Cuma suresi 11. ayet cuma hutbesinin farz namazdan sonra olmasına mı işarettir?

Cuma suresi 11. ayet cuma hutbesinin farz namazdan sonra olmasına mı işarettir?
Tarih: 19.05.2022 - 11:06 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve seni ayakta bıraktılar.” (Cuma 62/11)
- Dendi ki; Cuma farz namazı kılınmıştı kervan gelince hutbeyi terk edenler de namaz kılındığı için geri de gelmediler ve peygamberi yalnız hutbede bıraktılar namaz hutbeden sonra kılınacak olsaydı namazı kılmadan terk edip geri gelmemezlik yapamazlardı ve farz namazı geride bırakamazlardı. Bu ayet Cuma hutbesinin farz namazdan sonra okunduğuna delildir.
- Tefsir kaynaklarına baktığımızda bu ayetin nüzulu ile ilgili Buhari ve Müslim’in sahihlerinde rivayetler var, hutbede Hz. Peygamberle kalanların isimleri bile zikrediliyor. Ancak hutbenin namazdan önce mi sonra mı olduğuna tefsirde bir karine yakalayamadık.
- Açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hadis, tefsir ve fıkıh kaynakları, ittifakla hutbenin namazdan önce olduğunu göstermektedir.

Cuma günü, hutbenin cuma namazından önce okunduğunu bildiren bir hadis şöyledir:

"Hz. Peygamber (asm) Efendimiz cuma günü minbere oturduğu zaman, onun müezzini mescidin kapısı üzerinde ezan okurdu, Hz. Peygamber (asm) minberden indiğinde de namaz için kamet getirirdi. Hz. Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) zamanlarında da durum böyleydi. Hz. Osman zamanında insanlar çoğalınca, Medine büyüyüp evlerin mescide olan mesafesi uzaklaştı. O vakit Hz. Osman bir müezzin daha ilave etti. Birinci ezanın (ki Hz. Osman'ın ihdas ettiği ve bugün de minarelerde okunan ilk ezandır) Zevra denilen evinin üzerinde okunmasını emretti. Minber üzerine oturduğu zaman da ikinci müezzin ezan okurdu. Minberden inince ise bu müezzin namaz için kamet getirirdi."(1)

Bu rivayet, çok açık ve net olarak, cuma hutbesinin, Hz. Peygamber (asm) Efendimiz ve Raşid Halifeler dönemlerinde namazdan sonra değil, önce olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, cuma gününde yapılacak duaların mutlaka kabul edildiği bir saatin bulunduğunu bildiren hadisler arasında -bu saatin vaktiyle ilgili bir hadiste geçen ifadeden de- yine gayet açık olarak cuma hutbesinin namazdan önce okunduğu anlaşılmaktadır. Bu rivayette: "O saat, imamın minbere oturması ile namazın bitmesi arasındadır." buyurulmaktadır.(2)

Ebu Davud'un Hz. Enes'den rivayetine göre:

"Hz. Peygamber (asm) minberden iner, bir kimse ona ihtiyacını arzeder, bu ihtiyacını yerine getirinceye kadar onunla bekler, sonra da mihraba geçer ve namazı kıldırırdı."(3)

Yine, cuma namazına erken gelmeyi teşvik eden ve gelenlerin melekler tarafından kaydedildiği bildirilen hadisten de hutbenin namazdan önce okunduğunu anlamaktayız:

"Cuma günü olunca melekler mescidin kapısında oturarak, cumaya gelenleri yazarlar. İmam minbere çıkınca sahifeleri dürerler ve zikri (hutbeyi) dinlemek üzere mescide girerler."(4)

Meallerini verdiğimiz bu hadisler, cuma hutbelerinin başlangıcından bugüne hiçbir değişiklik yapılmadan, namazdan önce okunduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça ortaya koymaktadır.

Ancak, cuma hutbesinin yerinin değiştirildiğini bildiren ve cuma süresinin 11. ayetinin tefsiri vesilesiyle nakledilen bir rivayeti de burada aktarmak ve irdelemek, meselenin objektif olarak incelenmesine katkıda bulunmuş olacaktır.

Önce ayetin inme nedeniyle ilgili olayı nakledelim. Cabir b. Abdullah (r.a.), şöyle demiştir:

"Hz. Peygamber (asm) cuma günü minberde ayakta hutbe okurken Şam tarafından Dıhye b. Halife ya da Abdurrahman b. Avf veyahut da her ikisinin ortak olduğu yiyecek dolu bir kervan geldi. O zaman Medineliler açlık ve pahalılık içinde kıvranıyorlardı. Arapların âdeti gereği kervan şehre davul-zurna ve sevinç naraları içinde girdi. Kervanın geldiğini duyan mescittekiler dışarı çıkıp kervana koştular ve Hz. Peygamberi (asm) ayakta bıraktılar. Yanında sadece on iki kişi kaldı. Cabir (r.a.), ben onlardan biriydim. İşte bu olay üzerine, وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْواًۨ انْفَضُّٓوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَٓائِماًؕ قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِؕ وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman dağılıp hemen ona gittiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki, Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Kuşkusuz Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır."(5) ayeti nazil oldu.(6)

Cuma suresinin 11. ayetinin nüzul sebebi olarak bu olay nakledilmektedir. Ayette, Hz. Peygamber (asm) Efendimizi hutbede ayakta bırakıp ticaret ya da eğlenceye gidenler Ahmed Naim’in ifadesiyle(7) itab-ı İlahi'ye uğramışlardır. Hatta bir rivayette Hz. Peygamber (asm) konuyla ilgili şöyle buyurmuştur:

"Muhammed'in canını elinde bulunduran Allah hakkı için, eğer birbirinizi izleseydiniz, yani hepiniz gitmiş olsaydınız, vadiyi ateş seli doldurur, sizi götürürdü."(8)

Sahabe efendilerimizin bu davranışı Yüce Allah tarafından hoş karşılanmamış, "Allah'ın yanında olan şey"in, Hz. Peygamber (asm)'i hutbede ayakta terk ederek gittikleri ticaret ya da eğlenceden daha hayırlı olduğu söylenerek uyarıda bulunulmuştur. Aynı zamanda sahabenin yanlış bir davranışı ortaya konmuştur.

Buna rağmen Ebu Davud'un, "Merasil" adlı eserinde, sahabenin bu hareketini açıklama adına şöyle bir rivayet nakledilir:

Hz. Peygamber (asm) daha önce cuma namazını hutbeden önce kılardı. Bu olayda sahabiler namazı kıldıklarını, dolayısıyla hutbeyi dinlememeleri hâlinde bir sakıncanın olmadığını düşünmüşlerdi. İlgili ayet indikten sonra, Hz. Peygamber (asm) cuma namazını hutbeden sonraya bıraktı.(9)

Ebu Davud'un "Sünen"i başta olmak üzere, diğer sünen ve sahih hadis mecmualarında rastlayamadığımız, sadece Ebu Davud'un "Merasil" isimli eserinde yer alan bu rivayette, "Sahabe cuma namazını kılmadan dışarı çıkıp kervanın yanına gitmiş." dedirtmemek ve yine sahabenin, "Nasıl olsa cuma namazımızı kıldık, hutbeyi dinlemesek de olur." diye düşündükleri için kervanın yanına gitmiştir, yoksa onlar namazı kılmadan Peygamberi terk etmezlerdi." denilmektedir.

Kadı Iyaz da bu rivayete dikkat çekerek şöyle bir açıklama yapar:

"Ebu Davud'un 'Merasil'indeki rivayetine göre, sahabenin Hz. Peygamber (asm)'i ayakta bırakıp terk ettikleri hutbesi, cuma namazından sonra idi. Cemaat bu hutbeyi terk etmenin bir sakıncası olmadığını düşünüp dağılmışlardı.

Bu olaydan önce Hz. Peygamber (asm) cuma namazını hutbeden evvel kılardı. Bu (durum), Peygamber Efendimizin (asm) sahabilerinin haline en muvafık olan bir şeydir. Onlardan beklenen, Hz. Peygamber ile birlikte namaz kılmayı terk etmemeleridir. Lakin namaz bittikten sonra artık kalkıp gitmenin caiz olduğunu sandılar.(10)

Bu rivayet sahih ise, Hz. Peygamber (asm) önceki uygulamayı bizzat kendisi kaldırmış demektir. Ancak, ilgili olayda, Hz. Peygamber (asm) ile birlikte kalıp ayrılmayanların sayısı hakkında, 8, 12, 40 gibi rakamların telaffuz edilmesi, bu bilgilerde zafiyetin olduğunu göstermektedir.

Diğer taraftan, olayı anlatan ayetin(11) hemen bir öncesindeki ayet, hutbenin namazdan önce olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Her iki ayet birbiriyle sıkı bir birliktelik arzetmektedir. Ayetlerin anlamı, birlikte düşünüldüğü zaman doğru bir şekilde anlaşılmaktadır.

Nitekim cuma suresinin 10. ayetinde فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ Namaz bitince yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin, denilmektedir.

Buna göre, eğer sahabe efendilerimiz namazı kılmış olsaydılar, Yüce Allah'ın onları uyarması yersiz olurdu. Çünkü bizzat kendisi, bu ayette namaz bitince yer yüzüne dağılabileceklerini bildirmektedir. İzin verilen bir şeyin yapılması halinde bunun sorgulanması uygun olmazdı.

Ayrıca yine eğer hutbe namazdan sonra okunmuş olsaydı, Yüce Allah'ın, "Namaz bitince" demek yerine, "Hutbe bitince" buyurması uygun düşerdi. Böyle buyurmadığına göre anlaşılıyor ki, hutbe önce okunmakta arkasından namaz kılınmaktadır.

Yine, 9. ayette يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, hemen Allah'ı anmaya (zikrullaha) koşun, buyurulmaktadır. Ayette geçen "zikrullah" ifadesinden murat, cumhura göre hutbedir.(12)

Özetle, cuma ile ilgili bu ayetlerde müminlerden istenen şeylerin sıralamasına dikkat edilecek olursa, hutbenin namazdan önce olduğu anlaşılmış olur. Nitekim müminlerden, önce cuma günü ezan okununca hemen zikrullaha yani hutbeyi dinlemeye koşmaları, sonra da namazı kılıp bitirince yer yüzüne Allah'ın lütfundan istemek gayesiyle dağılmaları istenmektedir.

Fıkıh kaynaklarında da hutbenin cuma namazından önce okunacağına dair bilgiler vardır. Fakihlerin ittifakıyla hutbe okumak cuma namazının olmazsa olmaz şartıdır.(13)

- Hanefilere göre, hutbenin bir şartı da cuma namazından önce okunmasıdır.(14)

- Malikî mezhebinde hutbenin cuma namazından önce okunması gerekir.(15)

- Şafii mezhebinde hutbenin cuma namazından önce okunması şarttır.(16).

- Hanbelilere göre de hutbenin namazdan önce irad edilmesi, cumanın sahih olmasının şartıdır.(17)

Hülasa: Dört mezhebe göre cumanın hutbesinin namazdan önce kılınması şarttır.(18)

Kaynaklar:

1) Abdürrezak, Musannef, III, 206, no: 5343; Buhari, Cuma, 21-22, I, 219; Ebu Davud, Salat, 225, no: 1087; Şevkani, Neylü’l-evtar, III, 262-263, no: 2; Yazır, Muhammed Hamdi, Hak Dini Kuran Dili, Eser Neşriyat, İstanbul 1979,VII, 4961-4962.
2) Ebu Davud, Salat, 208, no: 1049.
3) Ebu Davud, Salat, 240, no: 1120; Şevkani, III, 274-275, no: 6.
4) Abdürrezzak, III, 257, no: 5562-5565.
5) Cuma, 62/11.
6) Fahrettin Razi, Hamdi Yazır, Sabuni, ilgil ayetin tefsiri.
7) Ahmed Naim, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, 1985, III, 111.
8) Razi, Kurtubi, ilgili ayetin tefsiri.
9. Ebu Davud, Merasil (tahkik: Şuayb el-Arnavut), Beyrut 1988, s. 105, no: 62; Kurtubi, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri.
10) Sanani, II, 46.
11) Cuma, 62/11.
12) Abdullah İbn Abbas, Tenvlru'l-Mikbas (Mecmu'atün mine't-Tefasir içinde) Beyrut ty, VI, 261; Cessas/Ahkamu'l-Kur'an; Razi, Beydavi, ilgili ayetin tefsiri. Ayrıca detaylı bilgi, kaynak ve değerlendirme ve karşılaştırma için bk. Dr. Abdullah Benli, “Cuma Hutbesinin Öne Alınması" İddiası Üzerine, Kur'an Mesajı İlmi Araştırmalar Dergisi, Nisan, Mayıs, Haziran 99, sayı: 16, 17, 18.
13) bk.V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 2/ 1303.
14) bk. Bedayıu’s-sanayi, 1/262; Meraku’l-Felah, 1/194; el-Mevsuatu’l-fıkhıyetu’l-Kuveytiye, 27/201.
15) bk.V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 2/ 1306.
16) bk. Nevevi, el-Mecmu, 4/514;  V. Zuhayli, 2/1307.
17)  bk. V. Zuhayli, 2/1308.
18) bk. Nevevi, el-Mecmu, 4/514.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun