Meryem 41 ve Meryem 51’de ne denmek istenmiştir?

Tarih: 29.07.2020 - 20:08 | Güncelleme:

Soru Detayı

Meryem Suresi 41. ve Meryem Suresi 51. ayetlerinde tam olarak ne denmek istenmiştir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Bu kitapta İbrahim’i de okuyup an! O gerçekten özü sözü doğru biriydi, bir peygamberdi.” (Meryem, 19/41) mealindeki ayette, sadakatin zirvesinde ve tevhidin bayraktarı olan Hz. İbrahim’in de Kuran’da zikredilmesi istenmiştir.

Aslında onu zikreden Allah’tır. Fakat Hz. Peygambere (asm) hitaben bu ifadenin yer alması, Hz. Peygamber (asm) ile müşrik kavmi arasında geçen tartışmayı hatırlatmaya yöneliktir. Şöyle ki; 

a) Müşrikler ataları olan Hz. İbrahim ile hep iftihar ediyor, onun yolunda olduğunu söylüyorlardı. Hz. Muhammed’in (asm) putlara karşı durması, onları tevhid inancına çağırması kendilerine ağır geliyordu ve “Biz babalarımızın dini üzerindeyiz..” diyorlardı.

Bu ayette onlara iftihar ettikleri ataları Hz. İbrahim’in putlara karşı duruşunu ve tevhid inancına çağrısını hatırlatmakta ve adeta şöyle demektedir:

“Siz madem babalarınızı taklit etmeyi, onların yolunda yürümeyi şeref sayıyorsunuz, onların dinlerine bağlılığınızı gösteriyorsunuz, o halde en şerefli babanız olan Hz. İbrahim’i taklit ediniz, onun dinine bağlılığınızı gösteriniz. Dürüst iseniz, özü ve sözü ile dürüst ve sadakatin zirvesinde ve aynı zamanda peygamber olan bu babanızı taklit ediniz, onun gibi siz de dürüst olunuz. Yalancı müşrik babalarınızı taklit edeceğinize, içi-dışı bir, özü-sözü bir olan bu “sıddık” zatın kervanına katılın..” (bk. Meryem, 42-45)

b) Üstelik Hz. İbrahim’in müşrik olan babası ve kavmini ikaz etmekten azap ile uyarmaktan, delillerle onları hak ve hakikate çağırmaktan geri durmamıştır. Hz. Muhammed’in (asm) yaptığı da bundan başkası değildir.

O halde ona uymak, onun yolunda gitmek, Hz. İbrahim’in yolunda gitmek anlamına gelir. Öyleyse siz de başınızı gaflet kumundan çıkarın, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed’in (asm) davetlerinde kullandıkları delilleri siz de kullanın. (bk. Razi, ilgili ayetlerin tefsiri)

“Bu kitapta Musa’yı da okuyup an. Gerçekten o ihlaslı biriydi, elçi-peygamberdi.” (Meryem, 19/51) mealindeki ayette Hz. Musa’nın bazı vasıflarına vurgu yapılmıştır:

a) Hz. Musa, Hz. İbrahim ile ata-torun ilişkisi yanında, her ikisinin de “Ülü’l-azim peygamberler” ortak paydasına sahiptir. Bu sebeple her ikisinin de “kitapta anılması” üslubuyla söz konusu edilmiştir.

b) Hz. İbrahim için kullanılan “sıddık” vasfı ihlası da ifade etmektedir. Çünkü dürüst olan samimidir, samimi olan ihlaslıdır. Ancak “muhlas” kelimesi yalnız ihlaslı değil, “Allah tarafından ihlasa erdirilmiş” manasına da gelir.

Buna göre, Hz. İbrahim için kullanılan “sıddık” vasfı, kesbidir, Hz. Musa için kullanılan “muhlas” vasfı ise vehbidir. İkisi de vehbi olan nübüvvet mesleğinde müşterek olmakla beraber, kesbi olan sadakat vasfıyla Hz. İbrahim’in yüksek mertebesine işaret edilmiştir.

c) Hz. Musa için hem resul hem nebi vasfının kullanılması, mertebece onun Hz. Harun’dan yüksek olduğuna dikkat çekmeye yöneliktir. Çünkü Tevrat yalnız Hz. Musa’ya inmiştir, şeriat sahibi odur. 

d) Muhlas kelimesi Allah tarafından ihlas dairesinde durdurulan, seçkin bir konuma getirilen manasınadır. 

“Ona Tur’un sağ tarafından seslendik ve onu fısıldaşırcasına (kendimize) yaklaştırdık” (Meryem, 52) mealindeki ayette bu seçkinliğin bir kısmına işaret edilmiştir. “Rahmetimizin bir sonucu olmak üzere kardeşi Harun’u da bir peygamber olarak onun yanına verdik” (Meryem, 53) mealindeki ayette ise, nebi olan Hz. Harun’un, bir resul ve nebi olan Hz. Musa’ya yardımcı verildiğine dikkat çekilmiştir. Burada da ikisi arasındaki mertebe farkına işaret edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+

Yorumlar

anonim 11

İmanında bir şüphem yok, yalnızca merak ediyorum. Allah razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun