Şuarâ Suresi 198., 199., 200., 201., 202., 203. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
Değerli kardeşimiz,
Şuarâ Suresi
198.-199.-200.-201.-202.-203. Ayetler
وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلٰى بَعْضِ الْاَعْجَمٖينَۙ ﴿١٩٨
فَقَرَاَهُ عَلَيْهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ مُؤْمِنٖينَؕ ﴿١٩٩
كَذٰلِكَ سَلَكْنَاهُ فٖي قُلُوبِ الْمُجْرِمٖينَؕ ﴿٢٠٠
لَا يُؤْمِنُونَ بِهٖ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلٖيمَۙ ﴿٢٠١
فَيَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَۙ ﴿٢٠٢
فَيَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنْظَرُونَؕ ﴿٢٠٣
Meal
﴾198-199﴿ Kur’an’ı Arap olmayanlardan birine indirseydik de onu onlara okusaydı, yine iman etmezlerdi.
﴾200﴿ Onu (inkârı) günahkârların zihinlerine böyle soktuk.
﴾201﴿ Onlar, sonunda can yakıcı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
﴾202﴿ O azap farkında olmadan kendilerine ansızın geliverir.
﴾203﴿ Sonra, “Bize yeni bir süre verilir mi acaba?” diyecekler.
Tefsir
Yukarıda 195. âyette, Kur’an’ın tam olarak anlaşılabilmesi için “açık bir Arapça” ile indirilmiş olduğu ifade edilmişti. Ancak Hz. Peygamber Arap, getirdiği mesaj da Arapça olunca müşrikler bunu kendisinin uydurduğunu iddia ettiler (bk. Hûd 11/13). Oysa Allah mesajını Arap olmayan birine Arapça olarak indirse ve onun okumasını sağlasaydı –uydurdu diyemezlerdi ama– yine de iman etmezlerdi (Şevkânî, IV,114) veya Kur’an’ı bir yabancının diliyle vahyetmiş olsaydı inkârcılar bu sefer de mesajı anlayamadıklarını ileri sürerek yine inanmayacaklardı (krş. Fussılet 41/44).
Allah Teâlâ, Kur’an’ın hak olduğuna dair İsrâiloğulları bilginlerinin onun hakkında bilgi sahibi olmalarını delil olarak göstermektedir. Zira onlar bir peygamberin geleceğini, onun bazı niteliklerini ve getireceği mesajı kendi kitaplarında okuyor ve biliyorlardı. Kur’an’ın hak olduğu günahkârların zihinlerine yerleştirilmiş, onu anlamaları da sağlanmış bulunmasına rağmen can yakıcı azabı görmedikçe onların inanmayacakları ifade buyurulmaktadır. Ancak azap geldiği zaman da yaptıklarına pişman olacak ve kaybettiklerini telâfi etmek için mühlet isteyeceklerdir. Bu durum Hz. Peygamber’i teselli ettiği gibi müşrikleri de ikaz etmektedir.
Müfessirler 200-201. âyetlere “(Kendi günahları yüzünden) suçluların kalbine inkârcılığı böyle yerleştirdik; onlar iman etmezler, sonunda can yakıcı azabı görürler” şeklinde de mâna vermişlerdir (Taberî, XIX, 115-116; İbn Kesîr, VI, 173; Şevkânî, IV,114).
Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 174-175
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Hac Suresi 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Meryem Suresi 97. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Kur’an’ın Edebi Yönü
- Yûsuf Suresi 2. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Bakara Suresi 191 ve 192. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Rahmân Suresi 14., 15. ve 16. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Kuran ve hadislere göre imtihan neden vardır?
- En'âm Suresi 92. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Zâriyât Suresi 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Kur'an kendisi hidayet rehberi ve açıklayıcı olduğu halde, neden müfessirlerce açıklanmaya ihtiyaç duyuluyor?