Allah çok evliliği neden tamamen yok etmedi de dörde indirdi?

Tarih: 12.07.2015 - 02:46 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kur'an-ı Kerim'in 4 kadınla evlenebilme mevzusunu “eskiden 10 idi Kur'an 4'e düşürdü” diye açıklıyorsunuz. Allah'ın kudretinden şüphe mi ediyoruz ki 4'e indirdi diyoruz?
- Allah 1' e de indirebilirdi. Müslümanlar buna 'haşa' itiraz edebilir diye mi Allah u Teala 4'e indirdi?
- Bu konuyu bu şekilde açıklamak Rabb'imizin iradeyi külliyesinden şüphe etmeye götürmez mi?
- Sınır 1’de olabilirdi. Erkek, kadının hayız halinde tatmin olamıyorsa tek eşli erkeklerin hanımlarının evlilikteki vasfı tatminden mi ibarettir?
- Veyahut bu zamana kadar, tek eşli erkekler ne kaybetmiş ne günaha girmiş ki ne eksikliğini hissetmiş ki zinaya girmeden yaşayabilmişler?
- Eğer böyle değilse eşlerinin hayızlı oldukları dönemler, tek eşli erkeklere, zina edecek korkusuyla yaklaşmak erkeği, hayvani isteklerine engel olamayan, iradesiz, dirayetsiz zihninde cinselliğin ötesinde fikir barındırmayan bir mahluk olarak göstermez mi, buna mecbur bırakmaz mı? 

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Allah’ın kudreti sonsuzdur. Fakat sonsuz kudretini hikmetli olarak kullanır. Mesela, Allah bir insanda yüz tane göz, yüz tane kulak yirmi tane burun yaratabilecek kuvvettedir. Fakat hikmetine göre iki göz, iki, burun, iki kulak yeterlidir. Böyle yaptığı için, bir kimse kalkıp da “bu sınırlama, Allah’ın külli iradesine veya sonsuz kudretine terstir” diyebilir mi?

Konuları doğru bir mikyasta ölçmediğimiz zaman yanlış ölçülere sapmak kaçınılmaz olur. Eskiler bu gerçeği seslendirmek için “Yanlış, makisun aleyh olamaz.” (yanlış bir şey doğru bir ölçü sayılmaz) demişlerdir.

- “Kur'an-ı kerim'in dört kadınla evlenebilme mevzusunu “eskiden on idi Kur'an dörde düşürdü” ifadesinden maksat, İslam dininin “çok evliliği” getirmediğini, aksine bunun daha önceden var olan bir adet olduğunu, İslam ise bunu “dört” gibi az bir sayıya indirdiğini anlatmaktır. Yoksa, burada Allah’ın kudretiyle ilgili bir değerlendirme söz konusu değildir. Allah insanları “cinselliğin” ne olduğunu bilmeyen bir varlık olarak da yaratabilirdi. Nitekim melekleri öyle yaratmıştır.

- İnsanların şehevi duygusu yaradılışında vardır ve bu asla bir noksanlık, bir kusur değildir. Bu duygunun yan etkilerinin olduğu da bir gerçektir. “Kuvvei- şeheviye, kuvve-i gazabiye, kuvve-i aklıye”nin ifrat, tefrit ve vasat tarafının olduğu bilinmektedir.

İmtihanın temel esprilerinden biri de bu duyguların insanda serbest bırakılmasıdır. Bu sebepledir ki, iffetli insanlar yanında fısk-u fücura giren insanlar da vardır. Demek ki bazı insanların aşırı şehvetperest olduğu ve gayri meşru yollara saptıkları bir gerçektir.

- Bu dünya kudret yeri değil, hikmet yeridir. Bu sebeple, insanlar, dini ve dünyevi meselelerin  araştırılması ve açıklanmasında Allah’ın kudretini değil, hikmetini öğrenmek istemektedir.

- Sitemizde, dört evlilikle ilgili bazı hikmetler açıklanmıştır. Değişik cevaplarda değişik hikmetlere işaret etmek üzere, farklı ifadeler kullanılmış olabilir.

Bu ifadelerden biri şöyledir:

“İslam dini Arabistan Yarımadasına yayıldığı sırada, bir kısım cahiliye âdetleri de bütün tesirleriyle hükmünü icra ediyordu. İslamiyet bunlardan bazılarını tamamen kaldırıyor, bazılarını mutedil hale getiriyordu. Bunlardan birisi de Cahiliye dönemindeki sınırsız kadınla evlenme meselesi idi. İslamiyet gelmeden önce Arap Yarımadasında erkekler, sayı tahdidi olmaksızın, istedikleri kadar kadınla evlenebilirlerdi. İşte Kur'an-ı Kerim bu cahiliye âdetine bir sınırlama getirdi; azami olarak dörde kadar evlenebileceğini açıkladı.”

- Bununla beraber Kur’an’da bu dört sayısını/daha doğrusu birden fazla evlilik konusunu da belli şartlara bağlamıştır.

Eğer hanımlarınız arasında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, sadece bir tane ile yetinin...” (Nisa, 4/3)

mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

- Bu çok evliliğe cevaz verilmesinin hikmetlerinden biri de fazla çocuk sahibi olmak ve yetiştirmektir. Çünkü bir kadından doğan çocukların sayısı elbette dört kadından doğan çocuk sayısına yetişemeyecektir.

Evliliğin asıl sebebi, insan mahsulatını tahsil etmektir. Çocuk yapmak, çocuk yetiştirmek çok zor bir iştir. Şehvet duygusu ise, bu meşakkatli işin peşin bir ücretidir. Her millet nüfusunun çok olmasını istediği bir gerçektir. Hatta Peygamberimiz (asm) de:

“Evlenin, çoğalın, zira ben, kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” (Beyhaki, 7/81)

diye buyurmuştur. 

- Tarihin her devrinde milletler arasında ortaya çıkan kanlı savaşların acımasız tesiriyle erkek nüfusu azalıp, kadın nüfusu bir kaç misli artar. Böyle bir durumda bir erkeğin bir kaç kadını koruması bir vazife olur. Türkiye Birinci Dünya, Almanya da İkinci Dünya Savaşından sonra bunu yaşamıştı.

Bu gibi durumlarda şu üç formülden biri devreye girecektir:

1. Her erkek yalnız bir kadınla evlenecek ve her üç kadından ikisi aile hayatını, çocuk sevgisini, annelik şefkatini tadamayacaktır.

2. Her erkek bir kadınla evlenecek, fakat diğer kadınlarla da gayrimeşru münasebetler kuracak; kadın bu durumda yine aile hayatını, annelik şefkatini ve çocuk sevgisini tadamayacaktır.

3. Bir erkek birkaç kadınla evlenecek, meşru daire dahilinde aralarında adalet prensiplerine riayet ederek haysiyet ve şereflerini koruyacak, vicdani rahatsızlıktan kurtaracaktır.

İşte İslam dini, bu gibi şartların olduğu zamanları göz önünde bulundurarak, bu çok güzel ve onurlandırıcı olan son formülü devreye sokmuştur.

- Kadının hasta olması ve daha başka sebeplerden ötürü de çok evliliğin -şartların tahakkuk etmesi durumunda- zorunlu bir hâl alacağı da bir gerçektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun