Hayvanların başına gelen bela ve musibetleri, Allah'ın 'Adl' ve 'Rahmân' sıfatları ile çağdaş din felsefesi perspektifinden nasıl okumalıyız?
Zihnimi bir süredir meşgul eden ve klasik kelam ile felsefe okumalarımda tatmin edici bir zemine oturtamadığım bir konuyu sizin ilminize ve derinliğinize danışmak istiyorum. Mesele; iradesi, soyut bilinci ve ahlaki sorumluluğu olmayan canlıların (örneğin bir kedi veya köpeğin) hasta olup ağır fiziksel acılar çekmesinin teolojik ve felsefi boyutuyla ilgili. İnsan, özgür iradesi olduğu için bir imtihana tabi tutuluyor ve çektiği acıların ahirette bir karşılığı bulunuyor. Ancak böyle bir sınavın muhatabı olmayan hayvanların yaşadığı ızdırap sistemde nereye oturuyor? Klasik yaklaşımları incelediğimde iki temel argümanla karşılaşıyorum ancak her ikisi de günümüz düşünce sistematiğinde bazı boşluklar barındırıyor.
1. Gazâlî ve Eş’arî geleneğinin sunduğu; "Mülk Allah'ındır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder, dolayısıyla bu bir zulüm değildir” yaklaşımı, ahlakı salt güce ve otoriteye indirgiyor gibi görünüyor. Bu durum, ilahi adaleti insani adalet ve merhamet tasavvurundan tamamen kopararak anlaşılamaz bir noktaya itiyor.
2. İbn Sînâ ve Meşşâî geleneğin; evrendeki nedensellik üzerinden "Külli hayır için cüzi şer kaçınılmazdır” veya kötülüğü salt bir "yokluk (adem)” olarak tanımlayan rasyonalizasyonu ise, o canlının çektiği somut ve mutlak acıyı matematiksel bir denkleme kurban edip fazla mekanikleştiriyor. Sizden ricam, bana duygusal bir teselli veya geleneksel ezberler sunulması değil; entelektüel olarak dürüst, mantıksal tutarlılığı olan ve çelişkilerin üzerini örtmeyen bir analiz yapmanızdır. Hayvanların çektiği bu acıyı, onları yalnızca "insanların merhametini ölçen birer ibret veya imtihan aracı" (araçsallaştırma) seviyesine indirgemeden; İslam teolojisi, Allah'ın 'Adl' ve 'Rahman' sıfatları ile çağdaş din felsefesi perspektifinden nasıl okumalıyız?
Kıymetli vaktinizi ayırıp bu konudaki ufuk açıcı değerlendirmelerinizi paylaşırsanız çok müteşekkir olurum. Saygılarımla.