Hz. Aişe, "Resulullah Allah'ı gördü, diyen yalan söylemiş olur." buyurdu.(Buhârî) Bu konuda bir açıklama yapar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İmam-ı Rabbanî Hazretleri buyuruyor ki:

"Ehl-i sünnet âlimleri, söz birliği ile 'Allah Teâlâ dünyada görülmez.' buyurdu." (Mektubat, 283)

Kur’an-ı kerimde buyuruldu ki:

"Onu [Allahı] gözler idrak edemez." [Enam, 6/103]

İmam-ı Nevevî, "Gözler idrak edemez, demek, Onun zatının hakikatini gözler idrak edemez demektir. Yoksa rüyet haktır." buyurdu.

Evliyanın büyüklerinden Mevlana Halid-i Bağdadî Hazretleri buyuruyor ki:

"Dünyada Allahı gördüm diyen zındıktır. Evliyanın kalb gözü ile görmesi rüyet değildir." (İtikadname)

İmam-ı Gazalî Hazretleri de, "Allah'ı dünyada görmek mümkün olmaz." buyuruyor. (İhya)

Allah Teâlâ, Hz. Musa’ya buyurdu ki: "Sen beni göremezsin." (A'raf, 7/143)

İmam-ı Rabbanî, Mevlana Halid-i Bağdadî, Seyyid Abdülkadir-i Geylanî Hazretleri gibi büyük zatlar ise, Peygamber Efendimiz (asm)'in mi'racda Allah'ı gördüğünü, ancak bunun dünya görmesi ile değil, ahiret görmesi ile görmek olduğunu bildirdiler.

Dünyada Allahı görmek imkânsız olduğu için, Hz. Aişe, "Resulullah Allahı gördü, diyen yalan söylemiş olur," buyurdu. (Buhârî)

Mi'racda Allah'ı Gördü

Fıkıh ve hadis ilimlerinde müctehid ve evliyanın büyüklerinden S. Abdülkadir-i Geylanî Hazretleri buyuruyor ki:

"Mirac gecesi Resulullah, Allah Teâlâyı gördü. Çünkü Cabir bin Abdullah, Peygamber Efendimiz'in Necm suresinde, 'Elbette Onu gördü' ayet-i kerimesi üzerine, 'Elbette Rabbimi gördüm' buyurduğunu ve aynı surenin 'Sidret-ül-münteha yanında' ayet-i kerimesi üzerine, 'Ben sidret-ül-müntehada Rabbimi gördüm. Öyle ki, ilahî vechinin nuru, benim için zahir oldu.' buyurduğunu bildirmiştir. İsra suresini 17. ayetinin tefsirinde, İbni Abbas Hazretleri buyurdu ki: 'Mirac gecesinde Resulullah, Allah Teâlâ'yı gördü." (Gunyetü’t Talibin)

İmam-ı Rabbanî Hazretleri buyurdu ki:

"O Server, Mirac gecesinde Rabbini dünyada değil, ahirette gördü. Çünkü o Server, o gece, zaman ve mekân çevresinden dışarı çıktı. Ezelî ve ebedî bir an buldu. Başlangıcı ve sonu bir nokta olarak gördü. Cennete gideceklerin, binlerce yıl sonra, cennete gidişlerini ve cennette oluşlarını, o gece gördü. İşte o makamdaki görmek, dünyada görmek değildir. Ahiret görmesi ile görmektir. Bu görmeyi dünyada gördü demek de mecaz olarak söylenmiştir. Dünyadan gidip gördüğü ve yine dünyaya geldiği için dünyada gördü denilmiştir." (Mektubat, 283)

"Allah Teâlâ, dünyada görülmez. Görülür diyen yalancıdır. Bu dünyada bu nimet nasip olsaydı, herkesten önce Hz. Musa görürdü. Peygamberimiz mi'racda bu devletle şereflendi ise de, bu dünyada değildi. Cennete girip oradan gördü. Yani ahirette görmüş oldu." (Mektubat, III/17)

Mevlana Halid-i Bağdadî buyuruyor ki:

"Resulullah, Allah'ı mi'racda gördü. Bu görmesi dünyadaki görmek gibi değil idi."(İtikadname)

Kur’an-ı Kerim'de, "Dünyada kör olan, ahirette de kör olur." buyurulması, kâfirler içindir. Müminler, ahirette Allah'ı görecektir. (Berîka)

Ehl-i sünnet âlimleri, "Allahı müminler görür, fakat cehennemde kâfirler göremez." buyuruyor.

İmam-ı Şafii ve İmam-ı Malik, Mutaffifin suresinin, "Kâfirler o gün Rablerini görmekten mahrum kalacaklar." mealindeki âyeti açıklarken buyuruyor ki:
"Bu ayet, müminlerin Allah Teâlâ'yı göreceklerine bir delildir. Öyle olmasaydı, kâfirler göremez, buyurulmazdı." (Hazin)

İmam-ı Rabbanî Hazretleri, Enam suresinin 103. ayetini açıklarken, "Müminler, ahirette Allahı göreceklerdir." buyuruyor. (Mektubat, III/44 ve 90)

Abdülhak-ı Dehlevî Hazretleri, "Dünyada Allah Teâlâ anlaşılmadan bilineceği gibi, ahirette de anlaşılmadan görülecektir." buyuruyor.

Allah Cennetten Görülür

Kur’an-ı Kerim'de buyuruluyor ki:

"Ahirette, [müminler] yüzleri nurlu ve parlak olarak, Rablerine, bakarlar." (Kıyamet, 75/22, 23)

"Güzel amel edenlere, hüsna [Cennet] ve ziyadesi de vardır." (Yunus, 10/26)

Buradaki "ziyade" kelimesini Resulullah Efendimiz "rüyet" (Allah Teâlâ'yı görmek) olarak açıklayıp buyurdu ki:

"Dolunayı gördüğünüz gibi kıyamette Rabbinizi net görürsünüz." [Buhârî]

Ahirette Allah Teâlâ'nın görüleceğinde icma vardır. Mutezile inkâr edip diyor ki:

"Görmek için beş şart gerek: Görünen şey bir yerde olmalı, bir tarafta olmalı, karşısında olmalı, çok uzak ve çok yakın olmamalı ve gözden çıkan şualar o şeye ulaşmalı! Bakan ile bakılan şey arasında ışık olmak da şarttır. Bu şartlar Allah için söylenemez ve görmek imkânsız olur."

Bu şartlar dünya ölçüleri ile ilgilidir. Ahiret işleri, dünya işlerine hiç benzemez. Dünyanın batısında olan bir kör, Allah Teâlâ'nın kudreti ile dünyanın doğusundaki bir karıncayı görür. Allah Teâlâ'nın kudretinden şüphe edilmez.

Tecelli genel ve özel olmak üzere iki kısımdır: 

"Genel tecelli" bir cuma günü kadar olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

"Allah Teâlâ cennet ehline her cuma günü tecellî eder." (C. sağir)

"Özel tecelli"de cennettekiler eşit değildir. İlim ve ameldeki olgunluklarına göre görürler. En yüksek derecede olanlar, her zaman müşahede ederler. (Feraid-ül-fevaid)

Dünyada imandan mahrum olan, ahirette de rüyetten mahrum olur. (Medarik)

İlave bilgi için tıklayınız: 

- Allah her an her yerde hazırdır ve bize şah damarımızdan daha yakındır. O halde Kur'an'da "Allaha döndürüleceksiniz" gibi ayetlerde geçen "rücu", yani "Allah'a dönme" ne demektir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR