Huneyn muharebesinde elde edilen ganimet ve esirlerin taksim edilmesi ve Huneyn muharebesinde düşman ordu kumandanı olan Mâlik bin Avf'ın ve Havazin kabilesinin Müslüman olmaları nasıl olmuştur?

Tarih: 02.06.2006 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Tâif kuşatmasını kaldırıp dönüş yoluna devam eden Efendimiz Ci'râne mevkiine geldi. Mücahidlerin bu çarpışmalarda elde ettikleri ganimet ve esir sayısı oldukça fazlaydı.

Esir alınan kadın ve çocuk sayısı altı bini buluyordu.1 Alınan ganimet malları ise, yirmi dört bin deve, kırk bin davar ve dört bin ukiyye* gümüş idi.2

Resûl-i Ekrem, Havazinlilerin gelip Müslüman olabilecekleri ihtimalini gözönünde bulundurarak, esirlerin taksimine hemen başlamadı. Bu arada, sahabînin birini Mekke'ye göndererek, esirler için elbiseler getirtip hepsini giydirdi.3

On geceden fazla beklediği hâlde, Havazinlilerin gelmediğini görünce, Müslümanlar arasında bölüştürüldü.

Havazin Heyetinin Gelişi

Esirlerin mücahidler arasında taksim edilmesi işi henüz yeni bitmişti ki, Havazinlilerden bir heyet çıkageldi ve Peygamberimiz (s.a.v.)'e, Müslüman olduklarını, yurtlarındaki halkın da İslâmiyeti kabul ettiklerini haber verdi.4

Havazinliler, Resûl-i Ekrem Efendimizin süt annesi Halime'nin mensup olduğu kabile idi. Yani Allah Resûlüne dadılıkta bulunmuş bir kabile idi. Bunu ileri sürerek kendilerine lütufkâr davranılmasını, mal ve esirlerin geri verilmesini istediler.

Resûl-i Ekrem onlara,

"Ben, tövbe edip gelirsiniz diye, ganimet ve esirleri bölüştürmeyi uzun bir müddet tehir ettim. Fakat siz artık çok geç kalmış sayılırsınız. Esirleri, mücahidler arasında taksim etmiş bulunuyorum. Onları size tekrar iâde etmem oldukça zor bir iştir." dedi.

Bu konuşmasından sonra da onları iki şey arasında serbest bıraktı: İsterlerse mallarını, isterlerse kadın ve çocuklarını tercih edeceklerdi. Havazinliler, kadın ve çocuklarını tercih ettiler.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, "Hisseme ve Abdülmuttaliboğulları hissesine düşenleri size geri veriyorum." buyurdu. Sonra da şu tavsiyede bulundu:

"Öğle namazını kıldırdığım zaman ayağa kalkarak, 'Biz kadınlarımız ve çocuklarımız hususunda Allah Resûlünün Müslümanlar nezdinde, Müslümanların da Allah Resûlü nezdinde şefâatını diliyoruz.' diye konuşursunuz. Ben de hissemi bağışladığımı tekrarlar, Müslümanların da bağışlanmasını isterim."

Peygamber Efendimiz, öğle namazını kıldırınca, Havazinliler yapılan tavsiye üzerine ayağa kalkarak; Hz. Resûlullah ve Müslümanlardan esirlerinin bağışlanmasını taleb ettiler.

Resûl-i Ekrem, halkın huzurunda yüksek sesle hissesine ve Abdülmuttaliboğulları hissesine düşen esirleri bağışladığını tekrarladı. Bunu duyan Muhacir ve Ensarın hepsi de kendilerine düşen esirleri bağışladılar.5

Böylece, Resûl-i Kibriyânın mübârek dillerinden dökülen bir iki cümle ile bir anda altı bin civarındaki esir kadın ve çocuk serbest bırakıldı.

Bu hadise, hem Nebiy-yi Muhterem Efendimizin engin şefkat ve merhametini göstermek, hem de Müslümanların ona mutlak bağlılıklarını aksettirmek bakımından dikkat çekicidir.

Mâlik bin Avf'ın Müslüman Olması

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Havazinlilere kadın ve çocuklarını geri verdikten sonra, "Mâlik bin Avf ne yapıyor?" diye sordu.

Havazin temsilcileri, "Kaçıp Tâif Kalesine sığındı. Şimdi, Sakiflilerin yanında bulunuyor." dediler.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

"Ona haber veriniz ki, eğer Müslüman olur, yanıma gelirse, kendisine ev halkını ve malını geri verir, ayrıca da yüz deve ihsan ederim."6

Heyet, haberi kendisine götürünce Mâlik, çıkıp Hz. Resûlullahın huzuruna gelerek Müslüman oldu. Resûl-i Ekrem vaad ettiği şekilde kendisine ev halkını, malını teslim etti, hem de yüz deve ihsanda bulundu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz yüz deve ihsanından başka, düne kadar en şiddetli düşman olan Mâlik bin Avf'ı, kabilesinden Müslüman olanlar üzerine vâli tayin ederek taltif etti.7

İnsanları güzel davranışları, tatlı sözleri ve bol bol ihsan ve iltifatlarıyla gönülden fetheden Peygamber Efendimizin bu ihsanı karşısında Mâlik bin Avf da gönlünün fethedildiğini şöyle ifade etti.

"İnsanlar arasında Muhammed'in bir benzerini şimdiye kadar ne görmüşüm ve ne de işitmişim. Kendisinden ihsan edilmesi istenildi mi, fazlasıyla verir. İstediğin takdirde, yarın meydana gelecek olan hadiselerden de sana haber verir."8

Bir ay kadar önce Müslümanlara karşı büyük bir ordu hazırlamış olan Mâlik bin Avf, o andan itibaren İslâmın emir ve hizmetindeydi.

Esirlerin sahiplerine iâdesinden sonra, Resûl-i Ekrem Efendimiz ganimetlerin taksimine başlayacaktı. O sırada bedevîlerden bir kısmı, "Yâ Resûlallah, deveden, davardan ganimetlerimizi bölüştür." diyerek, Efendimizi rahatsız ettikleri ve ridâsından çekiştirdikleri görüldü. Bedevîler o derece ileri gittiler ki, Efendimiz bir ağaca dayanmak zorunda kaldı. Bu hareket karşısında Kâinatın Efendisi şöyle buyurdu:

"Siz, Allah'ın size nasip ettiği ganimeti aranızda bölüştürmeyeceğimi mi zannediyorsunuz? Vallahi, ganimet malları Tihâmenin ağaçları sayısınca bile olsaydı, hiçbir cimrilikte ve korkaklıkta bulunmadan onları aranızda bölüştürürdüm."

Sonra da eline bir deve tüyü alıp, herkesin görebileceği şekilde parmakları arasında tutarak kaldırdı ve şöyle buyurdu:

"Ey insanlar! Vallahi sizin ganimetinizden beşte bir dışında, bana şu tüy kadar bile geçmiş bir şey yoktur. Beşte bir pay da gerektiğinde yine sizlere harcanıyor."9

Bundan sonra ganimet mallarını saydırdı ve herkesin hissesine düşen miktarı dağıttırdı.

Dipnotlar:

1. Sîre,4:131; Tabakât, 2:152.
* Bir Ukiyye, 1283 gramdır.
2. Tabakât, 2:152.
3. a.g.e., 2:154.
4. a.g.e., 2:153; Sîre, 4:131.
5. Sîre, 4:132; Müsned, 4:327.
6. Sîre, 4:133; Taberî, 3:135.
7. Sîre, 4:134; Taberî, 3:136.
8. Sîre, 4:134.
9. a.g.e., 4:135; Taberî, 3:136.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun