Kusuru örtmek için yalan söylemek caiz mi?

Tarih: 07.02.2026 - 08:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

3 şey dışında yalan söylemek yasak deniliyor diğer yandan başkasının yaptığı kusurları örtün deniyor bunu örtmek için yalan söylersek günah mı olur.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslam’da yalan aslen haramdır; “üç durumda yalan caizdir” şeklindeki rivayet, sınırsız bir ruhsat değil, zararı defetmeye yönelik çok dar ve istisnaî bir alanı ifade eder.

Bununla birlikte kusur örtme emri, yalan söylemeyi değil, ifşa etmemeyi esas alır. Doğruyu söylemenin daha büyük bir fitneye yol açacağı durumlarda en sahih yol sükut etmek, gerekirse tevriye ve kinaye ile açık yalandan kaçınmaktır. Bediüzzaman’ın ifadesiyle bu zamanda ölçü şudur: “Yol ikidir: ya doğru, ya sükût.”

Detaya gelince:

Yalan söylemek haramdır.

Esas olarak kusuru örtmek için yalan söylenmez.

Ancak, kusuru açıklamak daha büyük bir fitneye yol açacaksa, doğruyu söylemek de zarar doğuracaksa, burada üçüncü yol devreye girer: Susmak.

Gerekli durumda susmak ve sessiz kalmak, İslam’da çok güçlü bir ilkedir. Bugünkü hukukta buna “konuşmama hakkı” denir.

Bununla beraber, susmamak yeterli gelmezse, mutlaka konuşmak gerekirse, o zaman açıktan yalan söylemek yerine kimseye zarar vermeyecek şekilde tevriye yapmak gerekir.

Tevriye, açıkça söylenmesi sakıncalı olan sözlerin yalana başvurmadan örtülü biçimde dile getirilmesine imkân verir. Hicret sırasında Hz. Peygamber (asm) için, “Bu kimdir?” diye soranlara هادٍ يهديني (bana çölde yol gösteren bir rehber) şeklinde tevriyeli cevap veren Hz. Ebu Bekir bu suretle hem durumu saklamış hem de yalana başvurmamıştır. Bu sözüyle o yakın anlamıyla “yol gösteren rehber”, uzak anlamıyla “İslâm yolunu gösteren peygamber” demek istemiştir. Sözün bu şekilde anlaşılmasına Resul-i Ekrem’in konumu bir karine teşkil etmektedir. (İbn Hicce, Ḫizânetü’l-edeb, 2/41)

Bediüzzaman’ın fetvası meseleyi nasıl çözüyor?

Bediüzzaman’ın Hutbe-i Şamiye’deki yaklaşımı çok nettir:

“Maslahat için yalan” kapısı kapatılmalıdır. Çünkü sınırı yoktur. Suistimale çok açıktır. Bu yüzden hükmü şu cümleyle bağlar:

“Yol ikidir: ya sıdk (doğru), ya sükût. Üçüncü yol yoktur.” Yani doğru söyleyebiliyorsan söyle, söyleyemiyorsan sus. Ama yalanı ‘iyi niyet’le meşrulaştırma.

O hâlde çelişki var mı?

Hayır, çelişki yok. Şöyle birleşiyor: Esas olan kusuru örtmektir, ifşa etmemektir. Bu da çoğu zaman susmakla olur. Yalan, istisna değil, kaçınılması gereken bir bataklıktır.

Demek ki, kusur örtmek yalan söylemek değildir. Yalan, maslahat gerekçesiyle genelleştirilemez. Zarar doğuracak durumlarda sükût ve tevriye meşru çıkış yoludur.

En sağlam ölçü: “Ya doğruyu söyle ya sus; sıkışırsan tevriye yap.”

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun