- Herkes kendi ruh cevherine göre davranıyorsa ve bu ruh cevheri de direk Allah tarafından yaratılıp insanlara verildiğine göre amellerimiz buna göre şekillenmiyor mu?
- Örnek 1: İsra 84, Beydavi tefsiri: Her insan ruh cevherine ve bedeninin mizacına tabi olan hallerine göre amel işler.
- Örnek 2: İsra 84, Fahreddin Razi tefsiri: Akıllı kimseler, insan ruhlarının mahiyetleri bakımından farklı olup olmadığı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları: "Onlar, mahiyetleri bakımından muhteliftir. Fiillerinin ve durumlarının değişik oluşu, cevherlerinin ve mahiyetlerinin değişik olması sebebiyledir" derlerken, bazıları da: "Onlar, mahiyetleri bakımından müsavidirler. Fiillerinin değişik olması, mizaç ve alışkanlıklarının değişik olması sebebiyledir" derler. Bence tercihe şayan olan birinci görüştür. Kuran da bunu bildirmektedir. Çünkü Cenab-ı Hak, geçmiş olan ayet-i kerimelerde, Kuran'ın bazı insanlara nisbetle şifa ve rahmet; diğer bazı kimselere nisbetle de hüsran ve horluğu ve hakirliği ifade ettiğini beyan etmiştir. Sonra bunun peşinden, "De ki: "Her biri kendi şâkilesine göre hareket eder" buyurmuştur. Bu, "O temiz nefislere uygun olan ve yakışan, onlarda, Kuran vesilesiyle, zekâ ve kemâl eserlerinin ortaya çıkmasıdır. Bu bulanık nefislere yakışan ise, onlarda, Kuran sebebiyle, horluk, hakirlik ve dalâl, sapıklık eserlerinin ortaya çıkmasıdır. Nitekim, güneş de, tuzu sertleştirip kurutur, yağı eritir; çamaşırcının yıkadığı elbiseleri beyazlaştırır, yüzünü de karartır" demektir. Bu sözden maksat ancak, eğer ruhlar ve nefisler mahiyetleri bakımından çeşitli olup bazısı aydınlanmış ve saf, kendisinden, Kuran vesilesiyle nûr üstüne nûr ortaya çıkar; bazısı da bulanık ve karanlık olup, kendisinden Kuran sebebiyle, dalâlet üzerine dalâlet, ceza üstüne ceza sudur eder bir halde olursa, tamamlanır.