Saç uzatmak caiz midir, bir sakıncası var mı veya sünnete uygun saç uzatma şekli var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslam, kadın erkek her iki cinsin kendilerine ait özelliklerini korumalarını, cins belirsizliğine sebep olacak görüntü ve davranışlardan uzak kalmalarını emreder.

Gerek giyim kuşamda, gerekse tıraş ve benzeri hâllerde mutlaka her cins kendi özelliğini korumalı, duygusal sapmalara sebep olabilecek karşı cinse benzeme görüntüsüne asla yönelmemelidir.

Bundan dolayı Efendimiz  Hazretleri (asm), ‘kadın kadın gibi giyinip davranmalı, erkek de erkek gibi giyinip davranmalı’, manasına gelecek sözler söylemiş, ikazlarda bulunmuştur.

Nitekim hadislerde bu konuda şu mealde ikazlar görmekteyiz:

"Kadınlardan erkeklere benzemeye uğraşanlara, erkeklerden de kadınlara benzemeye uğraşanlara Allah rahmetini esirger!.." (bk. Buhârî, Libas, 61, 62; Müslim, Cennet 52; Ebû Dâvûd, Libâs 28; Tirmizî, Edeb 24; İbni Mâce, Nikâh 22; Müsned, 2/325)

Yani her cins her haliyle kendine mahsus özelliklerini kesin sınırlarla korumalı, asla cinsiyetini şaibe altına sokacak giyim kuşam, tutum ve tavırlara sapmamalıdır!

Bu ölçüler içinde saç uzunluk ve kısalığına bakacak olursak şunları söyleyebiliriz.

- Uzun saç kadında ziynettir, yani kadının özelliğindendir. Bundan dolayı kadın saçlarını uzatır, erkek ise (kadına bezemeyecek şekilde) kısaltır.

- Kadının saçlarını uzatması, başörtüsü altında koruyacak kadar olur.

- Erkeğin saçlarını uzatması ise omuzlarını geçmeyecek şekilde kalır.

Sahabe erkeklerden saç uzatanlar olmuştur. Ancak kadına benzeyecek şekilde, sırtlarına kadar inecek uzunlukta değildir.

- Bununla beraber kadının, ziyneti olan saçını kestirmesi de caiz görülmüştür. Ancak o da erkeğe benzeyecek şekilde, ensesi görünecek kısalıkta değildir.

Allah her cinsi kendine ait özellik ve güzelliklerle bezemiştir. Her cins bu özellik ve güzelliğini korumaya dikkat etmeli, öteki cinse benzeyecek giyim kuşamdan, görünüş ve davranışlardan uzak kalmalı, bir cinsiyet karmaşasına sebep olabilecek şaibeli hâllerden kendini koruma titizliğinde bulunmalıdır.

Buna hem dini bakımdan hem de toplumun sosyal hayatını, ahlâki ölçülerini koruma açısından ihtiyaç vardır. Yoksa toplumda bir dejenerasyon meydana gelir. Kadını erkeği belli olmayan bir karmaşa söz konusu olur. Nitekim şu anda bile eşcinsel gibi şaibeli örnekler toplumu tehdit eder boyutlara yönelme istidadı göstermektedir.

Siyerdeki kayıtlardan öğrendiğimize göre, bir kadın erkekler gibi giyindikten sonra, yine erkekler gibi ok yay da kuşanarak sokakta görünmeye başlamış. Bunun üzerine Efendimiz (asm) ikazda bulunarak:

- Kadınlardan erkeğe benzeyene, erkeklerden de kadına benzeyene Allah rahmetini esirger... manasına gelen ikazlarda bulunmuştur…

Elbette bu sözlerimiz böyle değerlendirmelere değer verenler içindir. Kendi değerlerini kendisi koyup başka değerleri tanımayanlar için söylenecek sözümüz olamaz.

Herkes layığını bulur ve onu yaşar, bu alemde de öteki alemde de...

İlave bilgi için tıklayınız:

- Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) kişisel bakımını nasıl yapardı? Sürme kullanır mıydı?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

Anonim

Allah sizden razı olsun . Allah size en güzel cennet köşklerini nasib etsin .

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
enka

Allah razı olsun. Ancak benim sorum, özellikle Efendimizin sas mübarek saçları nasıldı, uzunluğu ne kadardı diye sormuştum?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editör
(ahmet)

Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselamın saçları ve bakımı:

a) Saçlarının durumu

Enes Hazretleri, "Rasûlullah'ın saçları ne fazla kıvırcık, ne de düzdü..."(1) der. Yani, ikisinin ortasında bîr hususiyete sahip olup biraz kıvırcık denecek dalgalı bir yaratılıştaydı, demektir.(2)

b) Saçlarının uzunluğu

Bazı rivayetlerde belirtildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) hicretten sonra saçlarını, birisi Hudeybiye senesi ihramdan çıkarken, diğeri umre haccını kaza ederken, üçüncüsü de "Veda haccı"ndan sonra olmak üzere, üç defa kestirmişti.(3) Kesilen saçları asla zayi edilmemiş, ashâb tarafından alınıp muhafaza edilmişti. Nitekim Hz. Enes, "Hz. Peygamber'in saçlarını berberin kestiğini gördüm. Ashâb da etrafında dolaşıyor, bir telinin bile, yere değil, mutlaka bir adamın eline düşmesini arzuluyorlardı."(4) der. Bunların yanında, Muhammed b. Abdullah'ın ustura ile O'nun başını traş ettiğini görmekteyiz.(5)

Hayatında çok az kere kestiği saçlarının uzunluğu hakkında farklı görüşler olmuştur. Bu görüşleri özetleyelim:

Bir rivayette, "saçları kulaklarının yarısına ulaşırdı"(6) denirken, başka bir rivayette de, "... kulaklarının memesine (yumuşağına) inerdi..." (7) denir. Hz. Âişe (r.a.) "saçlarının omuzlarına değmediğini ama, kulak yumuşağını geçtiğini..." (8) beyan ederken Hz. Enes, "Omuzlarına indiğini nakleder..."(9). Bu arada Ümmü Hânî de "Mekke'ye teşrif etlikleri zaman saçlarının dört örgü halinde olduğunu..." (10) söyler.

Farklı görülen bu rivayetlerde te'lifi esas alanlar, başının önünün saçlarının kısa, arkalarının uzun olması sebebiyle, kısalığından bahsedenler, saçlarının ön kısımlarını; uzunluğundan bahsedenler de arkasındakilerini kastetmişlerdir, demişlerdir.(11) Ancak bu le'lif tenkid edilmiştir. Zira saçlarını tavsif edenler, saçlarının bir parçasını değil, hepsini birden tavsif etmişlerdir. Öyle ise, parça parça tavsif edilmiştir demek, doğru değildir.

Şöyle de denmiştir: Hz. Peygamber, (s.a.s.) bazı meşguliyetleri sebebiyle bazen saçlarını kesememiş, onlar da uzamış, hattâ omuzlarına bile değmiştir. Ancak, kestiği zaman kulaklarının yarısında görülmüştür. Bu zaman zarfında her râvi uzayan saçlarından kendi gördüğünü anlatmıştır. Bu sebeple de farklı rivayetler ortaya çıkmıştır.( 12)

Bütün bu rivayetler, erkeğin başında bîr miktar saç bırakmasının müstehab olduğunu gösterir.(13) Ancak bırakılan saçların kısa olmasının daha hayırlı olduğunu bir başka hadîsten öğrenmekteyiz. Nitekim Vâil b. Hucr, Hz. Peygamber'in, uzun olan saçlarını gördüğünde, bunun hayırsızlık olduğunu, kısalttığı sırada da, evvelki sözle kendisinin kastedilmediğinin anlaşılmasına rağmen, bunun daha iyi sayıldığını, nakleder.(14)

c) Saçlarına bakımı

"Saçı olan onlara iyi baksın"(15) buyuran Hz. Peygamber (s.a.s.) saçlarını temiz tutmuş, (16) onları bazen kendisi,(17) bazen de kendi isteği ile hanımı taramıştır.( 18) Hattâ onlara güzel koku da sürdürmüştür.(19)
İlk zamanlar saçlarını başının etrafına sarkıtan Hz. Peygamber, bilâhare bu tarz ehl-i kitabın tarama şekli olduğu için, bundan vazgeçmiş ve saçlarını bağının üstünde ikiye ayırmıştır. Mekke'nin fethi şurasında ise onları dört örgü yaptırmıştı.(20)

Bu arada, ihramda iken de, bir bitkinin yapışkan yağı ile saçlarını bir araya topladığını görmekteyiz.(20)
Hz. Peygamber (s.a.s.) Mescidde iken saçı, sakalı dağınık olan bir adam, huzuruna girdi. Hz. Peygamber eli ile çık der gibi işaret etü. Sanki saç ve sakalını düzelt demek istedi. Adam istenileni yaptı ve döndü. Bunun üzerine Resûlullah, "bu vaziyet, saçı şeytan gibi (dağınık) gelmekten daha hayırlı değil midir?" (21) buyurdu.

Hz. Peygamber saçlarını bazen "za'ferân" ve "veres" otunun boyası ile boyamış(22), siyah boya ile saçını boyayanların cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirmişti. (23) (24) Bunun yanında saçlarını hiçbir boya ile boyamadığını söyleyen âlimlerimiz de olmuştur.(25) Ayrıca kullanılan boyanın nebatî ve temiz olduğu, saçlarında sadece renk meydana getirdiği de dikkati çekmektedir.(26)

Kaynaklar:
1- İmam Malik, Muvatta, Sıfatü’n- Nebi, I (s. 573); el- Buhari, el- Libas, Babül Ca’d, 67 (VII, 57). Enestan rivayet edilen diğer bir hadiste “ Saçları kıvırcıktı” denir. (el- Heysemi, Mecmeüz-Zevaid, VIII, 281). Bu hadisin ravisi Muhammed b. El-Kasım el- Esedi (ö. 197/812) zayıf sayılmıştır. (İbn Hacer, Takrib II, 201). Sahihliği sebebiyle metindeki hadis buna tercih edilir.
2- et- Tirmizi, eş-Şemail, s. 8, 9. Hz. Ali ve Hind Hadisi; el- Münâvî, er-Ravdü'1-Bâsim, I, 30.
3- Ali el-Karî, Cemu’l-vesail, I, 99.
4- Müslim, Fezâil, 75 (IV, 1812, h. No: 2325). (1S5) el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, III, 261.
5- Ebû Dâvûd, Tereccül, 9 (IV, 407, h. No: 41S6).
6- el-Buhârî, Bed'u'1-Halk, 88 (IV, 165).
7- İbn Mâce, el-Libâs, 36 (II, 1200, h. No: 3635).
8- Müslim, el-Fezâil, 95 (IV, 1819, h. No: 2338).
9- el-Tirmizî, el-Libâs, 39 (IV, 246, h. No: 1781).
10-Ali el-Kârî, a.g.e.. I, 98-99.
11- Ali el-Kârî, a.g.e., I, 99.
12- eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, I, 145-146.
13- en-Nesâî, ez-Zîne, 10 (VIII, 117).
14- Ebu Dâvûd, et-Tereccül, 4 (IV, 395, h. No: 4163).
15-Ebû Dâvûd, et-Tahâre, 101 (I, 176, h. No: 256).
16- el-Buhârî, el-Libâs, 76, 77 (VII, 61).
17- el-Buhârî, el-Libâs, 74 (VII, 60).
18- Müslim, el-Fezâil, 90 (IV, 1818, h. No: 2336)
19- Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 341.
20- el-Aynî, el-Umde, XXII, 54-55
21- İmâm Mâlik, el-Muvatta, es-Şa'r, 7 (s. 589).
22- Ebû Dâvûd, et-Tereccül, 19 (IV, 418, h. No: 4210).
23- Ebû Dâvûd, et-Tereccül, 20 (IV, 419, h. No: 4212); es-Sâatî, Bulûğu'l-Emânî, XVII, 319.
24 - Bazı âlimler aldatma olmaksızın ve yabancı erkeklere göstermeksizin kadınların saçlarını temiz siyah boya ile boyatmalarını caiz görmüşlerdir (Ali el-Kârî, a.g.e.. I, 125)
25- Hz. Peygamber'in saçlarını boyadığını beyan eden sahîh hadîsler olduğu gibi, boyamadığını ifade eden sahîh hadîsler de vardır. et-Taberî, (ö. 310/992) Hz. Peygamber ekseriya saçlarını boyamamıştır, bazen de boyamıştır der. (Bk. eş-Şevkânî, a.g.e.. I, 142). en-Neveviden de şu görüş menkuldür: Hz. Peygamber'in saçlarını boyadığını veyahut boyamadığını ifade eden sahîh hadîsler varid olduğu için O, bazen boyamıştır, bazen de boyamamıştır demek doğru bir görüş olsa gerektir. (Bk. Ali el-Kârî. a,g.e.. I, 124).
26- Su ile ıslanmasına mani olacak kadar saçlar üzerinde tabaka meydana getiren boyalar gusle manîdir. (Ibn Âbidîn I, 104)
Prof. Dr. İbrahim Bayraktar, Hz. Peygamber’in Şemaili.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun