- Bu ayetin lafzı şöyle: Ve kadaynâ ileyhi zâlikel emre enne dâbira hâulâi maktûun musbihîn.
- Bu ayeti sabah olunca onların ardı kesilecek diye çevirmek mümkün mü?
- Bazıları sabaha kalmadan kökleri kesilecek diye yazmış. Bu diğer ayetlerle çelişiyor. ve kadaynâ; hükmettik, bildirdik. ve kadaynâ: ona. zâlike el emre: işte bu emir. enne: muhakkak, olduğuna. dâbira: arkası. hâulâi: onlar. maktûun: helak olmuş, kesilmiş. musbihîne: sabahlayanlar, sahah olunca.
- Ben buna göre şöyle tercüme ettim ama sıkıntılı ve Arapça kurallarını da bilmem: Bunlar sabah olunca kökleri kesilmiş. Bir de şöyle tercüme ettim, bu da diğer ayetlere ters düşer şöyle: Bunlar arkası kesilmiş sabahlayacaklar. (yani sabaha helak olmuş olarak varacaklar) yani gecenin son anına kadar işleri tamamen bitecek demek bu da diğer ayetleri nakz eder…
- Yani kısacası; sabah olunca onların arkası kesilecek, diye tercüme edilmesi orjinal lafzına göre mümkün mü?
- Mehmet Akif Ersoy’un, “Ya râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?” şiirinde birçok isyan içeren ifade gördüm, anlamlandıramadım.
- Örnek verecek olursak; şiirin en sonunda “Ağzım kurusun.. Yok musun ey adl-i İlâhi!” denmektedir. Bu ifadeler söz sanatı da olsa Akife yakışmayan sözler gibi geliyor, izah edebilir misiniz?