- Bir Ateist böyle bir şey yazmış buna cevap verir misiniz?
- Yani Yokluktan var olamaz diyor buna ne cevap verilebilir?
"Körkütük cahil olmayan herkes bilir ki evren hiçlikten oluşamaz. Bunu hangi ateist nerede dedi bilmiyorum. Ama evren bir enerji dönüşümüdür. Evrendeki her şey bir enerji türünden başka bir enerji şekline dönüşür. Asla yok olmaz ve yokluktan var olmaz. Bir şeylerin yokluktan var olduğuna inanmak senin alanın, ateizmin değil!"
Yasin Suresi 38-40. Ayetler Hakkında:
- Bu ayetlerde güneşin yörüngesinde yüzdüğü söylenmektedir. Modern bilime göre bu çok doğru ve mucizevidir.
- Ancak 1400 yıl önceki insanlar bu ayeti bu anlamda nasıl anlayabilirler ki?
- Surenin önceki ayetlerine de bakıldığında çıkan anlam daha önce gelen 2 peygamberden sonra 3. peygamberi de yalanlayan ve Allahı kabul etmeyen halk için Allah'ın delilleri sıralanmaktadır. Onların bu delilleri idrak edebilme kapasitesine bakarak bu ayetteki bilgiler bugünkü bilimsel anlamda değil de dünyanın sabit güneşin hareketli olduğu teoriler üzerine kurulu olduğu anlamı çıkıyor.
- Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
- Acaba onlar için delil olarak "güneş" vurgulanıp sonra onun özellikleri -Mesela belirli bir ana kadar yüzmesi- mi anlatılmış, yoksa "güneşin yüzmesi" mi delil olarak vurgulanmış?
- Bir ikinci yorum ise Allah her dönem için farklı anlamlar taşıyacak kelimeleri mi seçmiş ve o insanların gözüyle gördükleri "güneşin kaymasını" Allahın yaptığını anlatmak isterken aynı zamanda da bugünün bilimine göre de doğru olmasını sağlamış?Bu şekilde yorumlarsak Kuran dünya sabit Güneş dünyanın etrafında dönüyor demiş olur, bu da Kuran-ı Kerimde bilimsel hata olduğu anlamı ortaya çıkarmaz mı?
- Bu ayeti, benzer ayetler ışığında detaylı olarak açıklayıp o günün insanlarının bu ve benzer ayetleri nasıl anladığını ve tefsircilerin bu ayetler hakkındaki görüşlerini siz de kendi yorumlarınızı katarak açıklayabilir misiniz?
- Bir ateistle konuşmamızda bana Allah'ın varlığına dair delil olmadığını düşündüğü için inanmadığını söyledi. Ben de Kuran’dan ya da evrenden delil getirmek yerine onun düşüncesinin de aslında inanç olduğunu (Allahın yokluğuna inanmak) ve bu sebeple ispat yapması gerektiğini yani delil isterken delilsiz bir inanca sahip olarak kendisiyle çeliştiğini vurgulamak için öyleyse yokluğunu ispatlamalısın dedim.
- O da ispat yükümlülüğünün bana ait olduğunu çünkü hiç ortada yokken varlıktan söz edenin ben olduğunu söyledi. Ben de kabul ettim ama yukarıda söylediğim açıklamayı yaptım. Yani onun verdiği örnekle babamın boyu 3 metre desem ispatlamam gerekir ama karşıdaki hayır kesinlikle öyle değil diyerek karşı çıkıyorsa onun da aksini ispatlaması gerekir. Ama Allah'ın yokluğunu ispatlamasının imkansız olduğunu söyledim. O da kabul etti ve "evet aynı şekilde uçan domuzların olmadığını da ispatlayamam çünkü “bir şeyin yokluğunun ispatı gerçekçi olmasına bağlı" dedi.
- Burada verilmesi gereken cevap Kuran ve peygamber deliliyle mi olmalıydı?
- Yani bunlar birer delil varlığını iddia edip delil sunuyorum bu durumda yokluğu iddia etmesi için delilleri çürütümeli. Deliller de zaten gerçekçiliği ortaya koymuş olur. Yani aslında onun söylediği son cümledeki boşluğu bulmakta zorlandım, sorun bu.
- Ahzab 59. ayeti için inen bir hadis var fakat bu hadis daha çok nur suresi 31. ayet için inmiş gözüküyor bu hadis doğru mu tercüme edildi?
- Kaynak numaraları verdiğim kitaplarda bu hadis var mı? Ve bu şekliyle mi var? Yoksa nur suresi 31. ayet yerine yanlışlıkla Ahzab 59’daki ifadeler mi yazılmış?
- Açıklayabilir misiniz?
- Aişe radıyallahu anha’dan gelen rivayette; “Allah ilk muhacir hanımlara rahmet eylesin. “Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle…” ayeti nazil olunca elbiselerinin bir parçasını yırtarak yüzlerini örttüler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında başlarında kargalar varmış gibi namaz kıldılar.”
- Taberi (18/94) Beyhaki (7/8 İshak b. Rahuye (1280) Hakim (2/431, 4/216)) İbnu Katan Kitabu’n-Nazar (s.173) İbn Ebi Hatim Tefsir (8/2575) Fethu’l-Bari (8/490) İbni Habib Gaye ve Nihaye (s.213) Durru’l-Mensur (8/209)