Diyanet Ve Türkçe İbadet


(*) İlahi Kitablar`ın hepsi, onları insanlığa tebliğ ile görevli peygamberlerin konuştukları dil ile indirilmişlerdir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s)`da Arabistan`da Araplar arasında yetiştiği ve Arapça konuştuğu için, Kitabımız Kur`an-ı Kerim de Arapça indirilmiştir.


Aziz Cemaat, her dilin, başka dillerde bulunmayan, kendisine mahsus ifade ve üslup özellikleri vardır. Bu nedenle hiçbir Tercüme aslın yerini tutamaz. Kur`an ile Tercümesi arasındaki fark ise, Yaratan ile yaratılan arasındaki fark kadar büyüktür. Biri Yaratan Yüce Allah`ın kelâmı, diğeri yaratılan kulun âciz beyanıdır. Bu sebepten Kur`an-ı Mübin`in Tercümesine Kur`an denilemeyeceği gibi. Tercümesinin de Kur`an hükmünde olamayacağı konusunda İslâm bilginleri görüş birliği içinde olmuşlardır. Hangi dilden olursa olsun, Kur`an Tercümesi Kelâmullah sayılamayacağından, Kur`an yerine namazda okunması da câiz değildir.


Değerli Mü`minler, Kur`an-ı Kerim`in üstün özelliklerinden biri de i`cazıdır. Yani bir benzerinin yapılamamasıdır: "O`nun Allah tarafından indirildiğinden şüpheniz varsa, haydi benzerini ortaya koyun."1 anlamındaki tahaddiye (meydan okumaya), bugüne kadar kimse cevap verememiş, Kıyâmet`e kadar da veremeyecektir. "Kur`an`ın bir benzerini ortaya koymak için insanlar ve cinler biraraya toplanıp birbirlerine destek olsalar bile, bunu başaramayacaklarını"2 ifade eden âyet-i kerimeden de, O Yüce Kitab`ın bir benzerinin yapılamayacağı, bu nedenle tercümesinin Kelamullah sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Çünkü Kur`an kavramının muhtevasında, sadece mânâ değil bir rükün olarak lafızları da bulunmaktadır. Cenab-ı Hakk Kur`an-ı Kerim hakkında: "Şüphesiz O (Kur`an), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. O`nu Rûhul-Emin (Cebrail a.s), uyarıcılardan olasın diye, senin kalbinde apaçık Arap diliyle indirmiştir".3 "Böylece biz O`nu Arapça Kur`an olarak indirdik"4 buyurmuştur. Mealleri sunulan bu âyet-i kerimelerden başka müteaddit âyetlerde de Kur`an`ın hem lafız hem mânâ bakımından Arapça olduğu bildirilmiştir.5


Netice olarak Kur`an-ı Kerim`in indirildiği elfazın dışında başka sözlerle ifade edilen mânâ, Cenab-ı Hakk`ın Kelâmı değil, mütercimin yorumudur. Bu ifade Arapça bile olsa Kur`an değildir. Nitekim 1926 senesinde bir İmam-Hatip tarafından Kur`an-ı Kerim`in Türkçe Tercümesinin namazda okunması üzerine, Diyanet İşleri Başkanlığının ilk Reisi`nin şu kararı kayda değer bulunmakta ve denilmektedir ki: "Namazda Kur`an okumak farzdır. Kur`an-ın herhangi bir dildeki tercümesinin Kelâmullah kabul edilmesi ve namazda Kur`an yerine okunması, İslam fakihleri tarafından câiz görülmemiştir. Bunun aksini iddia etmek, dini ölçüleri değiştirip sapıtmak ve İslâm dinini hafife alıp oyuncak haline getirmek olur. Ayrıca, memlekette fitne fesada, müslümanlar arasında ihtilafa sebep olur...


Muhterem Cemaat, Türkçe dua ile Türkçe namaz birbirine karıştırılmamalıdır. Dua, kulun Yüce Hâlık`a dileğini sunmasıdır ki, ülkemizde Türkçe dua zaten yapılmaktadır. Ancak, namazda veya ibadet niyetiyle, okunacağı diğer zamanlarda Kur`an-ı Kerim aslî lafızlarıyla, yani Arapça okunacaktır. Memleketimizde isteyenin istediği yerde, istediği kimseden, istediği zamanda Kur`an öğrenmesinin kolaylığı ve hatta rahatlığı sebebiyle, ferden kılınan namazlar da dahil olmak üzere, Kur`an Tercümesiyle kılınan hiçbir namaz İslam`ın emrettiği namaz değildir. Kur`an-ı Kerim`i bilmeyenlere, Kur`an Tercümesiyle namaz kılmaları tavsiye edileceğine, Kur`an`ı öğrenmeleri hususunda nasihatta, irşatta, ikazda ve beyanda bulunması görevi Kur`an`ın emridir. Kaldı ki, Peygamberimiz Hz. Muhammed`in kıldığı ve mü`minlere öğrettiği namazın kıraatı da Arapçadır. Ancak, mânâsını anlamak, Rabbimizin emir ve yasaklarını öğrenmek gayesiyle Kur`an`ın Tercüme, tefsir ve meallerini yapmak bir ihtiyaç hatta zarurettir.


Bu tebliğ ve tefsir vazifesini, ihtiyaca göre ilk defa Peygamberimiz (a.s) Efendimiz yapmış, değişik dillerde O`nun neşrini ve herkesin istifadesine sunulmasını emretmiştir.6Kur`an`ı anlama gayesiyle, Asr-ı Saadetten günümüze kadar yapılan Tercüme, tefsir ve mealleri, namazın haricinde okumak sevap ve genel mânâda bir ibadettir. Kur`anımızın anlaşılmaz bir kitap olmadığını ve insanlığın kurtuluşu için indirildiğini açıklayan âyet mealleriyle hutbemizi bitiriyorum:

"Andolsun ki, Kur`an`ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?,7 "Ey insanlar, size Rabbiniz`den bir öğüt, gönüllerde olan (dertlere) şifa, mü`minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir."8 "Şüphesiz bu Kur`an, (insanları) en doğru yola iletir."9

Kaynaklar:

* Devletimizin resmi ve yetkili bir makamı olan ve sivil kuruluşların da maddi ve manevi desteğine mazhar bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı 20.02.1998 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu`nun 04.12.1997 tarih ve 103 nolu kararını esas alarak bütün camiilerde okunmak üzere bir hutbe hazırlayıp yayınlattı.

1. Bakara, 2/23-24; Yunus, 10/37-38; Hud, 11/13; Tur, 52/33-34.

2. İsra, 17/88.

3. Şuara, 26/192-195.

4. Ta-Ha, 20/113.

5. Zümer, 39/28; Fussilet, 41/3; Yusuf, 12/2; Ra`d, 13/37; Nahl, 16/103; Şura, 42/7; Zuhruf, 43/3.

6. Yazır, a.g.e., C. 1, Muk., s. 9.

7. Kamer, 54/17.

8. Yunus, 10/57.

9. İsrâ, 17/9.

Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun