Bir şeyi tartmadan satmak caiz midir? Mesela bir bağın meyvelerinin hepsini topluca satmak caiz midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

GÖTÜRÜ SATIŞ (CÜZÂF VEYA MÜCÂZEFE YOLUYLA SATIŞ)

A) Götürü Satışın Tarifi ve Delilleri:

Bir şeyin ölçmeden, tartmadan veya saymadan götürü olarak ve tahmin yolu ile satılmasına "cüzâf veya mücâzefe satışı" denir. Cüzâf; Farsçadan Arapçaya geçmiş bir sözcüktür.

Yığın halindeki buğday, arpa, odun, ot, saman, hurda demir, ağacında olgunlaşmış meyveler veya başağında olgunlaşmış buğday toptan tahmin yoluyla satılabilir. Bunun meşrû oluşu sünnet deliline dayanır.

Cabir (r.a) şöyle demiştir:

"Rasûlullah (asm), ölçek sayısı bilinmeyen hurma yığınının, ölçüsü bilinen hurma karşılığında satışını yasaklamıştır."

Burada hurmanın başka cins bir bedelle götürü olarak satışının caiz olduğuna delâlet vardır. Normal şartlarda ölçü veya tartı ile satılan bir mal, kendi cinsi ile götürü olarak mübadele edildiği takdirde "fazlalık ribası" söz konusu olur. Çünkü ölçülmedikçe iki yığının denk olup olmadığı anlaşılamaz.

Abdullah b. Ömer (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"İnsanlar gıda maddelerini pazarın üst kısmında götürü olarak alıp satıyorlardı. Allah'ın Rasulü bunların, yer değiştirmeden satışını yasakladı."

Bu hadis götürü satışın caiz olduğunu, ancak bu yolla malı alan kimsenin bu malı yeniden satabilmesi için, yer değiştirmesi gerektiğini bildirmektedir.

B) Götürü Satışın Şartları:

Götürü şatışın başlıca şartları şunlardır:

1) Satın alınacak şeyin satış sırasında veya daha önce alıcı tarafından görülmüş olması gerekir. Bu yüzden bir malı görmeden, götürü olarak satın almak caiz olmaz. Ancak yığının yalnız dış kısmını görmek yeterli olduğu gibi, mühürlü veya ambalajlı olup açıldığında bozulabilen şeylerin yalnız niteliklerini belirtmekle yetinilir. Kutulardaki konserve, şişelerdeki sirke, ilaç ve esans gibi. Zeylâî (ö.734/1342) bu konuda şöyle der: "Cüzâf yolu ile satışın caiz olmasının şartı, bunun başkasından aydırdedilebilir ve işaretle gösterilebilir olmasıdır."

2) Satıcı veya alıcı, götürü olarak satılacak malın miktarını bilmemelidir. Eğer onlardan birisi malın miktarını bilir ve götürü satıştan sonra karşı tarafa bildirirse, karşı taraf için muhayyerlik hakkı doğar.

3) Götürü satışın konusu yığının kendisi olup tek tek parçaları değildir. Bu yüzden ancak ölçü, tartı veya uzunluk ölçüsü ile alınıp satılan şeyler götürü satışa konu olabilir. Sayı ile satılanlar ise sayımda bir güçlük bulunmadıkça sayılarak satılmalıdır. Çünkü saymak ölçmeye veya tartmaya göre daha kolaydır.

4) Satılan malın miktarı, bilen birisi tarafından tahmin edilmelidir. Canlı kuş, güvercin veya büyük bir çiftlikteki tavuklar gibi tahmin edilmeleri güç olan şeylerin götürü olarak satışı caiz değildir.

5) Satılan şeyin çokça olması gerekir. Mal ne tahmin edilemeyecek kadar çok olmalı ne de kolaylıkla sayılabilecek kadar az miktarda bulunmamalıdır.

6) Malın üzerinde bulunduğu sathın düz olması gerekir. Yığının içinde bir takım tümsekler bulunursa bu durum aldanmaya yol açabileceği için satış fâsit olur.

7) Hem götürü, hem de ölçü veya tartı birlikte uygulanmamalıdır. Meselâ; bir yığın buğdayı götürü olarak satarken, yanında şu kadar metre kumaşın da birlikte satın alınmasını şart koşmak gibi. Burada tek satış bedeli belirlendiği için, bilinenin bilinmeyenden etkilenmesi söz konusu olur.

C) Götürü Satışta Özel Durumlar:

Ne kadar olduğu bilinmeyen bir yığın gıda maddesi, ölçeği şu kadar lira olmak üzere satılsa Ebu Hanife'ye göre böyle bir satım akdi yalnız bir ölçek hakkında geçerli olur. Çünkü bütün için satış bedeli belirsiz olmakla birlikte tek ölçek için belirlidir. Ancak akit meclisinde bütünün miktarı açıklanır veya ölçülerek belirlenirse satış tamamını kapsamına alır.

Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre ise bu şekilde ölçek fiyatı üzerinden götürü satışta, satım akdi bütünü içine alır. Çünkü bütün ölçüldüğü zaman satış bedelinin miktarı belirli hale gelecektir. Yığın başlangıçta işaret edilmekle belirli hale gelmiş sayılır. Alışverişlerde kolaylık olması için bu iki imamın görüşü fetvaya esas alınmıştır. Diğer bütün standart (mislî) malların götürü satışı da bu esasa göre olur.

Günümüzde ağacı üzerinde olgunlaşmış zeytini veya başka meyveleri kilogram fiyatı belirlenerek götürü satmak da aynı hükümlere bağlı olur. İki imama göre bu mümkün ve caizdir. Yine kilogram fiyatı belirlenerek koyun veya sığırların tartılmak suretiyle satılması da aynı niteliktedir.

Ebu Hanife'ye göre, bir sürü koyunun tane hesabiyle fakat götürü olarak satılması halinde, satım akdi tek koyun için de geçerli olmaz. Çünkü koyunlar ölçekle alınıp satılan mallarda olduğu gibi standart değildir. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre ise, satış, malın standart olup olmamasına bakılmaksızın tamamı için bağlayıcı olur. Çünkü götürü satışın yapıldığı sırada, başlangıçta akdin fâsit olmasına yol açabilecek bilgisizlik, malın tamamı sayılarak veya ölçülerek akit meclisinde belirli hale geldiği için ortadan kalkmaktadır. Tanesi bir milyon lira olmak üzere, götürü satılan sürüde seksen koyunun bulunduğunun sayım sonucu anlaşılması gibi.

İç hacmi belirsiz olan, daralıp genişleyen naylon çanta, zembil gibi kaplarla satış da caiz değildir. Çünkü bu aldanmaya yol açar.

Eğer götürü satış meselâ; yüz ölçek olmak şartıyla şu fiyata diye yapılmışsa mal eksik çıktığı takdirde alıcı muhayyerdir. İsterse mevcut olanı satış bedelinden ona isabet edenle alır, isterse satışı feshedebilir. Kısımlara ayrılmasında zarar bulunmayan her türlü ölçü veya tartı ile satılanlarda hüküm böyledir. Ancak yığın, belirlenen miktardan fazla çıkarsa, fazlalık satıcıya aittir. Çünkü bu kısım satım akdine girmemiştir.

Bir arazi beş dönüm denilerek tek satış bedeli ile satılsa, ölçüm yapıldığında eksik çıksa alıcı muhayyer olur. İsterse satış bedelinin tamamı ile alımı sürdürür, isterse akdi bozabilir. Fazla çıkması halinde ise bu fazlalık alıcıya ait olur ve satıcının muhayyerlik hakkı da bulunmaz. Çünkü burada bedel bütün için verilmiş, metre karşılığı söz konusu olmamıştır.

Ancak uzunluk ölçüsü ile satılan şeylerde metre bir maksat olarak gözetilir ve satım akdinde şart koşulursa buna uymak gerekir. Meselâ; "Ben şu arsayı sana 250 metre kare olmak üzere 250 milyon liraya ve metresi bir milyon olarak satıyorum." dese, bu durumda arsa 200 metre kare çıktığı takdirde alıcı muhayyerdir. İsterse bu arsayı bedelden 200 metre kareye düşen payıyla alır, dilerse akdin bütünlüğü (safka) parçalandığı için terkeder. Eğer arsa fazla çıkarsa yine muhayyerdir, isterse arsanın tümünü, metresi bir milyon liradan alır, dilerse alımdan vazgeçebilir. Çünkü o, fazla kısmı ödemede zorlukla karşılaşabilir.

Altın, Gümüş, Süs Eşyası veya Süslenmiş Şeylerin Götürü Satışı:

Bedeller değişik cinsten olursa, götürü satış geçerli olur. Eğer bedeller aynı cinsten olursa ölçü veya tartı söz konusu olmayınca götürü satışta faiz ihtimali ortaya çıkar. Haram ihtimalini taşıyan şeyden ise kaçınmak gerekir. Buna göre, götürü satış aynı cinsler arasında yapılacaksa bunların faiz cereyan eden mallardan olmaması gerekir.

Hanefilere göre bu konuda şu prensip geçerlidir:

"Nakitlerin ve benzerlerinin götürü satışında; fazlalıkla değişimi caiz olan şeyin götürü satışı da caizdir. Fazlalıkla değişimi caiz olmayan şeyin götürü satışı da caiz olmaz." Buna göre;

a) Altının altınla veya gümüşün gümüşle tartılmaksızın götürü satılması caiz değildir. Çünkü mübadelede meydana gelebilecek fazlalık faiz olur. Ancak akit meclisinde bedeller tartılır ve ağırlıkta eşit oldukları görülürse satış istihsan yoluyla caiz olur.

b) Altının gümüşle veya faiz cereyan eden başka şeylerin değişik cinsle tartılmadan veya ölçülmeden götürü satışı ise geçerlidir. Çünkü bunlar arasında fazlalık caizdir. Ancak bu durumda iki bedelin de satış meclisinde taraflarca kabzedilmesi gerekir. Bir altın gerdanlıkla beş tane gümüş gerdanlığı, bir yığın buğdayı üç yığın arpa ile peşin mübadele etmek bu niteliktedir.

c) Altın veya gümüş kaplama ve süslemeler bulunan kılıç, kap, şekerlik vs. şeyler altın veya gümüş cinsi ile satılırsa, satış bedelinin bu eşyadaki altın miktarından daha fazla olması gerekir. Böylece kaplama ve süs kısmı satış bedelinin bir bölümüne karşılık olurken, geri kalan, bedelin kalanına denk sayılır. Eğer satış bedeli ağırlık olarak bu kaplama ve süsten eksik kalırsa "fazlalık ribası" söz konusu olacağından satış caiz olmaz. Nitekim Allah Rasûlü (asm), Hayber ganimetlerinden altın ve boncuk dizili bir gerdanlığı on iki altın lira (dinar)ya satın alan Fudale b. Ubeyd'e gerdanlıktan altınları ayırıp tartmasını bildirerek şöyle buyurmuştur: "Altın altına karşılık tartı iledir."

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun