- Bazı hadislerde kadınların çoğunun cehennemlik olduğu ifade ediliyor. Bu konuyla ilgili hadislerin aslı nedir, kaynakları var mı, ne demek isteniyor, nasıl anlamalıyız?
- Biz geçmişte bir iznimizde ilk defa Türkiye’de oruç tutma imkânı bulduk. İki hafta sonra Hollanda’ya geldik. Yolculukta fazla zahmet çekmeyeceğimizi düşünerek çocuklarla beraber niyetlendik. Ordu’dan otobüsle iftara yakın yola çıktık. Gece Çorum’a yakın yerde imsak oldu ve niyetlendik. Uçağa bindiğimizde İstanbul’daki iftar vaktine 1 saat vardı. Ne var ki biz Hollanda yönüne gittikçe hava kararacak yerde aydınlandı.
- Size sorum şu: Böyle bir durumdaki insan geldiği yere göre mi yoksa gideceği yere göre mi iftar edecek?
- Mesela bizimle tamamen farklı saat uygulaması olan ülkelere gittiğimizde, Amerika diyelim, biz akşama yakın yola çıktık diyelim, gittikçe aydınlık olacak ve uzun bir yolculuktan sonra oraya vardığımızda orada gündüz olacak. Bu soruma bir cevap verirseniz çok sevineceğim.
- Bazı şirketler, hacca gidemeyenlerin yerine 600 euro karşılığı hac yaptırıyor. Orada öğrenciler tutulup ya da buradan görevli gidenlere yaptırılıyormuş. Buradan normal gidenlerin karşılığı 2400 euro.
- Bu doğru mu? Kaynağı nedir?
- Böyle bir hadis var mı, varsa nasıl anlamak gerekir?
- Yay gibi oluncaya kadar namaz kılsanız, kiriş gibi kalıncaya kadar oruç tutsanız, günahlara engel olan bir vera’nız olmadıkça Allah-ü Teâlâ kabul etmez.
Abdullah bin Ömer r.a.
“Yay gibi oluncaya kadar namaz kılsanız, kiriş gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, sonra iki (kalabalık ve zalimler) size (hak üzere olan) bir (mazlum kişi)den daha sevimli olursa, istikâmete ulaşamazsanız.” (Hadis-i Şerif)
- Koyu bir metafizikçi olan Profesör F. A. Lange, Histoire du Materialisme adlı yapıtında (cilt 1, s. 267-8) örgensel varlıkların oluşumunda doğanın hiç de düzenli ve hesaplı davranmadığını, tersine, milyarlarca hayvan ve bitki tohumunun boş yere harcanıp gittiklerini ve ancak bunlardan küçük bir bölümünün doğada bir yer edinebildiğini uzun uzun anlatır ve bunu bir avcının bir tavşan vurmak için her yöne milyonlarca kurşun atmasına benzetir. Kurşunlar bir ereksel nedenle atılsaydı, her kurşunun hedefini bulması gerekirdi.