Efendimiz(s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde: ''bir musibete maruz kalındığında; innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn, demek yalnız benim ümmetime bahşedilmiş bir lütüftur.'' buyurmuşlardır. Acaba önceki kavimlerde bir musibet geldiğinde nasıl bir düşünce hakimdi. Bir de bu hadisin sahihliği ile ilgili ve vermek istediği mesajlarla ilgili bilgi verirseniz sevinirim?
Hadis olarak okumuştum yanılmıyorsam. Birisinin develeri uyuz oluyor galiba, -yada öyle bir hastalık- hastalığın bulaştığından bahsediyor. Peygamberimizde(SAV) bunun kader olduğunu (ev kema kal) söyleyip soruyor, "peki ilk deveye nereden bulaştı?" hadisi tam aktaramadım ama anlamışsınızdır. Bu hadisi nasıl anlamalıyız? bugün Tıp; hastalık virüs mikrop vs ile bulaşır diyor. Hadisten kasıt hastalığın bulaşmadığı mıdır?
Hz. Yusuf?un şemaili hakkında bir bilginiz var mı, yani İdris?den (A.S.) bahsederken onun uzun boylu buğday tenli diye tarif etmişsiniz onun gibi. Bir de Hz. Musa'nın kardeşi Meryem diye biliyorum yani Hz İsa'nın annesi Meryem değil ismi Meryem diye biliyorum fakat Hz. Muhammed(S.A.S) Gülsüm diye bahsetmiş bunlardan hangisi doğru?