Örtünme-fitne ilişkisi nasıl anlaşılmalı?

Tarih: 16.09.2016 - 12:44 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kadınların dışarı çıkması ve örtünme-fitne ilişkisi nasıl anlaşılmalı?
- Tesettür ve örtü konuları daha çok kadınlar üzerinden işlenir. Ancak erkek için de hem örtü hem de gözlerini kapama ve haramdan koruma anlamı yok mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslâmî öğretide toplum hayatının huzurunu sağlama, dinî-ahlâkî değerleri koruma ve muhtemel bazı olumsuzlukları önleme amacıyla, erkek için de kadın için de çizilmiş sınırlar vardır ve örtünme bu sınırların korunması amacıyla alınmış tedbirlerden biridir.

Kadınlarla ilgili bazı hükümlerin ve sınırlandırmaların gerekçesi olarak çoğu kaynakta "fitne endişesi" konusu gündeme getirilir.

Dinî literatürde fitne, Türkçe’deki yaygın anlamından farklı olarak insanların hayatın tabii akışı içinde karşı karşıya kalabilecekleri, sabır ve metanetle aşmaları gereken her türlü sıkıntı, imtihan, zor durum; imkân veya mahrumiyeti ifade eden, anlam yelpazesi hayli geniş bir kavramdır.

Burada dillendirilen "fitne endişesi" ise, dince hoş görülmeyen bir durumun ortaya çıkması, böyle bir durumun muhtemel olmasıyla alâkalıdır.

Bu bağlamda gerçekleşmesinden endişe edilen fitne zinadır. Zina yasak olunca, yasaklanan bu sonuca götürebilecek yolların kapatılması da bu yasağın tamamlayıcı parçası haline gelmektedir.

Bu anlamda kısıtlama sadece kadın açısından olmayıp erkek açısından da söz konusudur.

Böyle olduğu içindir ki İslâmî öğretide her iki cins açısından da örtünme;

- Hem İslâm’ın temel yasaklarından olan zinaya götürmesi muhtemel bütün yolların kapatılması,

- Hem de kişilerin rahatsız edici bakış ve algıdan korunarak, toplumda huzurlu bir sosyal ilişkiler düzeninin kurulması hedefleriyle yakın ilişki içinde görülmüştür.

Bu bakımdan İslâm’daki örtünme mecburiyetinin gerek erkek gerek kadın açısından bazı sınırlamalar getirdiği kabul edilse bile, kadının sosyal etkinliğini engelleme amacı gütmediği açıktır.

Dolayısıyla örtünmenin salt cinselliğe, kadının baştan çıkarıcı bir fitne sebebi olarak görüldüğüne ve oradan kadın bedeninin nesneleştirilmesi ve denetlenmesine indirgenmesi isabetli değildir.

Çünkü Kur'an’da kadın için örtünme hükmünü getiren ayetin öncesinde erkeklere yönelik "gözlerini kısma ve avret yerlerini örtme" buyruğu yer almaktadır. Yani kadınların örtünmesinden önce erkekler gözlerini kısma emrine muhatap kılınmıştır:

"Mümin erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler. Bu kendileri için daha temizdir. Her halde Allah ne yaparlarsa haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar. Görüneni müstesna. Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar...” (Nur, 24/30-31)

Bu nokta, tesettür emrinin doğru anlaşılması yolunda önemli bir ipucu sayılmalıdır.

Bu sebeple örtünme hükmünün tek yanlı olduğunu ve kadını erkeğe karşı koruma amacı güttüğünü veya erkeğe kadını denetleme yetkisi verdiğini öne sürmek doğru değildir; örtünme hükmünün gerisinde ahlâkî bir ilke ve amaç aramak gerekir.

Öte yandan tesettürün modern dönemde kadının sosyal hayata katılmasının bir sonucu olarak gündeme getirildiği dikkate alındığında, örtünmenin temel amacının ihlal edilmemesi ve kadının süslenip bunu başkalarına göstermek üzere dışarı çıkmaktan (teberrüc) kaçınma emri özel bir önem kazanmaktadır.

Hz. Peygamber (asm)’in “giyinik çıplaklar” tasvirini (Müslim, Libâs, 125) andıracak biçimde kadınlığı ve kadınsılığı olabildiğince teşhir eden bir giyinme anlayışı ve tarzının tesettür emrinin sözü edilen hedefiyle bağdaşmadığı açıktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun