- Bilirsiniz ki Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) ölüm anında Azrail (a.s) ya da Cebrail (a.s) tarafından '' Ey Allah'ın rasulü, ölmek mi istersin yoksa yaşamak mı'' tarzında bir soru sorulmuş. Sevgili Peygamber efendimiz (s.a.v) de bu soruya Refik-i Ala diyerek cevap vermiş.
- Soru: Hayatı boyunca ümmetim, ümmetim diye ağlayan üzülen bir Peygamber, hatta kimi zaman imansız ölecek diye hasta gençlerin evine koşarak gidip iman etmeleri için islama davet eden bir Peygamber, yetişemeyince kapıda oturup, yetişemedim diye ağlayan bir peygamber, neden yaşamayı seçip de kıyamete kadar insanları tebliğ etmiyor, hem hayatta kalsa mucize de gösterebilir böylece gelecek nesildeki insanlar mucizeleri görünce iman etmeleri daha kolay olur. Neden kendisi böylesi ulu bir vazifeyi, tebliği önder olarak devam ettirmiyor da ümmetine bırakıyor. Çünkü biliyoruz ki Peygamberimiz yaşasa, ara sıra gösterdiği mucizelerle milyarların iman etmesine vesile olabilir.
- Müslim’de geçen hadiste zil sesi şeytanın sesidir derken; Rasulullaha gelen vahy de zil sesi gibi çıkarırdı demekte.
- Hayır ve şer olan iki farklı meselenin sesi nasıl aynı olur?