Nişanı atan tarafın verdiği zararı isteme hakkımız var mı?

Soru Detayı

Nişanlandık. Düğün öncesi ev eşyalarının nasıl alınacağını kız tarafı ile görüşerek bir karara vardık. Yatak odası, bulaşık makinesi ve fırını kız tarafı alacak geri kalan tüm eşyalar erkek tarafına ait olacak dedik ve karar vardık. Bu şekilde de alımı yapıldı...
Gelin adayı benimle evlenmekten vazgeçti. Ailesinin yanından ayrılıp gurbete gelmeyeceğini gerekçe göstererek nişan attı. Bu olay sonucunda aldığımız ürünlerin hemen hemen hepsinde iadesi noktasında ciddi zararlarım var. Bu zararın tamamını ya da belli bir miktarını kız tarafından karşılanmasını talep edebilir miyim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sizden kaynaklanan bir kusur bulunmaksızın nişanı atan kız tarafından zararınızın tazminini isteyebilirsiniz.

İslâm hukukunda nişanlılık taraflara evlenme mecburiyeti getirmediğinden nişanlılar sebepli ya da sebepsiz, tek taraflı veya anlaşarak nişanı sona erdirebilir.

Ancak genel olarak sözden dönmenin dinen hoş karşılanmaması yanında nişanı bozmanın karşı tarafa vereceği maddî ve manevî zararın da iyice düşünülmesi ve ona göre hareket edilmesi tavsiye edilmiştir.

Nişan ne şekilde sona erdirilirse erdirilsin eğer erkek mehre mahsuben bir miktar mal veya para vermişse bunu talep edebilir. Zira mehir evlilik akdinin hukukî sonucudur; evlilik olmayınca kadın mehirden bir şey hak edemez.

Hediyeler konusunda Hanefîler hibe hükümlerinin geçerli olacağı, dolayısıyla hibeden dönmeye engel bir durum yoksa verilen hediyenin geri alınabileceği kanaatindedir.

Malikî mezhebine göre verilen hediyeler geri alınamaz. Bazı Malikî fakihleri ise bu hususta örf veya kararlaştırılmış şart varsa buna göre hareket edileceği görüşündedir. Örf veya şart yoksa nişanı bozan taraf olmamak kaydıyla hediyeyi veren erkek bunu geri isteyebilir. Bu görüşün sahipleri, bu tür hediyeleri mutlak şekilde yapılan bir bağış değil evlenme şartıyla yapılmış şartlı bir hibe olarak kabul etmektedir.

Şafiîlere göre nişan kimin tarafından sona erdirilirse erdirilsin hediyeler geri istenebilir.

Hanbelî mezhebine göre ise hediyeyi veren taraf nişanı bozarsa hediyeyi geri alamaz, aksi takdirde alabilir.
Klasik fıkıh literatüründe haklı bir sebep olmaksızın nişanın bozulabileceği kabul edilmiş, ancak kusursuz tarafın uğrayacağı maddî ve manevî zararın tazmini üzerinde durulmamıştır.

1917 tarihli Osmanlı Aile Hukuku Kararnâmesi de tazminatla ilgili açık veya zımnî bir düzenleme yapmamış, muhtemelen bu meselenin hallini kazâî ve ilmî ictihadlara bırakmıştır.

Bazı çağdaş âlimler evlenme ümidiyle tarafların büyük masraflar yaptığına, çalışan kadınların işten ayrılabildiğine, uzun nişanlılık devresi sonunda nişanın bozulmasının özellikle kadının toplum içindeki itibarını sarsıp asılsız dedikodu ve ithamlara sebep olduğuna, hatta kusursuz tarafın beden ve ruh sağlığını bozabildiğine dikkat çekerek nişanın bozulması durumunda tazminat davası açılabileceğini ileri sürmüştür.

Karşı görüş sahipleri, İslâm’da nişanlanmanın bir akid olarak kabul edilmediğini ve taraflara evlenme mecburiyeti yüklemediğini, dolayısıyla nişanı bozan tarafın hakkını kullandığını belirterek nişanın bozulmasından dolayı tazminat talep edilemeyeceğini savunur.

Ayrıca bazıları, bu sorunun ağırlaşmasında nişanlılık süresinin gereğinden uzun tutulmasının ve bu süre içinde mahremiyet sınırlarına dikkat edilmemesinin de payı olduğuna dikkat çeker.

Nişanı bozan tarafın belli şartlarla tazminat ödemeye mahkûm edilebileceğini kabul eden günümüz İslâm hukukçuları bu görüşlerini hakkın kötüye kullanılamayacağı, zararın izale edileceği ve -bazı Malikî hukukçularının benimsediği- vaadin bağlayıcılığı prensiplerine dayandırmaktadır.

Bunlardan bir kısmı nişanın bozulması sebebiyle sadece maddî tazminat talep edilebileceği, diğer bir kısmı ise nişanlılık döneminin uzaması gibi durumlarda manevî tazminat da istenebileceği kanaatindedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
406 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun