Âl-i İmrân Suresi 73. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
Değerli kardeşimiz,
Âl-i İmrân Suresi
73. Ayetin Aslı
وَلَا تُؤْمِنُٓوا اِلَّا لِمَنْ تَبِـعَ دٖينَكُمْؕ قُلْ اِنَّ الْهُدٰى هُدَى اللّٰهِۙ اَنْ يُؤْتٰٓى اَحَدٌ مِثْلَ مَٓا اُو۫تٖيتُمْ اَوْ يُحَٓاجُّوكُمْ عِنْدَ رَبِّكُمْؕ قُلْ اِنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّٰهِۚ يُؤْتٖيهِ مَنْ يَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖيمٌۚ ﴿٧٣
Meali
﴾73﴿ Ve kendi dininize uyanlardan başka hiç kimseye inanmayın.” De ki: “Doğru olan yol ancak Allah’ın gösterdiği yoldur. Birine, size verilenin benzeri veriliyor diye mi veya rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirecekler diye mi (böyle davranıyorsunuz)?” De ki: “Kuşkusuz lütuf Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir.” Allah (zâtında ve sıfatlarında) sınırsızdır ve her şeyi bilmektedir.
Tefsiri
Müfessirler “Kendi dininize uyanlardan başka hiç kimseye inanmayın” sözünün yukarıda değinilen şaşırtma planının sahiplerine ait olduğu hususunda fikir birliği içindedirler (İbn Atıyye, I, 454). “De ki” hitabından sonra gelen ilk cümlenin yüce Allah’ın peygamberinden söylemesini istediği söz olduğu ise açıktır. Buna mukabil, “veriliyor diye” şeklinde tercüme edilen “en yü‘tâ” ifadesinin izahında müfessirler oldukça zorlanmıştır. Bu sebeple Râzî bu âyetin Kur’an’daki en müşkil âyetlerden olduğunu kaydeder (VIII, 96).
Bunun Allah Teâlâ’nın peygamberinden söylemesini istediği sözünün devamı olarak düşünülmesi halinde, meâlinde olduğu gibi “Birine (Hz. Muhammed) size verilenin benzeri veriliyor diye mi veya rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirecekler diye mi (böyle davranıyorsunuz)?” şeklinde çevrilmesi uygun olur.
Ehl-i kitap’tan komplo hazırlayanların sözünün devamı sayılması halinde ise bu kısmın anlamı şöyle olur:
“Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine yahut rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın)”. Râzî, bu ifadeyi Ehl-i kitaba ait sözün devamı sayan yorumu değişik açılardan eleştirir ve zayıf bulur (VIII, 96-97).
Bu âyetin meâlinde “lutuf” şeklinde karşılık verilen "fadl" kelimesi “bol bol iyilik yapma ve yararlı şeylerle donatma” anlamına geldiği gibi, burada “peygamberlik verme”nin kastedildiği görüşü de vardır. Bu görüşün sahipleri, daha sonra gelen “Onu dilediğine verir” cümlesinin ışığında, bu âyet-i kerîmede peygamberlik mertebesine kişisel çaba ve hak edişle değil ancak ilâhî bağışla erişilebileceğine delâlet bulunduğunu belirtirler.
Yine bu âyette geçen vâsi‘, Allah’ın güzel isimlerinden olup “geniş” anlamındadır; genel olarak O’nun sıfatlarının kuşatıcılığını, sınırsızlığını; özellikle ilim, rahmet ve lutfunun genişliğini ifade ettiği şeklinde anlaşılmıştır. Bu sebeple “vallahu vâsiun” cümlesine meâlinde “Allah (zât ve sıfatlarında) sınırsızdır” şeklinde mâna verilmiştir.
Kaynak: bk. DİB., Kur'an Yolu Meal ve Tefsir, Âl-i İmrân, s. I, 605-606.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Âl-i İmrân Suresi 88. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 158. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 70 ve 71. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 58. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 60. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 63. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 74. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 47. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 87. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Âl-i İmrân Suresi 48. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?