- Sosyal medyada "Dualite ve Hiç"lik diye dolaşan bir hikaye var, böyle bir şey olmuş mu?
- Burada geçen konuya nasıl cevap verilebilir?
Hikaye şöyle:
Dualite ve Hiç'lik
Bir öğrenci ayağa kalkar ve profesöre şu soruyu sorar:
– “Soğuk var mıdır sayın Profesör” ...?
Profesör şaşırır:
– “Nasıl bir soru bu böyle, tabii ki var” diye cevaplar … “Sen hiç soğukta üşümedin mi” ...?
Bunun üzerine çocuk şöyle söyler;
“Hayır profesör, aslında soğuk yoktur, fizik yasalarına göre; gerçek hayatta biz, ‘sıcaklığın yokluğu’na ‘soğuk’ adını veririz ... Aslında soğuk diye bir şey yoktur. O, sadece sıcaklığın yokluğunda; duyumsadıklarımızı tarif etmek için, ürettiğimiz bir kelimedir” der ve devam eder ...
– “Karanlık var mıdır profesör” ...?
Profesör cevap verir;
– “Tabii ki vardır, sen hiç karanlıkta kalmadın mı” ...?
Çocuk bir kez daha atılır;
– “Korkarım gene yanılıyorsunuz Sayın Profesör; çünkü esasında karanlık diye bir şey de yoktur, Gerçek yaşamda karanlık; ‘ışığın yokluğu’na verilen addır ...
Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama, karanlığı çalışamayız ...
Gerçekte biz; Newton’un prizmasını kullanarak, beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz ...
Fakat karanlığı ölçemeyiz ...
Bir basit ışık; karanlık bir mekânı aydınlatarak, karanlığı kırmış olur, yani karanlığı geçersiz kılar ...
Çünkü gerçekte, karanlık yoktur, ışıksızlık vardır ...
Mesela siz; uzayın ne kadar karanlık olduğundan, nasıl emin olursunuz ...?
Işığın miktarını ölçerek ...!
Bu doğrudur değil mi ...?
Öyleyse karanlık denilen şey; insanlar tarafından, ışığın olmadığını anlatmak amacıyla, kullanılan kelimedir” ...
Profesör afallamıştır ve çocuk son darbeyi vurur;
– “O zaman; size son bir soru daha, sormak isterim, sayın Profesör; şeytan var mıdır ...?
Profesör; bu kez pek emin olamamakla birlikte, yine de cevaplar ...
– “Vardır, açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz ...
O; dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü; şeytanın kendisinden başka bir şey değildir” ...
Çocuk; “hayır anlamında” başını sallar profesöre;
– “Şeytan yoktur efendim. Yani; kendi başına yoktur ...
Şeytan basit olarak Tanrı’nın yokluğudur ...
O aynen; karanlık ve soğukta olduğu gibi, insanın Tanrı’nın yokluğunu tarif etmek için, yarattığı bir kelimedir ...
Kötülük ve Şeytan;
İnsanın Tanrı’yı ve sevgisini, yüreğinde hissetmediği zaman, yaptıklarına verilen addır ...
O aynen, sıcaklığın olmadığı yere adını verdiğimiz; ‘soğuk’ ya da ışığın olmadığı yere adını verdiğimiz; ‘karanlık’ gibidir ...
Şeytan ve kötülük, Tanrı’nın içimizde olmadığı anda; yaptıklarımıza verdiğimiz addır” ...
Profesör kürsüde afallamıştır; ...
Fizik yasalarından hareket ederek, bu soruları soran ve cevapları vererek; profesörü allak bullak eden genç öğrencinin adı;
Albert Einstein’dır ...