Şafi mezhebine göre yarışmalarda ödül alma ile ilgili hükümler nelerdir?

Vücudu kuvvetlendirmek, savaş yeteneklerini geliştirmek ve bilimsel et­kinliklerde bulunmak amacıyla yarışmalar düzenlemek ve bunlara katılmak caizdir.Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) at yarışları düzenlemiştir. (Emîr-i San'ânî, Sübülü's-Selâm, 4/70.)

Çeşitli alanlarda yarışmalar düzenlemenin ve düzenlenen bu yarışmalara katılmanın câizliği hususunda müslümanların görüş birliği vardır.Yarışmalar ödüllü, ödülsüz olmak üzere iki kısma ayrılır. Ödülsüz olanlar hiçbir kayda tâbi tutulmaksızın mutlak surette caizdir. Koşu, güreş ve gülle at­ma yarışları gibi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Hz. Âişe ile koşu yarışı yap­mıştır. Hz. Âişe bu olayı şöyle anlatmaktadır: "Resûlullah (s.a.v) ile koşu ya­rışı yaptım ve onu geçtim. Bir müddet sonra ben kilo aldım. Yeniden yarıştık. Bu defa o beni geçti ve, 'Bu, o yarışmanın karşılığıdır' dedi." (Ebû Davud, Cihâd, 68.)

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) çarşıda ok atma yarışı yapan Eslemoğul-ları'ndan bir grupla karşılaşmış ve onlara, "Ey Ismailoğullan atın, atalarınızda atıcıydı. Atın, ben falan kabileyi tutuyorum" dedi. Bunun üzerine taraflardan biri yarışmadan çekildi. Onlara, "Ne oldu, niye atmıyorsunuz?" diye sordu. Onlar da; "Nasıl atalım ki, siz öbür tarafı tutuyorsunuz!" cevabını verdiler. Bu­nun üzerine, "Atın, ben hepinizle beraberim"'buyurdu. (Buhârî, Cihâd, 78; Enbiyâ, 12; Menâkıb, 4)

Ödüllü yarışmalara gelince bunlar bazı kayıtlara tâbi tutulmuşlardır. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Sadece şu üç şey­de (ödüllü) yarış vardır: Deve yarışı, at yarışı, ok atma yarışı." (Ebû Davud, Cihâd, 67; Tirmizî, Cihâd, 22.)

 

Bu üç şeyde yarış akdi taraflar için bağlayıcıdır. Ödül tek taraftan olursa, yarışı kazananın ödülü alması caiz olur. Meselâ iki yarışçıdan biri diğerine, "Beni geçersen sana ödül olarak şu kadar para vereceğim. Ama ben seni ge­çersem, senden bir şey almayacağım" der de yarışı ödül koyan kişi kazanır­sa, sadece ortaya koyduğu kendi parasını geri alır.Yarışmacıların ikisi de, kazananın alması için ortaya birer miktar para ko­yarlarsa bu helâl olmaz. Ancak helâl kılan üçüncü bir şahıs araya girerse, bu helâl olur. Eğer üçüncü şahıs onları geçerse, iki tarafın da ortaya koymuş ol­dukları ödülleri alır. Ama ikisi o üçüncü şahsı geride bırakırlarsa, bunlardan her biri diğerine bir şey vermez.

İki yarışmacı üçüncü şahsı yani yarışmayı helâl kılan muhallili geride bı­rakıp ikisinden biri önde, diğeri arkadan gelirse önde gelen, hem kendi koy­duğu ödülü hem de diğerinin koyduğu ödülü alır.

İki yarışmacıdan biri önde gelir, ardından da muhallil gelirse, yine önde gelen hem kendi koyduğu ödülü hem de diğerinin koyduğu ödülü alır. Muhal-lile bir şey verilmez. (Cezîrî, Mezâhib, 2/49.)

İki yarışmacının müsabakasını kumar olmaktan çıkarmak için araya üçüncü bir yarışmacıyı muhallil olarak koymakla ilgili olarak Peygamber Efen­dimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kim iki at arasına, yarışı kazanacağına ke­sin gözle bakılmayan üçüncü bir at koyarsa, bu kumar olmaz. Kim de kaza­nacağına kesin gözle bakılan bir atı koyarsa, bu kumar olur." (Ebû Davud, Cihâd, 69.)

Sonuç olarak yarışmalar için dört durum söz konusu olmaktadır. Üç du­rumda yarışma helâl, bir durumda ise kumar hükmünde olup haramdır. Helâl olduğu üç durum şunlardır:

1. Ödülü devletin veya sponsorun yada herhangi bir üçüncü şahsın or­taya koyması ve yarışı kazananın bu ödülü alması.

2.  Ödülü iki yarışmacıdan birinin ortaya koyması ve diğer yarışmacının yarışı kazanması durumunda bu ödülü alması, kaybetmesi durumundaysa sahibinin bunu geri alması.

3.  Yarışmacıların her ikisinin veya bir topluluğun ortaya ödül koyması, beraberlerinde muhallil olarak üçüncü bir şahsın yarışa katılması; yarışı ka­zanması durumunda da ödülü alması, geride kalması durumundaysa kendisi­nin bir şey vermemesi. Bu durumda da yarışmak helâldir. Çünkü yarışmacılar kumar oynamak niyetinde değildirler.Yarışmanın haram olduğu şekle gelince, bu şöyle açıklanabilir: Taraflar­dan her biri ortaya bir miktar para veya başka bir mal koyar. Yarışı kazanan bu ödüllerin tamamını alır; kaybeden hiçbir şey alamaz. Bu, yüce dinimizin haram kılıp yasakladığı kumardan farksızdır.

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun