Dinimize göre bir kız veya kadın tesettüre riayet edebildiği ve erkek-kadın karışık olmayan bir okulda, dini olmayan alanlarda eğitim almak istiyorsa, babası veya evliyse kocası buna engel olabilir mi?

Tarih: 22.11.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Bir kız veya kadın tesettüre riayet edebildiği ve erkek-kadın karışık olmayan bir okulda (orta okul lise üniversite vb) dini olmayan alanlarda (kimya, sosyoloji, tarih gibi) eğitim almak istiyorsa" okumalıdır. Dinini öğrenmiş, yaşayan, aynı zamanda bir başka alanda da bilgi ve diploma sahibi olmuş Müslüman kadının yapabileceği hizmet, bu hususlarda eksik olanlardan daha iyi, çok ve etkili olabilir.

"Baba veya koca izin vermezse" gerekçesine bakmak gerekir. Gerekçesi geçersiz, zayıf, tutarsız, haksız olursa, kızı veya eşi ne yapacak?

Bir kadın, babasına veya eşine rağmen okumaya karar verse, aile düzeni bozulacak ve bunun da birçok sakıncası olacaktır. Vazgeçse öğrenim ve donanımlı hizmetten mahrum kalacak. Bu durumda çözüm, araya âkıl kişileri koyarak ikna olmalıdır.

İster erkek ister kadın olsun, kendileri için gerekli olan ilimleri öğrenmeleri farzdır. Farz olan bir konuda hiç kimsenin engel olma hakkı olmadığı gibi, onların izinlerine de ihtiyaç yoktur. Zaten bu ilimlerin tahsili için gereken şartları hazırlamak, anne-babanın veya kocanın en önemli görevleri arasındadır.

İhtiyaç duyulan ilimlerin başında şüphesiz dinî ilimlerdir. Bunlarında başında itikat ve ibadetle alakalı ilmihal bilgileridir.

Geriye kalan tıp, mühendislik, mimarlık ve benzeri ilimlerin okunması farz-ı ayın olmasa da bir farz-ı kifâyedir. Bazıları o görevleri üstlenmekle diğerleri günahtan kurtulur. İmamlık, vaizlik, müftülük, doktorluk, ebelik, hemşirelik, mühendislik, mimarlık, idarecilik gibi ilim dalları bu tür farz-ı kifaye kabilindendir. Herkesin müftü olması mümkün olmadığı gibi, mühendis olması da mümkün değildir..

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, sosyoloji, psikoloji, tarih gibi sosyal ilimler veya kimya, fizik, matematik, astronomi gibi fen bilimleri olsun, bu gibi ilimlerin okunması doğrudan olmasa da, dolaylı olarak önem arz etmektedir. Çünkü, her asrın bir özelliği vardır. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle “Zaman büyük bir müfessirdir, kaydını gösterse itiraz edilmez.” Her yönden materyalist felsefenin tasallutu altına giren bu asırda, dalalet ve dinsizlik fen ve felsefeden geliyor. Bu materyalist akımlara karşı koyabilmek için İslam dinini hakkıyla bilip öğrenme, imanı -ilimle mücehhez- tahkîkî bir tarza çevirme mecburiyeti vardır. Bu da ilim tahsil etmekle mümkündür.

Ancak tekrar edelim ki, bu ilimleri tahsil etmek bir farz-ı ayin değildir. Bu sebeple, genel bir fetva olarak herkesin mutlaka okumasının farz / vacip olduğunu, hiçbir velinin buna mani olamayacağını söyleyemeyiz... İşin önemini kavrayarak bu konuda münferit bir tarzda kişilerin ve ailelerin kendilerini ayarlamaları gerekir.

Şunu da unutmayalım ki, bir ailenin fertleri arasındaki barış ve huzurun sağlanması, salt hukuk çerçevesinde değil, karşılık saygı-sevgi, dayanışma, uzlaşma gibi insanî, ahlakî boyutlarında aranmalıdır. Yoksa, herkse cımbızlama metoduyla hakkını aramaya kalkarsa ailede huzur kalmaz. Zira hakların çakıştığı yerler olduğu gibi, çatıştığı yerler de vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun