Ey Muhammet!) Kuran'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da, asla doğru yola gelmezler" (Kehf Suresi, ayet 57). Soru: insanlar Allah?a ulaşmak istediğinde Allah ona karşılık verir ve doğru yoluna alır. İstemeyen bir insan da doğru yolu bulamaz, Allah ona yol göstermez. Ancak Kuran?ı anlamak isteyip de, anlamasınlar diyerek kulaklarına ağırlık koymak nedendir? Kişi Kuran?ı anlamaya çalışıyor ama, aman anlamasınlar diye ağırlık koyulmuş kulaklarına. Nedendir?
"(Ey Ayse) sen benden önce ölsen de ben seni gasletsem, kefenlesem, namazını kılsam, sonra da defnetsem sana ne ziyân?". dediğinde ona su cevabi vermiştir: "Bana öyle geliyor ki bu işlerin hepsini yaptıktan (ve beni defnettikten) sonra benim odama dönüp, kadınlarından biri ile sabahlayacaksındır" hadisi sahih midir?
''Çalışmak da bir ibadettir'' diye yapmamız gereken ibadetleri yapmadığımız oluyor veya yaptırmayanlar oluyor. Acaba çalışmayı bahane mi ediyoruz? ÖZELLİKLE YÖNETİCİLERİMİZ (Başkanlar, Müdürler, şefler v.s.)
Soruyu aklıma getiren birı yazı oldu. Yazıda Hz. Cebrail, Hz Peygamberimize Kuran'ı getirirken aldığı manayı kelime kalıplarına dökme işini de yapıyor güya. Kur'an manasıyla önce Hz. Cebrail'e sonra lafzıyla Hz. Peygamberimize mi vahy olmuştur? Yoksa Hz Cebrail'e de lafzıyla bildirilip sonra Hz Peygamberimize nazil olmuştur? Kur'an "Allah'ın kelâmı" olarak ne ifade etmektedir? Vahyin metnini teşkil eden husus, sadece mânâ mıdır? veya sadece lâfız mıdır? Yoksa her ikisinin toplamından mı ibarettir?