- Bir yerde şöyle bir açıklama gördüm, bu doğru mu?
- Bir günahında yüz defa tövbesini bozsa da bir kul Allah tövbe kapısında ayakta bekler tekrar tövbe kapısına gelirse kapı kapalıdır sui zannına düşmesin diye Allah’ın yarattığı kulundan ümidini hiç kesmeden aynı heyecanla kapıda ayakta bekliyor.
- Uzun bir süredir panik atağım var. Aniden göğsüm sıkışıyor dünyaya sığamıyor gibi hissediyorum. Psikiyatri psikolog desteği de aldım ama geçmiyor.
- Bazıları bunun namaz kılmamaktan ya da manevi eksiklikten kaynaklandığını söylüyor. Gerçekten biraz daha ibadetlerime yönelirsem kurtulabilir miyim?
- Psikolojik hastalıkların kaynağı maneviyat eksikliği midir?
- Çok uzun yıllardır ruhsal acılar, azarlar çekiyorum artık burama kadar geldi. Ölüp gitsem de kurtulsam keşke. Bu kadar ağır imtihanlar verilmesi neden?
- Her şey Allah’ın izniyleyse kötülükler de mi O’nun izniyle oluyor?
- Dua, akıl ve özgür irade bu denklemde Allah’ı nereye koyar? “Elinden geleni yap, sonra Allah’a tevekkül et” deniyor. Ancak her şeyin Allah’ın izniyle olduğu bilinci, özellikle kötülükler (cinayet, kul hakkı gibi fiiller) açısından nasıl anlaşılmalıdır?
- Allah özgür iradeye müdahale etmiyorsa, bu fiiller de O’nun izniyle mi gerçekleşmektedir?
- Ayrıca insan hem dua edip hem de aklını kullanarak çabaladığında, bu durum Allah’ın kula verdiği akıl ve irade nimetiyle zaten süreci baştan kurmuş olması anlamına gelmez mi?
- Yani Allah yaratmayı ve imkânları sunuyor, insan ise yaratılan seçenekler arasından tercih yapıyorsa; bu tabloda ilahî müdahalenin, takdirin ve kul sorumluluğunun sınırı tam olarak nerededir?