Erkekler çocukken nefis terbiyesinden geçirilselerdi, kadınların başörtüsüne gerek kalmaz mydı?

Tarih: 02.11.2014 - 11:43 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Erkekler çocukluklarından itibaren nefis terbiyesinden geçirilselerdi kadınların başörtüsüne gerek kalmazdı diyenlere vereceğiniz cevabınız nedir?
- Güya bu iddiayı savunanlara göre, erkekler iyi bir ahlak eğitiminden geçmedikleri için kadınların saç tellerinden tahrik oluyorlar…

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Eğitim ve talimin, terbiye ve ahlakı güzelleştirmenin bu konudaki tesiri göz ardı edilemez. Evliyaların riyazet ve benzeri metotlarla nefislerini hizaya getirdikleri bilinmektedir. Ancak, bu husus çok kimseye nasip olmakla beraber, nefsin ölmesi durumunda onun kötü duygularını -imtihanın gereği olarak- üstlenen kör hissiyatın olduğunu işin ehlinde öğreniyoruz.

Hz. Âdem’den beri bir kısım insanlar değişik yollarla önemli terbiye ve eğitim görmelerine rağmen, fıtratlarında var olan duyguları tamamen ortadan kaldırmadıkları bir gerçektir. Bu durum gösteriyor ki, ahlaki değerlerin tamamen devreye girmesi ve ahlaksızlık duygularının tamamen devre dışı kalması imkânsızdır.

İslami literatürde önemli bir yere sahip olan “Peygamberlerden başka hiç kimse masum değildir.” düsturu, hayal edilen bir teorinin insanlık camiasında gerçekleşmesinin imkân haricinde olduğunun göstergesidir.

İnsanlarda erkek olsun kadın olsun fıtratında kuvve-i şeheviye yaratılmıştır. Eğitim, talim ve terbiye ile “duygular ortadan kaldırılmaz” yalnız yönleri değiştirilebilir. Örneğin, hırsın yüzünü ahirete, inadın yüzünü hakta sebat etmeye çevirmek mümkündür. Fakat hırs ve inat duygusunu tamamen insandan çıkarıp atmak mümkün değildir.

Durum böyle olunca, erkek ile kadın arasındaki kuvve-i şeheviyenin cazibesini ebediyen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Gayri meşru ilişkilere meydan vermemek için yegâne yol, İslam’ın benimsediği “cazibe ortamının” ortadan kaldırmaktır. Yani ateş ile benzini aynı yerde bulundurmamaktır. “Halvet”in, yani birbirlerine nikah düşen erkek ve kadının baş başa, kapalı bir ortamda kalmasının haram kılınması bu açıdan bulunmaz bir tedbirdir.

- Tabii ki burada kadının ve erkeğin tesettürü, yani avret yerlerini kapatmalarıyla ilgili tedbirlerin olmasının izahına gerek yoktur. O zaten başta gereklidir.

Kur’an, bütün olarak kâinatı yaratanın, kâinat içinde insanı yaratanın ve insana “görecek gözler” verenin Allah olduğunu hatırlatır ve bize şöyle seslenir: “Gözlerini haramdan korusunlar.” (Nur, 24/30) Bu emri veren, insanı bu fıtratla yaratandır. İnsan için en fıtri ve en uygun hali, Cenab-ı Hakk’tan başka kim bilebilir? Kim o fıtratı verenin üstünde söz söyleyebilir?

Yüce Yaratıcı, bu emriyle, bizi yaratılışımızın gereği olan bir duruma davet eder. Gözünü haramdan sakınmama, her önüne gelene bakma, İlahi takdirin uygun gördüğü fıtratla çelişen bir durumdur. Çünkü insana verilmiş sınırsız duyguları tek bir duygunun emrine verir. İradesini hükümsüz bırakır. Bütün hayatını, bütün dünyasını ve bütün düşüncesini sadece bir yere odaklayan kişilikler ortaya çıkarır.

Bu nedenle, erkek veya kadının bir başkasının avret sayılan yerine şehvetsiz de olsa bakması haram olduğu gibi, avret yeri kapalı bile olsa şehvetli olarak bakması yine haramdır. Çünkü Mülkün Sahibi olan Allah böyle istiyor. O her şeyi hakkıyla bilendir.

"Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir. Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır." (Mülk, 67/13-14)

İlave bilgi için tıklayınız:

Bir kadının, kadınlara veya erkeklere, şehvetli veya şehvetsiz bakması...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun