- Mevlana gibi bir zat bu rivayeti nakletmiş, bunun hikmeti nedir?
- Bu kıssanın başka kaynağı var mı?
- Bu tür kıssaları, hadis bağlamında değil de, ders çıkarılacak hikaye olarak sahih olmadığını bildiğimiz halde aktarmak caiz midir? Yoksa Resulullah adına yalan rivayet etmek gibi haram mıdır?
Hz. Mûsâ bir gün giderken bir çobana rastladı. Çoban hafif yüksek sesle şu şekilde kendi kendine konuşuyordu:
“Ey kerem sâhibi olan Allâhım, neredesin ki Sana kul kurban olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Yüce Rabbim sana tâze süt ikrâm edeyim. Bütün keçilerim sana kurban olsun..”
deyip duruyordu. Hz. Mûsâ: “Kiminle konuşuyorsun?” dedi. Çoban: “Yeri göğü yaratan Allâh’ımla konuşuyorum” dedi. Mûsâ çobanı azarladı, yaptıklarının yanlış olduğunu, Allâh’a bu şekilde hitâb etmenin doğru olmadığını söyledi. Çobanın dünyâsı yıkılmıştı. Ne yapacağını bilemeden başını alıp gitti, çöllere doğru koşmaya başladı. Biraz sonra Mûsâ’ya Allah’tan şöyle bir hitap geldi: “Ey Mûsâ, senin görevin insanları Benden uzaklaştırmak mı yoksa Bana yaklaştırmak mı? Neden o saf kulumuzu bizden ayırdın? Biz söze, dile bakmayız; gönüle ve hâle bakarız!” diyordu. Hz. Mûsâ çölün yolunu tutarak çobanı buldu ve müjdeyi verdi. Dilediği gibi Rabbine seslenebileceğini bildirdi. (bk. Mesnevi, C. II, beyit: 1720 vd.)