Peygamberimizin salavatlara ve Kuran’ın sevabına ne ihtiyacı var?

Soru Detayı

a) “Allahumme salli ala ruhi seyyidina Muhammedin fil ervah..” diye bir salavat var. Bu salavatta Allah’ım ruhlar içinde Hz. Muhammed’in ruhuna rahmet et deniliyor. Bu yanlış değil mi? Peygamberimiz zaten makamı güzel, neden o kadar kişinin ruhunun arasında sadece Efendimizin ruhuna rahmet edilmesi isteniyor? İnsan dua ederken bütün ümmet için etmesi gerekmiyor mu?
b) Ayrıca, Kuran hatim edilince Peygamber Efendimizin ruhu için adanıyor, peygamberimizin buna ihtiyacı var mıdır ki? Zaten Peygamber Efendimizin makamı yüksektir. Bizim çektiğimiz salavatlara okunan Kuran’ın sevabına ne ihtiyacı var? Biz salavat çekmesek de Peygamberimiz (sav) Allah’ın habibi en yüksek makama sahip zaten bunu açıklayabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a) Burada Hz. Peygambere yapılan salavat söz konusudur.

Diğer salavat şekillerinde olduğu gibi burada da Hz. Muhammed’e salavat getiriliyor. O salavatlardaki tahsis ne ise burada da odur. Bilinen ve hatta teşehhütte okunan salavatlarda da bu tahsis vardır. Bunlar Hz. Peygamberin öğrettiği şttiği şekildedir.

Örneğin Şafilere göre, namaz kılarken ilk oturuşta yalnız Hz. Muhammed (sam)’e, ikinci oturuşta ise “âl” ile birlikte salavat getirilir.

Demek ki, Hz. Peygambere getirilen salavatın, duaların hepsinde diğer müminleri de dahil etme şartı yoktur.

- Kaldı ki, peygamberimizin başkasını dahil etmeden sırf kendisi için ettiği bir çok dua sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır.

Hülasa: Her duada bütün müminleri dahil etmek şartı yoktur.

b) Önce şunu belirtelim ki, Hz. Peygambere yapılan dualar, okumalar salavatların hedefinde kişinin kendisi de vardır.

Bunlar birer samimiyetin nişanıdır, ona olan sevgi ve saygımızın ifadesidir, şefaatine layık olmaya yönelik bir kişiliğin sergilenmesidir.

Üstelik kişinin kendisine büyük sevap kazandırmaktadır. “Bana bir defa salavat getirine Allah ona on defa salavat/rahmet eder” manasındaki hadisten bunu anlamak mümkündür. (Müslim, Salat 11; Ebû Davud, Salat 36)

Bununla beraber, bu sorunun güzel bir cevabını da Risale-i Nur’dan okuyalım:

“Eğer desen: Madem o Habibullahtır. Bu kadar salavat ve duaya ne ihtiyacı var?  

Elcevab: O Zât (asm);
- umum ümmetinin saadetiyle alâkadar
ve bütün efrad-ı ümmetinin her nevi saadetleriyle hissedardır
ve her nevi musibetleriyle endişedardır.

İşte kendi hakkında meratib-i saadet ve kemalât hadsiz olmakla beraber; hadsiz efrad-ı ümmetinin, hadsiz bir zamanda, hadsiz enva'-ı saadetlerini hararetle arzu eden ve hadsiz enva'-ı şekavetlerinden müteessir olan bir zât, elbette hadsiz salavat ve dua ve rahmete lâyıktır ve muhtaçtır.” (Mektubat, 301)

Çünkü, ümmetine son derece düşkün olduğu Kur’an’la sabit olan Hz. Muhammed(sam)’in, onlar tarafından gelen -adeta- sonsuz sevinçleriyle sevinmesi, sonsuz kederleriyle kederlenmesi söz konusu olması ona normal bir insanın taşıması imkânsızdır.

Çünkü, sonsuz keder ve sıkıntı gibi, sonsuz sevinç ve ferahtan  kaynaklanan büyük bir etkiyi de taşımak çok zordur.

İnsan fıtratı, kabiliyeti bu durumu kaldıracak kapasitede değildir.

Tek çare, Allah’ın sonsuz rahmetine sığınmaktır.

İşte salavat ve diğer duaların ve sevapların Hz. Peygambere yönlendirilmesi, böyle manevi bir sığınaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
1.572 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR