Bakara Suresi 111. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
Değerli kardeşimiz,
Bakara Suresi
111. Ayetin Aslı
وَقَالُوا لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ اِلَّا مَنْ كَانَ هُودًا اَوْ نَصَارٰىۜ تِلْكَ اَمَانِيُّهُمْۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ ﴿١١١
Meali
﴾111﴿ Onlar, “Yahudi veya Hristiyan olanlar hariç, hiç kimse cennete giremeyecek.” dediler. Bu onların kuruntusudur. De ki: “Eğer sözünüzde doğru iseniz kesin kanıtınızı getirin!”
Tefsiri
Yahudiler sadece Yahudilerin, Hristiyanlar da sadece Hristiyanların cennete gireceklerini ileri sürdüler. Fakat Kur’an, “Eğer sözünüzde doğru iseniz kesin kanıtınızı getirin” şeklindeki çağrısıyla bu iddiaların delilsiz ve temelsiz olduğuna işaret etmektedir.
“Kesin kanıt” diye tercüme edilen burhan kelimesi, bilimsel ve felsefî bir terim olarak “doğruluğunda asla kuşku bulunmayan ve kesin bilgi sağlayan delil” anlamında kullanılmaktadır. Bu açıdan bazı âlimler Kur’an’ın bir adının da burhan olduğunu belirtirler (Meselâ bk. İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-mesîr, II, 264). Bazı hadislerde de burhan “kesin bilgi ve kanıt” mânasında kullanılmıştır (bk. İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “Burhan” md.).
İslâm dünyasında burhanın felsefe, kelâm ve fıkıh usulünde bir kanıtlama yöntemi ve kıyas türü olarak kullanılması, Grek felsefesinin Arapça’ya tercüme edilmesiyle başlamış ve bu yöntem, “beş sanat” denilen kanıtlama yöntemlerinin (burhan, cedel, hatâbe [hitabet], şiir, safsata) en güçlüsü sayılmıştır (Geniş bilgi için bk. M. Naci Bolay, “Beş Sanat”, DİA, V, 546-547; Yusuf Şevki Yavuz, “Burhan”, DİA, V, 429-430).
Konumuz olan âyette burhanın, bütün şüpheleri ortadan kaldıracak açıklıkta ve itirazlara yer bırakmayacak kesinlikte bir delil olduğuna işaret edilmiş; dolayısıyla bir iddianın kabulü veya reddi, kuruntulara değil, bu şekildeki bir kanıtlamaya bağlanmıştır.
Buna göre Yahudilerle Hristiyanların, kendi dinlerinden olmayanların cennete giremeyecekleri yolundaki iddiaları böyle bir kanıttan yoksun olup sadece onların bir kuruntusudur. Çünkü onlar akıllarıyla değil duygularıyla hareket ediyorlar; Müslümanları kıskanıyor, onların küfre dönerek ilâhî lütuflardan mahrum kalmalarını arzuluyorlardı. İşte onların cennete sadece kendilerinin gireceklerini ileri sürmeleri de bir hakikat olmayıp, kıskançlık duygularının ürünü olan bir temennidir. Kur’an ise boş temennilere değil, gerçeklere önem verdiği için “Kanıtınızı getirin” buyuruyor. Çünkü Kur’an kendi tabiriyle, burhana veya basirete önem verir (bk. Yûsuf 12/108).
Aslında bir iddianın doğruluğunu burhanla kanıtlamak şeklindeki ilke, görüldüğü gibi Kur’an’ın da vazgeçilmez saydığı evrensel bir ilke olup bu âyette dolaylı olarak Müslümanların da dinî, fikrî ve bilimsel görüşlerini savunurken, duygusal hükümlerden, taklitten sıyrılmaları; görüşlerini ve inançlarını gerçekliği kuşkulu delillere değil, kesin kanıtlar üzerine temellendirmeleri, dindarlıklarını bu düzeye yükseltmeleri gerektiğine işaret edilmekte olup bu, Kur’an’ın her vesileyle üzerinde durduğu bir öğreti ve mesajdır.
Kaynak: bk. DİB., Kur'an Yolu Meal ve Tefsir, I, 188-189.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Nisâ Suresi 174. ve 175. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Câsiye Suresi 25. ve 26. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Kasas Suresi 74. ve 75. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Nisâ Suresi 111. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Neml Suresi 64. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Sâd Suresi 31., 32. ve 33. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Bakara Suresi 196. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Yûnus Suresi 75., 76., 77., 78., 79., 80., 81. ve 82. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Yûsuf Suresi 59. ve 60. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 111. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?