Faiz yemek ne için günah?

Tarih: 13.08.2026 - 10:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

Faiz yemek günah onu biliyorum, ayrıca kötü bir şey. Neden günah bunu merak ediyorum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bir şey Allah tarafından haram kılındığında, onun haram olmasının asıl sebebi Allah’ın onu haram kılmış olmasıdır. Mümin, bir şeyin haram olduğunu öğrendiğinde öncelikle “Bunun bana ne zararı var?” diye değil, “Allah bunu yasakladı” diyerek ondan sakınır. Çünkü kulluğun özü Allah’ın emrine teslim olmaktır.

Mesela neden namaz kılıyoruz?

Namazın ruhumuza, bedenimize ve hayatımıza elbette pek çok faydası vardır. Fakat biz namazı sağlık, spor veya başka bir fayda için değil, Allah emrettiği için kılarız. Bu faydalar namazın hikmetlerindendir; ibadet etmemizin asıl sebebi değildir.

Aynı şekilde faiz, kumar, içki ve diğer haramlar için de durum böyledir. Bunların çeşitli zararları ve haram kılınmalarının birçok hikmeti vardır. Ancak Müslüman bunları zararlarını keşfettiği için değil, Allah haram kıldığı için terk eder. Bir haramın hikmetini hiç bilmesek bile Allah’ın emri bizim için yeterlidir.

Çünkü Allah’ın hükmüne uymak, o hükmün hikmetini anlayabilme şartına bağlı değildir. Bazen bir hükmün hikmetini anlayabilir, bazen anlayamayabiliriz. Her iki durumda da Allah’ın hükmüne teslim oluruz. Allah’ın hükmüne itaat etmek kulluktur; hikmetlerini araştırmak ise ilim ve tefekkürdür.

Bununla beraber, “Allah’ın faizi haram kılmasının hikmetleri nelerdir?” diye sormak ve bunları anlamaya çalışmak da güzeldir.

Faiz yasağının hikmetleri arasında;

borç ilişkisinde adaleti korumak,
ihtiyaç içindeki insanın sömürülmesini önlemek,
borcun zamanla ağırlaşmasına ve bir borç döngüsüne dönüşmesine engel olmak,
kazanç ile risk arasındaki dengeyi korumak,
paranın emek ve gerçek ekonomik faaliyetlerden koparak kendi başına sürekli kazanç sağlayan bir araca dönüşmesini önlemek
ve servetin belli ellerde sürekli toplanmasını sınırlamak

gibi sayısız hikmetten bazıları sayılabilir.

Ayrıca faiz yasağı, borç ilişkisini yalnızca bir kazanç fırsatı olmaktan çıkarıp yardımlaşma, merhamet ve ihtiyaç sahibine kolaylık sağlama anlayışını güçlendirir.

İslam’da ticaret ve meşru kazanç teşvik edilir; ancak ticarette kâr kadar zarar ve risk de söz konusudur. Faizli borç ilişkisinde ise borç verenin getirisi, borçlunun kâr veya zararından bağımsız olarak önceden belirlenir. Bu yönüyle faiz yasağında adaleti ve hakkaniyeti korumaya yönelik önemli hikmetler bulunmaktadır.

Faizden uzak durmanın hikmet ve faydaları

Öncelikle, haramı terk etmek de Allah’ın emrine uymaktır ve bu itaatin kendisi sevaptır. Dolayısıyla Müslüman faizi terk ettiğinde yalnızca bir zarardan uzaklaşmış olmaz; aynı zamanda Allah’ın haram kıldığı bir şeyi terk ederek kulluk etmiş olur.

Bunun yanında faiz yasağının birey ve toplum açısından birçok hikmet ve faydası düşünülebilir:

  • Borçluyu korur: İhtiyaç sahibi insanın zor durumunun bir kazanç aracına dönüştürülmesini engeller.
  • Borç yükünün büyümesini önler: Faizli borcun zamanla ağırlaşarak kişiyi daha büyük bir borç yükü altına sokmasına karşı koruyucu bir sınır oluşturur.
  • Adaleti güçlendirir: Kazanç ile risk arasında daha dengeli bir ilişki kurulmasına katkı sağlar.
  • Yardımlaşma duygusunu güçlendirir: Borç vermeyi yalnızca kâr elde etme aracı olmaktan çıkarıp ihtiyaç sahibine destek olma anlayışını teşvik eder.
  • Gerçek ekonomik faaliyeti teşvik eder: Sermayenin yalnızca para üzerinden para kazanmak yerine ticaret, üretim ve ortaklık gibi gerçek ekonomik faaliyetlere yönelmesini sağlar.
  • Sömürünün önüne geçer: Güçlü olanın, ihtiyaç içindeki kişinin mecburiyetinden sürekli kazanç elde etmesine karşı bir sınır koyar.
  • Toplumsal dayanışmayı artırır: İnsanların birbirlerinin sıkıntılarını fırsata çevirmek yerine gidermeye çalışmalarını teşvik eder.
  • Helal kazanç bilincini güçlendirir: Mümini her türlü kazancı meşru görmemeye ve Allah’ın belirlediği helal-haram sınırlarına dikkat etmeye yöneltir.

Faiz yasağının toplumsal ve ekonomik hikmetleri

İslam, servet edinmeyi veya mülkiyeti bütünüyle yasaklamaz; helal yollarla kazanılan serveti meşru kabul eder. Ancak servetin haksız ve haram yollarla belli ellerde toplanmasına, özellikle de faizin insan emeğini ve ihtiyaç sahiplerini sömüren bir araca dönüşmesine karşı çıkar.

Faizin yasaklanmasının hikmetlerinden biri, sermayenin emek, üretim, ticaret ve gerçek ekonomik faaliyetle buluşmasını sağlamak ve paranın hiçbir emek ve risk olmaksızın kendi kendine sürekli kazanç sağlayan bir araca dönüşmesini sınırlamaktır.

Bunun yanında İslam, zenginliği de başlı başına bir problem olarak görmez. Zekât, sadaka ve diğer yardımlaşma müesseseleriyle ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesini ve toplumda dayanışmanın güçlenmesini sağlar. Böylece ne sermaye ve mülkiyet tamamen ortadan kaldırılır ne de fakir ve zayıflar güçlülerin insafına terk edilir. İslam, emek ile sermaye arasında bir denge kurarak zengin ile fakir, işveren ile çalışan arasında düşmanlık ve çatışma yerine adalet, merhamet ve dayanışmayı hedefler.

Bu açıdan faiz yalnızca bireysel bir kazanç meselesi değildir; toplumun ekonomik ve sosyal dengesini etkileyen bir mesele olarak da görülebilir. Faiz, borçluyu ağır bir yük altına sokabilir, sermaye ile emek arasındaki uçurumu büyütebilir ve ekonomik ilişkileri karşılıklı yardımlaşmadan çıkarıp menfaat merkezli hâle getirebilir.

İslam ise bunun karşısına faizin yasaklanması, zekâtın emredilmesi, sadaka ve yardımlaşmanın teşvik edilmesi gibi müesseseler koyar. Böylece güçlü olanın zayıfı ezmesine izin verilmezken, servet ve mülkiyet de bütünüyle reddedilmez.

Dolayısıyla İslam’ın ortaya koyduğu ekonomik anlayış, ne servetin tamamen reddedilmesi ne de güçlü olanın zayıfı ezmesine izin verilmesidir. Servet meşru yollarla kazanılabilir; fakat onun topluma karşı sorumluluğu vardır. Sermaye emek ve üretimle buluşmalı, ihtiyaç sahipleri korunmalı, zengin ile fakir arasındaki uçurumun derinleşmesi önlenmelidir.

Kısacası, faizin haram kılınmasındaki hikmetlerden biri, ekonomik hayatı menfaat ve sömürü merkezli olmaktan çıkarıp adalet, üretim, dayanışma ve merhamet üzerine kurmaktır. Zekât ve diğer yardımlaşma mekanizmaları da bunun tamamlayıcısıdır. Böylece İslam, sermayeyi yok etmek yerine onu emek ve toplumla buluşturmayı; fakiri ezmek yerine korumayı; zengini düşmanlaştırmak yerine sorumluluk sahibi kılmayı hedefler.

Fakat bütün bunlar, tekrar ifade etmek gerekir ki, faizin haram olmasının asıl sebebi değildir; haram kılınmasının hikmet ve faydalarıdır. Çünkü biz faizin bütün zararlarını anlayamasak bile Allah haram kıldığı için ondan sakınırız.

Dolayısıyla bir Müslümanın tavrı şöyle özetlenebilir:

“Allah yasakladığı için sakınırım; hikmetlerini öğrendiğimde ise Allah’ın hükmündeki rahmeti, adaleti ve kulları için olan faydaları daha iyi anlamaya çalışırım.”

Asıl olan itaat ve teslimiyettir; hikmetlerini araştırmak ise bunun yanında gelen ilim ve tefekkürdür.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun