu gibi büyük zararları, onun az menfaati ile karşılaştırıldığında, zararının ne kadar büyük olduğu görülür. 

Âyetin Nüzul Sebebleri:

1. İmam Ahmed bin Hanbel (ra), Ebu Davud (ra) ve Tirmizî (ra)'nin Ömer bin Hattab (ra)'dan rivayetidir: "Benim (Hz. Ömer),  'Yarabbi, bize içki hususunda doyurucu bir haber beyan et. Şüphesiz o, malı ve aklı gö­türür' duam üzerine, 'Sana içkiyi ve kumarı sorarlar...' âyeti nazil oldu. Âyet nazil olduğunda beni çağırarak okudular. Ben yine, 'Allahım, bize içki hususunda doyurucu bir haber beyan et' duam üzerine. 'Ey İman edenler, siz sarhoş iken namaza yaklaşmayınız...' (Nisa, 4/43) âyeti nazil oldu. Beni tekrar çağırarak nazil olan âyeti okudular. Ben yine, 'Allahım, bize içki hususunda doyurucu bir haber beyan et' diye dua ettim. Bunun üzerine, 'Ey iman edenler; içki kumar (tapınmaya mahsus) dikil taşlar, fal okları, ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki muradına eresiniz.' (Mâide, 5/90) ve 'Şeytan, içkide ve kumar­da ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık siz (hepiniz) vazgeçtiniz değil mi?" (Maide, 5/91) âyetleri nazil oldu. Beni tekrar çağırıp nazil olan âyetleri okumaya başladılar. 'Siz vazgeçtiniz değil mi?' cümlesine gelince ben, 'Ya Rabbi biz vazgeçtik, vazgeçtik.' dedim."

Âyetin Tefsirindeki İncelikler:

Birinci İncelik: Allah (c.c.) içki hakkında tedrici olarak dört âyet inzal buyurmuştur. "Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden de içki ve güzel bir rızık edinirsiniz..." (Nahl, 16/67) âyeti, Mekke'de nazil oldu. İslâmın ilk devrelerinde zaten Müslümanlar içki içiyorlardı. Ve helaldi. Sonra Me­dine'de: "Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: Onlarda hem büyük gü­nah, hem insanlar için faideler vardır..." âyeti nazil olunca sahabilerden bir kısmı, âyette "onlarda büyük günah vardır" emrine uyarak içki ve kumarı terkettiler. Diğer bir kısmı ise âyette "onlarda insanlar için faideler vardır" emrine ittiba ederek, içkiye devam ettiler.

Daha sonra bir gün Abdurrahman bin Avf (ra), sahabileri davet ede­rek bir ziyafet verdi. Ziyafette çokça yemek yendi ve içki içildi. Akşam namazı vakti olunca, içlerinden birini seçerek namaz kılmaya başladılar. İmam olan kimse, namazda zammı sure olarak. "(Habibim) de: Ey kafir­ler, ben sizin taptığınıza tapmam" (Kâfirun: 1-2) âyetini "Ben sizin tap­tıklarınıza taparım" şeklinde okudu. Bunun üzerine, "Ey İman edenler siz sarhoşken ne söyleyeceğiniz bilinceye ve cünüp iken de -yolcu olma­nız müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın..." (Nisa, 4/43) âyeti nazil oldu. Böylece namaz vakitleri içki içmek yasaklandı. Bir kısım Müslümanlar ise, yatsı namazından sonra içki içmeye devam ettiler. 

Bundan sonra sahabi Afvan bin Mâlik (ra), bir deve başını kızartarak içlerinde Saad  bin Ebi Vakkas (ra)'ın da bulunduğu bir cemaati davet etti. Davette yemek yemeye ve içkiiİçilmeye başlandı. İçkinin tesiriyle karşılıklı şiirler söylemeye başladılar. Şiir söyleyenlerden biri, kabilesini öven, onları hicveden bir kaside söylemeye başlayınca, bir ensarlı devenin çene kemiğini alarak Saad bin Ebi Vakkas'ın başına vurdu ve kan akıttı. O da başının kanı ile Resulullah (sav)'a giderek şikayette bulundu. Bunun üzerine: "Ey İman edenler, içki, kumar, dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır...)" (Mâide, 5/90) âyeti nazil oldu.

İkinci İncelik: İçkinin tedrici emirlerle haram kılınmasında çok ince ve derin hikmetler vardır. Cahiliyet devrinde Araplar, içkiye alışkındılar. İçki hayatlarının bir parçası gibiydi. Eğer bir emirle yasaklansaydı, onlara çok zor gelirdi. Hatta yasaklama emrine uymazlardı. Hz. Aişe (ra)'nin;  «Önce Kur'an'ın uzun bir suresinde Cennet ve Cehennemi bildiren âyetler geldi. İslâmı kabul edenler, İslâmî esaslara iyice alıştıktan sonra helal ve haramı bildiren âyetler gelmeye başladı. Eğer içki hususunda da başlangıç­ta, «içkiyi içmeyin» emri nazil olsaydı, onlar «içkiyi katiyyen bırakmayız» diyeceklerdi» dediği gibi, İslâm'ın sosyal hastalıkları nasıl tedavi ettiği açıkça görülür.

Çünkü içki hususunda nazil olan;
1. âyette, halkı ondan nefret ettirme,
2. âyette mala ve bedene verdiği büyük zararlar ve az menfaati mukayese etme ve nefret ettirme,
3. âyette, namaz vakitlerinde içki içmeme yasağı ve namaza yaklaştırmama.
4. âyette de kesin olarak haram kılma yoluna gidildi. (1) 

Üçüncü İncelik: İçki, aklı götürdüğü gibi, malı da elden çıkarır. Halbuki âyette niçin, «içkide menfaat vardır» deniliyor? Bu soruyu şöyle cevap­landırabiliriz: Âyetteki, «menfaatlar» tabirinden maksat, maddi menfaatlardır. Zira onlar, içkiyi yüksek fiatla satarak büyük para kazanıyorlardı. Kumar ile de oyun bilmeyenlerin elinden rahatlıkla paralarını alırlardı. Allah (cc) gerek içki, gerekse kumarda menfaati zikretmesi ortak nokta­dır. İkisinde de menfaat, maddidir. Kumar oynayanların bir krsmı kazanır, bir kısmı ise kaybeder. İçki ticaretini yapanlar, büyük kazançlar elde et­seler de, onu alıp içenler, satanlardan kat kat fazladır. Allah (cc), âyetinde icmâlen şöyle der: Onda her nekadar az bir menfaat varsa da, onun içilmesi ve satılmasıyla kazanılan günahlar, menfaatından pek çoktur.

Allâme Kurtubi, bu hususta şöyle diyor: «İçkideki menfaatler ticaretin­deki karlardır. Çünkü Araplar, Şam bölgesinden çok ucuza aldıkları içkiyi, Hicaz bölgesine getirerek fahiş fiyatla satarlardı. Çoğu kez içkiye alışan­lar, fiata aldırış etmeksizin onu alırlar. Hatta çocuklarının tek gıdalarını oluşturan süt keçilerini satarak, içki alma yoluna giderlerdi. Buna ben­zer olaylar zamanımızda da pek çoktur.» (2)

Dördüncü İncelik: İnsanın en değerli varlığı aklıdır. İçki içerek insani duygulardan uzaklaşan insan, hayvan mertebesine İner. Bundan dolayı Allah (cc), içkiyi haram etmiştir. Hatta içkiye «kötülüklerin anası» ismi dahi verilmiştir. Nesâi, Hz. Osman (ra)'dan şöyle rivayet eder:

«İçkiden kaçınınız. Çünkü o bütün kötülüklerin anasıdır. Önceki ümmetlerden birin­de çok ibadet eden bir adam vardı. Onu yoldan çıkarmak isteyen azgın, sapık bir kadın, cariyesini göndererek, «Şahit yapmak istiyorum, yanıma gelsin» dedi. O kimse, cariye ile birlikte sapık kadının evine girdi. Cariye, kadının yanına varıncaya kadar geçtikieri tüm kapıları kilitledi. Kadının yanına gelen o kimse, onun çok süslenmiş olarak oturduğunu gördü. Kadın ona «Seni şahitlik için değil, benimle cinsi münasebette bulunma, bu şa­raptan bir kase içme veya şu çocuğu öldürme fiillerinden birini yapmanız için çağırdım» dedi. Bunların içinde en hafif olarak şarap içmeği gören o kimse, «Bana bir kase şarap verin» dedi. Onlar bir kase şarabı verdikten sonra, o kimse sarhoş oluncaya kadar şarap içmeye devam etti. Bundan sonra kadınla cinsi münasebette bulundu. Çocuğu da öldürdü. Öyleyse siz içkiden kaçınınız. Çünkü Allah (cc)'a yemin ederim ki iman ile içki birarada olmaz. Birisi çıkar, diğeri o zaman girer. Yani iman çıkar, içki kalır.» (3)

Besinci incelik: İçki içmeye karar veren ve nefsine haram kılan Kays (4) bin Asım el-Minkarî (ra), içkinin kötülüklerini bir şiirinde şöyle anlatır: «İçkinin hiç bir hususta iyiliğini görmedik. Çünkü ondaki hususiyet, en uy­sal insanı dahi azgınlaştırmaktır. Allah (CC)'a yemin ederim ki, o, hiç bir hastalığı iyiieştirmez. İçen kimsenin iç yapısını hemen ortaya çıkarır ve onu halka rezil eder. İçki bir çok büyük felaketlere vesile olur.»

Altıncı İncelik: Arapların cahiliyet devrinde oynadıkları kumarı Zemahşeri şöyle dile getirir: «Arapların fincan şeklinde, son üç tanesi ha­riç diğerlerinin üzerinde pay miktarı yazılı, 1. aletin pay, 2. aletin ikiz, 3. aletin rahip (kontrol), 4. aletin dördüncü, 5. aletin nafiz, 6. aletin müsbil, 7. aletin mualla, 8. aletin menin, 9. aletin sefih ve 10. aletin elvağd ismiyle anılan 10 tane kumar aletleri vardır. Bunları bir torbaya koyduktan sonra, güvendikleri adil bir kimseye verirlerdi. O kimse, torbayı karıştırdıktan son­ra kumar aletlerinden onların her birisine birer tane verir, aletlerin üzer­lerinde pay miktarları yazılı olduğundan, herkes hakkına razı olurdu. His­selerine pay çıkanlar, bunları yemeyerek fakirlere dağıtır ve bununla da iftihar ederlerdi. Oyuna katılmayanlar da hakir görülerek horlanırlardı.» (5) 

Âyetteki Teşriî Hikmetler:

Allah (cc), insan aklına, mâlına ve aile hayatına büyük zarar verdiğin­den içkiyi kesinlikle haram kılmıştır. Her şeyden önce içki, insanın aklını tahrib ederek, yeme, yatma ve konuşmasını anormalleştirir. Sindirim sis­temini ve kan dolaşımını etkiler. Çoğu kez içki, kendisine alışanların ani ölümüne neden olur. Bu husustaki geniş izahat elbette modern tababet­te mevcuttur. Hatta bazı Alman doktorları, kendi devlet adamlarına, «Siz meyhane ve içki fabrikalarının yarısını kapatınız. Biz de hastane ve hapis­hanelerin yarısının kapanacağına teminat verelim.» demişler. İçkinin zarar ve kötülüklerini, «İçki, kötülüklerin anasıdır.» hadisi ne güzel İzah eder.

Kumarın zararları da, içkinin zararlarından az değildir. Zira o, oyna­yanlar arasına kin, düşmanlık sokar. Halkı tembelliğe, başıboş gezmeğe, yorulmadan ve çalışmadan para kazanmaya alıştırır. Namaz kılmak ve zikir yapmaktan alıkor. Aile hayatını yıkar. Onun vasıtasıyla çoğu zengin aile­ler, fakir düşer. Kumara alışanların para ve servetlerini kaybetmelerinden dolayı intihar ettikleri de görülür.

Gün geçtikçe içki ve kumarın zarar­larının ne kadar çok olduğu açıkça müşahede edilmektedir. Halbuki bu tecrübelere bakmaksızın herkesin içki ve kumarı, «Şeytan içkide ve ku­marda ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah'ı anmaktan alıkoymak ister. Artık siz vazgeçtiniz değil mi?» (Mâide, 5/91) âyetine baka­rak terketmesi gerekir. Her Müslümana düşen vazife budur.

Dipnotlar:

1. M. Ali Sabüni -Et-Tıbyan fi Ulumil-Kur'an S. 43.

2. Kurtubi tefsiri, C. 3. S. 57

3. Kurtubi -age- C. 3. S. 55. Nesâi. Ebu Ömer-İstiab

4. Cahiliyet döneminde Kays içkiyi kendine haram kıldı. Çünkü içkili olduğu zaman kızına saldırmaya, anne ve babasına kötü sözler söylemeye başlamış, içkinin tesiri geçince yaptıkları kendisine anlatılmış. O zaman içki içmemeye karar vermiş.

5. Zemahşeri, Keşşaf Tefsiri, C. 1. S. 198

(Muhammed Ali Sabuni, Ahkâm Tefsiri, 1/221-230.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun