- Ehl-i bidat'la mücadele ederken kullanılan bazı hadislerde ise bidat ehlinin ne orucu, ne namazı, ne sadakası, ne haccı, ne umresi, ne cihadı, ne tövbesi ve ne de fidyesi Allah tarafından kabul edilir denilmektedir.
- Onların dini paramparça ettikleri, bid'at, hevâ ve dalâlet ehli oldukları, herkesin tövbesi kabul edilecekken bunların tövbesinin reddedileceği ve Resûlullahın bunlardan beri olduğu nakledilmektedir.
- Rivâyete göre bir merfû haberde "Allah bidat ehlinden tövbe hakkını kaldırmıştır" ifadesi yer almaktadır.
- Bu gibi rivayetlerde bidat ehlinin tövbesinin kabul olmayacağı söyleniyor. Bidat ehlinin (rafizi, batini vb.) tövbe etse ehli sünnete yönelse tövbesi kabul olur mu?
- Yani, bidat ehlinin tövbesi kabul olur mu, olursa ilgili hadis rivayetleri nasıl anlaşılmalıdır?
- Bugünden itibaren ve gelecekte, Tanrı huzurunda, demokratik düşüncelerini paylaştığım, hak ve özgürlüklerine saygı duyduğum ve yasalarını tanıyacak ve uyacak olduğum Avustralya’ya ve Avustralya halkına bağlılık sözü veriyorum.
- Bu veya bunun gibi sözler ve yeminler sakıncalı mı sakıncalı ise büyük günah mı yoksa küfür mü olur?
- Bildiğim kadarıyla Ehl-i Sünnete göre hak sayılan dört mezhep vardır ve bu mezhepler de namaz kılmayana ölüm cezası da vardır.
- İslâm Hukukunda had cezaları, bir takım suçlar karşılığında bizzat Allah ve Allah Resûlü (asm) tarafından tesbit edilmiş cezalardır.
- Ta’zîr cezaları ise, vahiy tarafından netlikle belirtilmeyen; hakimin takdirine ve alimlerin içtihadına bırakılmış olan cezalardır.
- Namaz kılmayanlarla ilgili, Allah ve Allah Resûlü’nün (asm) telaffuz buyurduğu her hangi bir had cezası söz konusu değildir. Buna göre sormak istediklerim:
1) Bir insan namaz kılmaz ise, ceza vermek yerine namaz kılmaya teşvik edebilir miyiz?
- Zina yapmışsa tövbe etmesini söyleyerek kişiyi doğruya çekebilir miyiz?
- Dinden dönerse yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalışarak onu İslam'a yeniden getirmeye çalışabilir miyiz?
2) Bunun yanında namaz kılmamak, içki içmek, zina, hırsızlık gibi günahlardan hangilerinde had, hangilerinde ta'zir cezası uygulanır?
3) Hz. Muhammed (asm)'in “Müjdeleyiniz; nefret ettirmeyiniz! Kolaylaştırınız; zorlaştırmayınız!” (R. Sâlihîn, 635) sözünü esas alarak ta'zir cezaları ertelenebilir mi veya ceza vermeyerek öğüt ve tavsiye verilebilir mi?
4) Üçüncü sorum had cezaları için de geçerli olabilir mi, yoksa had cezaları Allah ve Resulü (asm) tarafından emredildiği için mümkün değil midir?
- Bir yazınızda kadının ancak evlilikten önce erkekten boşanma izni alırsa boşanabileceğini belirttiğinizi hatırlıyorum.
- Görevlerini yerine getirmeyen bir koca, hanımına boşanma hakkını ne evlenirken ne de evlendikten sonra vermemişse, kadın kocasından nasıl boşanabilecektir?