Günahı terk eden, ibadet etmiş olur mu?
Bir günahı terk eden herkesten çok ibadet etmiş olur hadis'nin sıhhati nedir? Şu şekilde bir hadis var mı, varsa sıhhati ve kaynağı nedir? Arapçasını da yazın Allah'ın izniyle, "Bir kişi sadece Allah'ın rızasını düşünerek bir günahı terk ederse yer ve gök ehlinin yaptığı ibadetten daha fazla ibadet etmiş olur"
Değerli kardeşimiz,
Kaynaklarda soruda geçen anlamda bir hadis-i şerife rastlayamadık.
Ancak bir haramı terk etmek farz olduğundan, haramı terk eden yani o haramı işlemeyen kimse, bir farz sevabı alacaktır. Çünkü haramı terk etmek de farz bir ibadettir, haramı işlemeyen farz sevabıyla mükafatlandırılır.
Diğer taraftan, birçok hadis-i şerifte bir günahı terk etmenin büyük faziletleri olduğu ifade edilmiştir.
Örneğin: “Sen Allah’tan korkarak (yanlış) bir şeyi terk edersen, Allah sana ondan daha hayırlısını (dünyada veya ahirette) mutlaka ihsan eder!” (1)
Ayrıca, Resulullah, bir kimsenin niyet edip kararlılık sergilediği olumlu düşüncelerinden dolayı sevap kazanabildiği hâlde olumsuz düşünceleri yüzünden günaha girmediğini şöyle ifade etmiştir:
“İzzet ve celâl sahibi Allah şöyle buyurdu: "Kulum iyi bir iş yapmaya niyet eder de yapmazsa ona bir iyilik (sevabı) yazarım. Ama onu yaparsa on kattan yedi yüz kata kadar iyilik (sevabı) yazarım. Eğer (kulum) bir kötülük yapmaya niyet eder de yapmazsa onu (bir günah olarak) yazmam. Fakat onu yaparsa ona bir kötülük (günahı) yazarım."” (2)
Başka bir rivayette Hz. Peygamber (asm), bu kutsî hadisi bildirdikten sonra, “Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.” (3) ayetini okumuştur. (4)
Allah, kullarının amellerini yazmakla görevli meleklerine şöyle buyurur: “Kulum bir kötülük yapmak istediğinde, onu eyleme dökene kadar yazmayın. Eğer onu işlerse o zaman onu aynen olduğu gibi yazın. Eğer onu benim için terk ederse, onun karşılığı olarak sevabını yazın...” (5)
Kötü düşüncenin eyleme dökülmediği sürece yazılmaması, onun günah olmadığını gösterir. Kötülüğü terk etmeye sevap yazılması ise elbette kulun bu kötülüğü işlemeye fırsat bulamaması, gücü yetmemesi ya da engellenmesi gibi durumlara değil, sırf Allah’ın hoşnutluğunu gözeterek, takva gereği aklından geçen kötülüğü fiiliyata dökmekten vazgeçmesi durumuna işaret etmektedir.
Görüldüğü gibi Yüce Allah’ın rahmeti ve kötülüğün engellenmesindeki teşviki bu hadiste açıkça ortaya çıkmaktadır.
İnsanlara, canlılara ve eşyaya iyimser bakmak, onlar hakkında pozitif düşüncelere sahip olmak, Hüsnü zan beslemek, hüsnü niyet taşımak, Müslüman ahlâkındandır. İyi düşünmek, iyi niyetli olmak insana hem dünya hem de ahirette huzur ve saadet getirir. Niyetin temizliği, samimiliği ve ona yüklenen anlam ölçüsünde yararlı davranışlar ve salih ameller değer kazanır.
Davranışlarında her zaman ahireti tercih eden Hz. Peygamber (asm), Müslümanların da fiillerinde geçici ve kısa olan dünyayı değil, sonsuz ve gerçek hayatı düşünmelerini arzular.
Bununla birlikte o, amellerin sayısının değil, niteliğinin önemli olduğunu öğretirken, niyette de hiçbir dünyevî karşılık gözetilmeden sadece Allah’ın hoşnutluğunun esas alınması gerektiğini şöyle vurgular:
“Kim Allah için sever, Allah için nefret eder, Allah için verir, Allah için engel olursa, imanı kemale ermiştir.” (6)
Dipnotlar
1) İbn Hanbel, Müsned, hno: 20739.
2) Müslim, Îmân, 204.
3) Enam, 6/160.
4) Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 6.
5) Buhârî, Tevhîd, 35.
6) Ebû Dâvûd, Sünnet, 15.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet