Şafi mezhebine göre farz namazına bağlı olmayan nafileler ile ilgili hükümler nelerdir?

 

İçindekiler

1. Kuşluk Namazı

Kuşluk namazının vakti, güneşin doğup bir mızrak boyu yükselmesi, ya­ni güneşin doğuşundan yaklaşık 25 dakika sonrasından itibaren başlayıp ze­vale ulaşmasına kadar devam eder.

 

Hanefî mezhebine göre ise güneşin doğuşundan yaklaşık 50 dakika son­ra başlar.

 

Bu namazın en azı iki, en çoğu ise sekiz rek'attır. Ebû Hüreyre (r.a), kuş­luk namazının fazileti hakkında Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) kendisine tav­siyede bulunduğundan bahisle şöyle demiştir:

"Dostum (Resûlullah s.a.v) bana üç şeyi tavsiye etti: Her aydan üç gün oruç tutmak, iki rek'at kuşluk namazı kılmak ve yatmadan önce vitir namazı kılmak." (Buhârî, Savm, 59.)

 

Vaktinde kılınmayan kuşluk namazını, vakti çıktıktan sonra kaza etmek sünnettir.

 

Hanefî mezhebine göre ise sabah namazının iki rek'aîlık sünneti dışında ki nafile namazlar kaza edilmezler.

 

2. Tahiyyetü'l-mescid Namazı

Namaz kılacak olan bir kişinin, mescide girdiğinde tahiyyetü'l-mescic (mescidi selâmlama) niyetiyle iki rek'at namaz kılması sünnettir. Dilerse bu ni­yetle iki rek'attan fazla da kılabilir. Bu namazın sünnet oluşu hakkında Ebû Katâde'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz şöyle buyur­muştur: "Sizden biri mescide geldiğinde oturmadan önce iki rek'at namaz kıl­sın." (İbn Hibbân, Sahîh, 6/24.)

 

Mescide giren kişinin, mazeretsiz olarak tahiyyetü'l-mescid namazını kıl­madan oturması mekruhtur. Mescide girildiğinde kerahet vakti olsa da olma­sa da bu namaz kılınmalıdır. Mescide giren kişi orada cenaze namazı kılar, şükür veya tilâvet secdesi yapar ya da bir rek'at namaz kılarsa, bunlar tahiy­yetü'l-mescid namazı yerine geçmez. Mezhebin kuvvetli görüşü böyledir. Bu halde mescidde oturmaya devam edilirse, yasak çiğnenmiş olur.Mescide giren kişinin, iki rek'at namaz kılarken tahiyyetü'l-mescid nama­zına niyet etmesi şart değildir. Bu iki rek'atı kılarken mutlak nafileye veya iki rek'atlık bir ratibeye ya da gayri ratibeye yahut farzın eda veya kazasına ya da nezredilmiş bir namaza niyet ederse, bununla tahiyyetü'l-mescid namazı­nı da kılmış sayılır.Mescide girildiğinde müezzin farz namazın kılınması için kamete başla­mışsa veya imam farz namaza durmuş ise, tahiyyetü'l-mescid namazının kı­lınması artık mekruh olur. Mescid-i Harâm'a girildiğinde tahiyyetü'l-mescid na­mazı kılınmaz ve hemen tavafa başlanır. Cuma günü mescide girildiğinde, hatip hutbe okumakta olsa bile iki rek'at tahiyyetü'l-mescid namazı kılınma­dan oturulmamalıdır. (Nevevî, el-Mecmû', 3/544, 545.)

 

3.  Abdest Namazı

Abdest alan kişinin, abdesti tamamladıktan sonra iki rek'at namaz kılma­sı müstehaptır. Bununla ilgili olarak Hz. Osman'ın (r.a) şöyle dediği rivayet edilmiştir:Resûlullah'ın (s.a.v) abdest aldığını gördüm; abdest aldıktan sonra şöyle buyurdu: Nevevî, el-Mecmû', 1/493, 494.

 

"Bir kişi şu abdestim gibi abdest alır, sonra iki rek'at namaz kılar ve bu iki rek'at esnasında nefsine bir şey söylemez (dünyevî şeyleri kendi kendine konuşup içinden geçirmezse), önceden işlemiş olduğu günahları ba­ğışlanır." Müslim, Taharet, 3.

 

4. Yolculuğa Çıkarken ve Yolculuktan Döndükten Sonra Kılınan Namaz

Yolculuğa çıkarken ve yolculuktan döndükten sonra iki rek'at namaz kıl­mak sünnettir. Bu hususta sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Yolcu­luğa çıkmak isteyen hiçbir kimse, ailesinin yanında, kıldığı iki rek'attan daha faziletli bir halef bırakmadı."( İbn Ebû Şeybe, Musannef, 1/424.)

 

Kâ'b.b. Mâlik (r.a) demiş ki: "Resûlullah (s.a.v) seferden mutlaka gündü­zün kuşluk vaktinde dönerdi. Geldiğinde önce mescide uğrar, orada iki rek'at namaz kılar, sonra da orada otururdu." (Buhârî, Salât, 59; Nesâî, Mesâcid, 38.)

 

5.  Teheccüd Namazı

Geceleyin az da olsa teheccüd namazı kılmak sünnettir. Bu konuda Pey­gamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Bir koyun sağma zamanı kadarda ol­sa geceleyin namaz kılın." (İbn Ebû Şeybe, Musannef, 2/72.)

 

Teheccüd namazının faziletini beyan hakkında bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "Farzdan sonra namazların en faziletlisi, geceleyin kılınan (na­file) namazlardır." (Buhârî, Daavât, 48.)

 

6.  İstihare Namazı

Yapılması düşünülen bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak maksa­dıyla kılınan namaza istihare namazı denir. Mendup olan bu namaz iki rek'attır. Bununla ilgili olarak ashaptan Câbir b. Abdullah (r.a) şöyle bir rivayette bulunmuştur: "Resûlullah (s.a.v) bize Kur'an'dan bir sûre öğretir gibi bütün işle de istihare yapmayı öğretir ve şöyle derdi:

Sizden biri herhangi bir işi yapmaya niyetlendiğinde, farzlardan ayrı olarak iki rek'at namaz kılsın, sonra da şu duayı okusun:

'Allahım! Senin ilminle hayır, kudretinle de güç istiyorum. Senin büyük lut-fundan talep ediyorum. Sen güç yetirirsin, ben yetiremem. Sen bilirsin, ben bi­lemem. Sen gaybı pek iyi bilensin. Allahım! Bu iş benim dinim, geçimim, so­nucum (veya şöyle buyurmuştur:) şimdiki halimle geleceğim için hayırlı ola­caksa, bunu benim için takdir et ve kolay kıl. Sonra bunda benim için bereket nasip eyle. Yok eğer bu iş benim dinim, geçimim, sonucum (veya şöyle bu­yurmuştur:) şimdiki halim/e geleceğim için şerli olacaksa, onu benden beni de ondan uzaklaştır. Benim için her nerede olursa olsun, hayrı takdir eyle. Son­ra da beni onunla hoşnut eyle.' Bu duayı okuduktan sonra da işinin (veya ih­tiyacının) ne olduğunu açıklasın."

 

7. Hacet Namazı

Meşru bir istek ve ihtiyacı olan kişinin, dileğinin yerine gelmesi amacıyla iki rek'at namaz kılması sünnettir. Bu hususta sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Allah'tan veya bir insandan dilekte bulunan ve ihtiyacı olan ki­şi, güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra yüce Allah'a hamdü senâda bulunsun. Peygamber'e de salâtü selâm getirsin. Ondan sonra da şu duayı okusun:

Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, çok hilim ve kerem sahibidir. Ulu ar­şın rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır. Hamdü sena, âlemlerin rabbi olan Allah'adır. Allahım I Senden rahmetinin sebeplerini, af ve bağışlamanın vesi­lelerini, her iyiliği kazanmayı, her günahtan da salim kalmayı diliyorum. Bağış­lamadığın hiçbir günahımı, genişliğe kavuşturmadığın hiçbir sıkıntımı, rızâna uygun olup da gidermediğin hiçbir ihtiyacımı geride bırakma. Ey merhamet edicilerin en merhametlisi." (Tirmizî, Vitir, 17; İbn Mâce. ikâme, 189.)

 

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun