- Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu sözü Ehli Sünnetin kader inancını geçersiz kılmaz mı?
“Şunu iyi bil: Bütün insanlar toplanıp sana faydalı olmaya çalışsalar, ancak Allah (c.c.)’ın senin için yazdığı faydayı sağlayabilirler. Bütün insanlar, sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah (c.c.)’ın senin hakkında yazdığı zarar verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz olmuş ve yazdığı yazılar değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir.”
- Bu hadiste “kaderi yazan kalem yazmaz olmuş ve yazdığı yazılar değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir.” ifadesi Allah (c.c.)’ın yaptığımız filleri yapmamızı istediğinden değil; insanın yapacağı fiilleri ezeli ilmiyle bildiğinden dolayı ezelde kader defterine yapacağımız fiilleri yazmış olduğu inancımızı yıkıp yerine Allah (c.c.)’ın yaptığımız fiilleri yapmamızı istediğinden dolayı kader defterine yazdığı inancını getirmez mi?
- Neden?
- Anne ve babaya karşı gelip kötü tavırlar sergileyen kişilerin ibadetleri kabul olmaz diye bir şey gördüm:
“Allah üç kişinin yaptığı farz ve nafile hiçbir ibadetini kabul etmez: “Onlar, annesi ve babasına karşı gelen, yaptığı iyiliği başa kakan ve kadere inanmayan kimselerdir.” (İbn-i Ebi Asım)
- Ebû Ümame’nin (r.a.) rivayet ettiği bir hadis-i şeriflerinde, Efendimiz (asm): “Dört kimse vardır ki, kıyamet günü Allah onlara rahmet nazarıyla bakmaz. Anne babasına isyan edene, yaptığı iyiliği başa kakana, içki içmeye devam edene ve kaderi yalanlayana” (Camiü’s-Sağîr, 1/270 (Taberânî’nin Kebîr’i).
- Bunlar doğru mudur?
- Eğer doğrularsa bu kişinin kıldığı beş vakit namazı kabul olmaz mı?
- İslam şeriatına sistem olarak karşı olanların bir düşünceleri var. Mesela şeriat düzeninde gittikçe kurallar katılaşır mı?
- Örneğin; "had cezalarını uygulamada en ruhsatlı görüş değil de en azimetli görüş kanunlaştırılırsa", "bazı mezheplerin vacip demesinden ötürü kadınlara peçe zorunluluğu getirilirse" vs. gibi düşüncelere nasıl cevap verilir?
- İslam'da gittikçe katılaşmanın önüne geçmek için bir yöntem belirlenmiş midir?
- Ateistlerin bir iddiası da bu yönde. "Müslümanlar zayıfken ılımlı görüşlere sarılır, güçlendikçe sert hükümleri dayatır" iddiası.