Yasin 52’de geçen Kim sorusunu nasıl açıklayabiliriz?

Tarih: 03.10.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

​Yasin suresi 52. ayette neden bizi uykumuzdan KİM uyandırdı diyorlar? Yani hadislerde 40 yıllık uyku döneminden bahsedilmiş ama uyananlar neden KİM sorusunu soruyor ki? Sonuçta Allah onlara kabirde ya azap etti ya da mükafat verdi? Bu ayeti kabir azabının olmadığına delil getiriyorlar ne dersiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Derler ki: Vay başımıza gelenler! Bizi yattığımız yerden kim diriltip kaldırdı? Rahman'ın vaadettiği işte bu! Peygamberler gerçekten doğru söylemişler!" (Yasin, 36/52)

Bu ayette birkaç noktaya bakmakta fayda vardır:

a) Ayette geçen “merkadina” kelimesi, bu sözü söyleyenlerin uykudan uyandırıldıkları düşüncesinde olduğunu göstermektedir. Bunda şüphe etmiyorlardı. Fakat bu sözü söylemeleri aldıkları dehşetten kaynaklanmıştır. Örneğin, bir adama: “yakında karşı koyamayacağın bir saldırıya maruz kalırsın” denilse ve bu adam da korkunç bir kişinin kendisine doğru gelmekte olduğunu görse, korkusundan titremeye başlar ve bu kişinin söz konusu adam olup olmadığını tereddütle karşılar.

Bunun gibi bu sözü söyleyenler de korkularından dehşete kapıldıkları için uykudan uyandırıldıkları yahut mahşere doğru sevk edilecekleri konusunda tereddüt ederler. Dünyada iken peygamberlerden “diriltilip mahşere sevk edileceklerine” dair tahminleri kuvvetli olmakla beraber, yine de uykudan uyanmayı göz ardı etmiyorlar.

Bu iki ihtimali de seslendirmek için “men beasena/kim bizi diriltti” sözcüğünü, “merkadina/uyuduğumuz yerden” ifadesiyle birlikte kullanmışlardır. “Bu Rahman’ın vaadidir ve peygamberler de doğru söylemişlerdir” ifadesinden, bunların öldükten sonra diriltilmiş olduklarına dair kanaatlerinin en kuvvetli olduğunu göstermektedir. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri)

b) Bazı alimlere göre, bu süreç “iki sur” arasında geçen 40 yıllık bir müddetle alakalıdır. Çünkü, kabir azabı yalnız bu iki sur arasındaki bir uyku döneminde kesintiye uğrar. Bu sebeple de uykudan mı uyandırıldıkları yoksa ölümden mi kaldırıldıkları konusunda tereddüde düşmüşlerdir. (krş. Maverdi, İbnu’l-Cevzi/Zadu’l-Mesir, ilgili yer)

Sura üflenip insanlar yeniden canlandığında ve hızla mahşer yerine doğru giderlerken dünyada bu gerçeği inkar edenlerin önce neye uğradıklarını bilemez bir halde birbirlerine olup biten hakkında soru sormaya çalışacakları, hemen ardından da durumu anlayıp derin bir pişmanlık içinde Allah'ın vaadinin ve peygamberlerin bildirdiklerinin doğru çıktığını itiraf edecekleri canlı bir anlatımla tasvir edilmekte; böylece öldükten sonra dirilmeye inanma çağrısı soyut bir iman esası düzeyinde bırakılmayıp aklı eren herkesin durum muhasebesi yapmasına ve konu üzerinde daha bir ilgiyle düşünmesine imkan verilmektedir.

Ayrıca, öldükten sonra dirilmenin sırf geleceğe dönük bir korku motifi olarak algılanmaması için insanın fıtratındaki adalet duygusuna hitap edilmekte, haşir gününün temel özelliği olarak herkesin yüce Allah'ın şaşmaz adaletinin güvencesi altında bulunduğu, hiç kimsenin en küçük bir haksızlığa uğratılmadan sadece yaptıklarının karşılığını göreceği belirtilmekte, dolayısıyla muhataplar dünya hayatından sonra böyle bir hesaba çekilmenin zaten gerekli ve hayata anlam kazandırıcı bir safha olacağını düşünmeye yönlendirilmektedir.

Mealini verdiğimiz 52. ayette geçen inkarcılara ait sözün -buradaki bir gramer özelliği dolayısıyla- "Vay başımıza gelenler! Bizi yattığımız bu yerden kim diriltip kaldırdı? Rahman'ın vaad ettiği (hakikatmiş), peygamberler de gerçekten doğru söylemişler" şeklinde anlaşılması da mümkündür. (Razi, Mefatih, ilgili ayetin tefsiri) 

Öte yandan, sadece soru kısmının inkarcılara ait, Rahman'ın vaadinin bu olduğuna ve peygamberlerin sözlerinin doğru çıktığına dair ifadenin ise melekler veya müminler tarafından onlara verilmiş cevap olması da muhtemeldir; Taberi, müminlerin sözü olması ihtimalini daha kuvvetli bulur. (Taberi, Tefsir, ilgili ayetin tefsiri)

İlave bilgi için tıklayınız:

Kabir hayatı ayetler, hadisler ve icma ile haktır | Sorularla İslamiyet

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun