Şafi mezhebine göre yiyecek ve içeceklerde helal ve haram ile ilgili hükümler nelerdir?

 

İçindekiler

İslâmiyet insan sağlığına büyük önem vermiş, insanın hayatını korumak, onu ölümden kurtarmak, ibadetlerini yapabilecek ve nafakasını temin için ça­lışabilecek gücü elde etmesini sağlamak amacıyla asgari seviyede yeme ve içmesini vacip kılmıştır. Bu seviyenin üstünde yeme ve içmesi ise, israfa git­memesi kaydıyla kendisine mubah kılınmıştır. Yemede ve içmede israfa git­mek haram olduğu gibi, insan vücudu için zararlı ve tehlikelidir.Her şeyde olduğu gibi yeme ve içmede de ölçüyü kaçırmamak, mutedil olmak gerekir. Bu hususta yüce rabbimiz bizleri şöyle uyarıyor: "Yiyin, için, fa­kat israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez." (A'râf 7/31.)

 

İnsan, yiyecek ve içeceklerini hoş, temiz ve selim tabiatın tiksinmediği şeylerden seçmelidir. Yüce Allah, yeryüzündeki faydalı her şeyi insanlara he­lâl kılarak şöyle buyurmuştur: "Ey insanlarl Yeryüzündeki şeylerin helâl ve te­miz olanlarından yiyin." (Bakara 2/168.)

 

Biz insanlara birer nimet olarak bahşedilmiş olan bu hoş, temiz ve helâl yiyeceklerle içeceklerden yararlanmamız yüce rabbimizin de hoşuna gidece­ği bir şeydir. O bunları istifade edip kendisine şükredilmesi için yaratmıştır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: "Kibir ve gurura kapılmaksızın yiyin için, sadaka verin ve giyinin. Şüphesiz Allah, nimetlerinin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever." (Ahmed, el-Müsned, 2/182)

 

Yiyecek çeşitleri

İnsanların gıdaları, bitkiler ve hayvanlar olmak üzere iki kısma ayrılır.

 

Bitkiler

Bunların sarhoşluk verenleri, insan vücuduna zararlı olanları ve necis olanları dışında kalanlar helâldir. Necis olan veya içine necaset karıştığı için murdar olan yiyeceklerin yenmesi haramdır. Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Peygam­berden (s.a.v) bahsedilirken, "Onlara kötü ve pis şeyleri haram kılar" (A'râf 7/157.)den­mektedir.Şu halde temiz bir besin maddesine necis bir şey karışınca o besinden istifade etmek haram olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) yağın içine düşen fareyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "Fare yağın içine düştüğünde yağ eğer katı ise, fareyi ve çevresindeki yağı atın. Yağ eğer sıvı ise (artık) ona yaklaş­mayın. "( Ebû Davud, Et'ime, 48.)

 

İçine murdar şeylerin karıştığı besin maddesinin yenmesi helâl olsaydı, Peygamber Efendimiz, yukarıdaki hadis-i şeriflerinde, "Ona yaklaşmayın" di­ye buyurmazdı.İnsan sağlığına zarar veren ve insan hayatı bakımından tehlikeli olan taş, toprak, eroin, zehir ve benzeri şeylerin yenmesi, içilmesi haramdır. Yüce rab-bimiz, "Kendi kendinizi tehlikeye atmayın" (Bakara 2/195.) buyurmakla bizi bu konuda uyarmaktadır. Ama vücuda yararlı ve insan sağlığı açısından yenmesi, içilmesi gerekli olan sebze, meyve, tahıl ve benzeri besin maddelerinden istifade et­mek helâldir."De ki: Allah'ın kulları  için yarattığı süsleri ve temiz rızkı kim haram kıl­mış?" (A'râf 7/32.)

 

Hayvanlar

Hayvanlar, kara hayvanları ve deniz hayvanları olmak üzere iki kısma ay­rılırlar.

 

Deniz hayvanları

Balığın bütün çeşitleri helâldir. İslâm'ın geldiği dönemde Araplar tüm ba­lık çeşitlerini temiz ve helâl kabul ediyorlardı. İslâm dinî de onların bu kabul­lerini benimseyerek her çeşit balığın yenmesini helâl kabul etmiştir. Bu husus­ta yüce rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Sizin için de yolcular için de bir geçim­lik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helâl kı­lındı." (Mâide 5/96.)

 

Bu âyette geçen deniz avı sözüyle denizde avlanan balıklar ve diğer de­niz yaratıkları kastedilmiştir.

Bu konudaki rivayetlerden birinde anlatıldığına göre adamın biri sevgili Peygamberimiz'e, "Ey Allah'ın Resulü! Biz deniz yolculuğu yaparız ve bera­berimizde az su taşırız. Onunla abdest alsak susuz kalırız. Bu durumda deniz suyuyla abdest alabilir miyiz?" diye sormuş ve ondan şu cevabı almıştır: "De­nizin suyu temiz, ölüsü helâldir." (Tirmizî, Taharet, 52.)

 

Kara hayvanları

Deve, sığır, koyun, keçi, at, yabani sığır, deve kuşu, yabani merkep, ge­yik, tavşan, ceylan gibi hayvanların yenmesi helâldir. Ancak katır ve ehlî mer­kep gibi hayvanlar, yenmesi helâl olan hayvanlar kapsamından çıkarılmışlar­dır. Câbir b. Abdullah (r.a) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber Hayber Sa­vaşı'nda ehlî merkep etinin yenmesini haram kıldı. At etinin yenmesine ise ruhsat verdi." (Buhârî, Zebâih, 27.)

 

Katırlar da ehlî merkep grubuna dahil edilmiştir. Katır, eti haram olan merkep ile eti helâl olan attan doğmuştur. Bu bakımdan merkep etinin harami­liği, at etinin helâlliğine ağır basmakta ve dolayısıyla katır eti haram sayılmak­tadır.Asr-ı saâdet'te pis ve murdar sayılan tüm haşere ve benzerlerinin yenme­si şimdi de haramdır.Kuvvetli, yırtıcı ve dişlerini silâh olarak kullanan bütün hayvanların eti ha­ramdır. Kedi, köpek, kurt, ayı, fil, domuz, çakal, aslan, kaplan, maymun, va­şak, baykuş ve benzerleri, yenmesi haram olan hayvanlardır. Ön dişleri zayıf olup bunlarla herhangi bir şeyi parçalama imkânı bulunmayan kirpi ve tilki gi­bi hayvanların etlerinin yenmesi haram değildir.(Mustafa el-Hın, el-Fıkhü'l-Menhecî, 2/71.)

 

Güçlü tırnakları ve pençeleri olup, bunlarla avlarını parçalayan kuşların hepsi haramdır, etleri yenilmez. Kartal, doğan, şahin, akbaba gibi kuşlar bu gruba örnek gösterilebilir. Çünkü Hz. Peygamber pençeli ve azı dişli hayvan­ların etlerinin yenmesini yasaklamıştır.(Müslim, Sayd ve Zebâih, 3.)

 

Bu hayvanlar yırtıcı bir tabiata sa­hip olduklarından leş yerler ve leş yedikleri için de pis sayılırlar. Bu sebeple etlerinin yenmesi haramdır.Yılan, akrep, fare gibi zararlı oldukları herkesçe kabul edilen ve zararları sabit olan hayvanların da etlerini yemek haramdır. Ayrıca selim tabiatlı insan­lar da bunlardan tiksinir ve bunları yemeye asla yanaşmazlar. Hz. Peygamber (s.a.v) bunların zararlı hayvanlar olduklarını ve öldürülmeleri gerektiğini şöyle bildirmiştir: "Hayvanlardan beş tanesi vardır ki, bunların her biri fâsıktır (mur­dar ve zararlı). Harem bölgesinde olsun, HU (denen Harem dışı) bölgesinde olsun bunlar öldürülür: Karga, çaylak, akrep, fare ve kuduz köpek." (Buhârî, Bed'ü'l-Halk, 16, Cezâü's-Sayd, 7; Müslim, Hac, 66, 67; Mâlik, el-Muvatta; Hac, 90.)

 

Konuyu toparlayacak olursak, yiyeceklerle içeceklerin helâl olanlarıyla haram olanlarını şu başlıklar altında sıralayabiliriz:

 

I.   Helâl Yiyecekler

1. Sığırcık, kaz, tavuk, ördek, güvercin, bülbül ve benzeri kuşların eti he­lâldir.

2. Temiz ve bedene zarara vermeyen tüm maddelerin yenmesi helâldir. Meselâ çiçek, meyve, tahıl, yumurta, peynir ve zehirsiz mantarın yenmesi helâldir. İnsan tabiatının tiksinip pis saydığı sümük, meni ve benzeri şeylerse ha­ramdır.

3. Eti yenen hayvanların sütü helâl, eti yenmeyenlerinki ise haramdır. An­cak insan sütü temiz olup içilmesi helâldir.

4.  Fazla eziyet vermemek maksadıyla, kesim esnasında hayvanın elekt­rik şoku ile bayıltılması, bu hayvanın kurban olarak kesilmesine engel ayıplar­dan sayılmaz.

 

Hanefî mezhebine göre kurbana engel ayıp, kesim esnasında meydana gelen arızalar olmayıp, hayvanda önceden mevcut olan ve emsaline göre hayvanın değerini noksanlaştıran kusurlardır. Kesim esnasında meydana ge­len kusurlar, kesim işlemine dahil bir ameliye olup, kurbana engel ayıp sayıl­maz. Bu itibarla, canlı olarak (şok etkisi ile ölmeden önce hemen) kesilmek kaydıyla kurbanlık hayvanın elektrik şoku ile bayıltılarak kesilmesi de caizdir.

 

Hayvan henüz kesilmeden, şok etkisiyle ölürse, kurban olmayacağı gibi, eti de yenmez.

Şunu da belirtmeliyiz ki, bütün canlılara merhametli olmayı esas alan yü­ce dinimiz, hayvanları keserken onlara eziyet edilmemesi üzerinde ısrarla durmaktadır. Dolayısıyla kesilmeden önce hayvanlara uygulanan elektrik şo­kunun yüksek voltajlı değil, aksine düşük voltajlı olması gerekmektedir. Çün­kü yüksek voltajla yapılan elektrik şoklaması, hayvana eziyet verip onu incitir ki, bu yüce dinimizin asla tasvip etmediği davranışlardandır. Rahmet ve şef­kati kendine şiar edinen sevgili Peygamberimiz bizleri bu konuda şöyle uyar­maktadır:"Allah (c.c) her şeye ihsanı (iyi davranmayı) farz kıldı. Öldürdüğünüzde güzelce öldürün, kestiğinizde güzelce kesin. Biriniz (bir hayvan kesecek oldu­ğunda) bıçağını bilesin ve keseceği hayvanı rahatlatsın." (Müslim, Sayd ve Zebâih, 11.)

 

II. Haram Yiyecekler

1.  Haşerelerin tümü haramdır. Karınca, sinek, böcek, yılan, kaplumbağa, kurtçuk, sivrisinek, bit, bütün çeşitleriyle arı, akrep, iğneli ve zehirli hayvanlar haramdır. Çekirge, kirpi ve kertenkele bunlardan ayrı tutulmuş olup helâldir.

2.  Papağan, tavus, yarasa, kerkenez, lori kuşu ve kırlangıç gibi hayvan­lar haramdır.

3.  İçine necis bir şeyin düştüğü yağ, pekmez ve sirke gibi sıvı maddeler de temizlenmeleri mümkün olmadığından haramdır.

4.  Taş, toprak, demir, cam, esrar, eroin ve zehir gibi vücuda zarar veren bütün maddeler haramdır.

 

III.   Helâl İçecekler

Yiyeceklerde olduğu gibi içeceklerde de esas olan mubahlıktır. Çünkü Cenâb-ı Allah, yeryüzündeki her şeyi biz insanlar için yaratmıştır. Âyette şöy­le buyrulmuştur: "O (Allah), yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan­dır." (Bakara 2/29.)

 

Gökten inen sular, yerden biten sebze, meyve, tahıl ve her türlü bitkiden elde edilen içecekler helâldir. Yeryüzünde hayat, ancak yüce Allah'ın gökten indirdiği su ile kaimdir. Âyette şöyle buyrulur: "Ölü toprağı canlandıralım, ya­ratıklarımızdan birçok hayvan ve insanı sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik." (Furkan 25/48-49.)

 

Bu âyetlerdeki genel helâllik hükmünden, haram oldukları bildirilen içe­cekler istisna edilmiştir.

 

IV.  Haram İçecekler

1.  İnsan bedenine zarar veren ve zehirli olan içecekler haramdır. Çünkü bunlar -içildikleri takdirde- bedeni hasta eder, belki de öldürür. Oysa yüce Al­lah, kendimizi tehlikeye maruz bırakmamamız ve nefislerimizi öldürmemiz ko­nusunda bizleri açık bir ifadeyle uyarmaktadır.

2.  Kan, sidik, meni, eti yenmeyen hayvanların sütü -insan sütü hariç- ha­ramdır. Bunlar vücuda zarar vermenin yanı sıra insan tabiatını da tiksindirir­ler. Leş, kan ve domuz etini yüce Allah haram kılarak şöyle buyurmuştur: "De ki: Bana vahy olunan Kuran'da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, tümüyle necis olan domuz eti yada Allah'tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum."' (En'âm 6/145.)

 

3.  Sarhoşluk veren içkilerin tümü haramdır. Konuyla ilgili bir âyet-i kerî­mede şöyle buyrulmaktadır: "Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresi-niz." (Mâide 5/90.)

Bu âyet-i kerîmede içkinin haramlığını gösteren beş delil vardır:

a)  İçkiden, kumar ve fal oklarıyla birlikte söz edilmiştir. Bu demektir ki, iç­ki de onlar gibi haramdır.

b) İçkiden, pislik diye söz edilmiştir. Pislik ise haram kılınmış şey demektir.

c)  İçkinin şeytan işi olduğu bildirilmiştir.

d)  İçkiden kaçınılması emredilmiştir.

e)  Kurtuluş, içkiden kaçınma şartına bağlanmıştır.

Sünnete gelince, içkinin haramlığını bildiren çok sayıda hadis-i şerif var­dır: "Zina eden kişi zina ederken mümin değildir. (İçki içen kişi de) içki içerken mümin değildir."(İbn Mâce, Fiten, 3; Nesâî, Eşribe, 42.)

 

İçkinin, vücuda zarar veren haram bir içecek olduğu hususunda müslü-manlar görüş birliği içindedirler.

Aklı perdeleyip fonksiyonel olmaktan çıkaran ve insana sarhoşluk veren her şey haramdır. Şu halde ister ateşte kaynatılan üzüm veya hurmadan, is­ter bal, buğday yahut arpadan, ister sütten yada diğer yiyeceklerle içecekler­den elde edilsin, insanın aklını perdeleyen ve sarhoş kılan her şey haramdır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), "Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haram­dır"'buyurmuştur■. (Ebû Davud, Eşribe, 5; Tirmizî, Eşribe, 3.)

 

İçki içmek, mecburiyet ve çaresizlik karşısında kalmayan, zor ve tehdit görmeyen akıllı ve mükellef insanlara haramdır. İçki içmek haram olduğu gi­bi, içki satmak da haramdır. Sevgili Peygamberimiz, "İçkinin içilmesini haram kılan (Allah), satılmasını da haram kıldı" (Nesâî, Büyü', 90.)buyurmuştur.

Enes b. Mâlik'ten (r.a) rivayet edilen başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmuştur: "Resûlullah (s.a.v) içki hakkında on kişiye lanet etti: Onu sıka­na, sıktırana, içene, taşıyana, kendisi için taşınana, sunana, satıcısına, para­sını (kazancını) yiyene, satın alana ve kendisi için satın alınana." (Tirmizî, Büyü', 55; Ahmed, el-Müsned, 2/97.)

 

Mutemet görüşe göre içki ile tedavi olmak da haramdır. İçkinin ilâç oldu­ğunu söyleyen bir kişiye sevgili Peygamberimiz şu karşılığı vermiştir: "O ilâç değil, olsa olsa hastalıktır." (Müslim, Eşribe, 12.)

 

Eğer doktor, sarhoşluk veren bir ilâcı başka bir madde ile karıştırarak ve­rir de bu ilâç sarhoşluk verici özelliğini kaybeder ve o ilâç da tedavi için mut­laka gerekli olursa, hastanın o ilâcı kullanması caiz olur. Fakat başka bir mad­deyle karıştırıldığı halde sarhoşluk verici özelliğini kaybetmemiş olan bir ilâcı tedavi maksadıyla da olsa kullanmak caiz değildir. Çünkü sarhoşluk veren bir maddenin şifa unsuru olması mümkün değildir. Onun vereceği zarar, kendi­sinden beklenen faydadan çok daha fazladır. Bu konudaki rivayetlerden birin­de ashâb-ı kiramdan Târik b. Süveyd Hadremî şöyle demiştir:"Ben, Hz. Peygamber'e (s.a.v), "Ey Allah'ın Resulü! Bizim bölgede üzüm bağları vardır; üzümleri sıkıp içeriz, buna ne buyurursunuz?" diye sordum, Resûlullah Efendimiz (s.a.v), "Olmaz" diye cevap verdi. Ben, "İyi ama biz onu hastaların tedavisinde kullanıyoruz" deyince şöyle buyurdu: "O şifa değil, ak­sine hastalıktır." (İbn Mâce, Tıb, 27.)

 

Ameliyat olacak kişi, uyuşturulmadan ameliyata dayanamayacak ise, doktorun ona uyuşturucu bir madde vermesi caizdir. Zira şiddetli derecedeki elem ve acılar zaruretler gibidir. Bu sebeple bu gibi durumlarda uyuşturucu maddelerden yararlanmak caizdir. Bu uyuşturucuların hap ve şurup şeklinde verilmesiyle, enjektörle tatbik edilmesi arasında bir fark yoktur.(Mustafa el-Hın, el-Fıkhü'l-Menhecî, 2/82-83)

 

KOLONYA

Kur'ân-ı Kerîm'de şarabın pis olduğu bildirilmektedir.(Mâide 5/90.) Üzümden imal edilen şarap ile diğer maddelerden elde edilen ve sarhoş edici nitelikte olan alkollü içkilerle kolonya arasında fark yoktur. Bunlar da şarap gibi necistir ve haram kılınmışlardır. Bulaştıkları yerin yıkanması gerekir.

 

Hanefî mezhebine göre ise, şaraptan başka sarhoşluk verici alkollü mad­delerin içilmesi haram olmakla birlikte, bunların tıpkı şarap gibi necis olup ol­madıkları konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. İmam Ebû Hanîfe, şarap ve üzümden yapılanların dışındaki alkollü içkilerin bir dirhemden fazlasının el­biseye bulaşması halinde bunun namaza mani olmayacağını söylemiştir.  (Serahsî, el-Mebsût, 24/14)-1

Buna göre kolonya ve ispirto gibi şeylerin içilmeleri haram ise de bunla­rın alınıp satılmaları ve kullanılmaları caiz görülmüştür.

 

Esans, koku, parfüm ve benzeri şeyleri kullanıma elverişli hale geti­rebilmek amacıyla bunlara katılan az miktardaki katkı maddeleri, necis olsa­lar bile görmezden gelinebilecek muaf necasetlerden sayılmıştır. (Cezîrî, Mezâhib, 1/19.)

 

 

SİGARA KULLANMAK

 

Soru-45:Şafi mezhebine göre sigara kullanmak ile ilgili hükümler nelerdir?

 

Cevap:İnsanda bağımlılık meydana getiren kötü ve zararlı alışkanlıklardan biri olan sigara, Asr-ı saâdet'te ve ondan sonraki birkaç asırda bilinmiyordu. Yak­laşık on asırlık bir geçmişi bulunan sigaranın İslâm dünyasına girişi ise beş asırlık bir geçmişe dayanmaktadır. Bu sebeple ilk dönem din bilginlerinin ki­taplarında sigara konusuna değinilmemiştir. Konuyla ilgili fıkhî hükümlere son dönem fakihlerinin kitaplarında rastlamaktayız. Bu kitaplardaki görüşler birey­sel ictihadlara dayanmaktadır. Dolayısıyla bir kısmı doğru, bir kısmı ise hata­lıdır. Bu ictihadların çoğunluğu, sigaranın sadece maddî zararlarını konu edinmektedir. Yani sigara sebebiyle yapılan harcamaların, kişinin bütçesine yüklediği ekonomik yükten kaynaklanan zararları ele almaktadır.

Sigaranın insan sağlığına verdiği zararlara gelince, o zamanlarda fakih-ler bu konuda yeterli bilgiye sahip değillerdi. Bu yüzden bazıları her ne kadar haramlığına hükmetmişlerse de genelde sigaranın dinî hükmü mubahlıkla mekruhluk arasında gidip gelmiştir.İçinde bulunduğumuz çağda bilim alanında yapılan keşifler ve kaydedilen ilerlemeler, sigaranın can, mal, toplum, ahlâk, kamu sağlığı ve çevre temizli­ği üzerinde meydana getirdiği zararları apaçık bir şekilde ortaya koymuştur. Bilim adamlarının yaptıkları araştırma ve incelemeler, sigara dumanının, siga­ra içen kişide birçok hastalığın meydana gelmesinde pay sahibi olduğunu or­taya koymuştur

Bilim adamları, sigara dumanında 270 kadar kimyasal bileşim bulundu­ğunu, bunlardan en az on beş tanesinin kansere sebebiyet verdiğini bildirmiş­lerdir. Bu bileşimlerin en tehlikelileri de zehirli bir madde olan nikotin ile kat­randır.

1978 yılının Mart ayında Mısır'da toplanan Uluslararası Onkoloji Kongre­si, almış olduğu kararda, sigaranın birçok zararı bulunduğunu bildirmiş ve ör­nek olarak da bunların bir kısmını şöyle sıralamıştır:

•  Sigara, kandaki kolesterol maddesini fazlalaştırır. Buna bağlı olarak tansiyonu yükseltir. Damarlarda daralma ve tıkanmaya, göğsün iltihaplanma­sına, kolesterol fazlalığına bağlı olarak felçliğe,

•  Kalp krizine ve buna bağlı olarak ölüme,

•  Beyin damarlarının patlamasına ve beyin kanamasına,

• Akciğer kanserine,

• Ağızdan kötü kokular saçılmasına,

•  Diş çürümelerine, diş etlerinin iltihaplanmasına sebebiyet verir.

Konunun uzmanı bilim adamlarınca bu kadar çok zararlara yol açtığı bil­dirilen bir maddeyi kullanmanın dinî hükmü hakkında, aklıselim sahibi insan­ların zihinlerinde olumsuz bir düşüncenin artık oluştuğunu zannediyorum.Din bilginleri, hayatta karşılaşılan yeni şeylerin hükmünü belirlemede başvurulacak formül ve kurallar ortaya koymuşlardır ki, bunlardan biri de "fayda ve zarar" kuralıdır. Yani faydalı olan her şey meşru, zararlı olan her şey ise haramdır. Bu kuralın kaynağı yüce kitabımızdır. Âyetlerde şöyle buyrulur:"(Ey Muhammedi) Sana, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: Size temiz ve hoş olan şeyler... helâl kılındı."(Mâide 5/4.)

 

"(Peygamber) onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar."( A'râf 7/157.)

Tütünün zararlı bir madde olduğu müşahede, tecrübe ve tabiplerin açık­lamalarıyla sabittir. İnsan sağlığına zararlı olan maddelerin kullanılmasını, di­nimiz kesin olarak haram saymaktadır.(Gilgil, İthâfü's-Sâil, 3/186.)

 

Bazı âlimlerin tütünü helâl göstermeleri, ondaki zararı ortadan kaldırmaz. Sigara, içki, kumar, zina ve hırsızlık gibi Kur'an ve Sünnet'te ismi verilerek ya­saklanmış olmasa da sonuç ve zararlarına bakarak kaçınılması gereken bir şey olduğunu biraz ilim ve insaf sahibi her âlim söyler.

 

Kategori:
29047 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR