Kâfirlerin; 'Bu Kur'an Muhammed'in uydurduğu iftiradır' iftiraları hakkında.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetlerin meali:

“İnkâr edenler, ‘Bu Kur'an, onun uydurduğu, birilerinin de bu konuda kendisine yardım ettiği bir düzmeceden ibarettir’ dediler; böylece onlar açık bir haksızlık ve iftirada bulunmuş oldular. Yine dediler ki: ‘Bunlar, onun başkalarına yazdırdığı, sabah akşam kendisine okunan eskilerin masallarıdır!’ De ki: ‘Onu, göklerin ve yerin sırlarını bilen Allah indirdi. Doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir’." (Furkan Suresi, 25/4-6)

Bu ayetler, Mekke devrinde inmiştir. Bunu söyleyenler, kuvvetli bir ihtimalle vahiy diye bir olguya inanmıyorlardı. İnanmadıkları bir şeyi akıllarınca yorumlamaya çalışıyorlardı. Mekkeli putperestler, aslında Kur'ân-ı Kerîm'in hükümlerini kendi bâtıl inançları, zulme dayanan mevcut düzenleri için zararlı gördüklerinden, onun etkisini değişik yollardan önlemeye çalışıyorlardı.

Bu yollardan biri de Resûlullah'ın "birilerinden", yani o dönemde Mekke'de bulunan birkaç Ehl-i kitap mensubundan da yardım alarak Kur'an'ı kendisinin icat ettiği iddiasıydı. Kur'ân-ı Kerîm gibi mükemmel bir kitabı böyle rastgele kişilerden aldığı bilgilerle oluşturması saçma bir iddia olmaktan öte gidemezdi. Yukarıda mealini verdiğimiz 6. âyette putperestlerin iddiaları reddedilirken "Onu, göklerin ve yerin sırlanın bilen Allah indirdi" buyurulması şu gerçeğe işaret etmektedir: Kur'an, Allah'ın yardımı olmadan hiçbir insanın, kendi beşerî yetenekleriyle ulaşamayacağı zenginlikte sırlar, gayb âlemine ilişkin bilgiler, gerçekler içermektedir. Dolayısıyla Kur'an'ın, insanın değil Allah'ın sözü olduğunu kanıtlayan delil yine Kur'an'ın kendisidir, onun içeriğidir.

Tarih kaynakları, Hz. Muhammed (a.s.m)'e inanamayanların dayandıkları gerçek nedenlerin, sosyal, siyasal, ekonomik gibi çok değişik olduğunu bildirir. Gerçekte müşriklerin, Hz. Muhammed (a.s.m)'in kişiliğine, karakterine, eskiden beri bilinen emniyetine, emanetine, güvenirliliğine, samimiyetine leke sürecek tek bir davranışına şahit olmamışlardır. Fakat, değişik sebeplerden ötürü, peygamberliğini kabul etmeyince, onun davranışını bir delilik, bir şairlik, bir kâhinlik olarak değerlendirdikleri gibi, -ümmiliğini / okur-yazar olmayışını da göz önünde bulunularak- ortaya koyduğu Kur'an'ın kaynağını, geçmişlerin masalı ve özellikle de o masallardan çevrelerinde çokça duydukları Yahudilerin kitapları olduğunu iddia etmişlerdir. Bu ayette -meal olarak- yer alan, “Başka bir topluluk da kendisine yardım etmiştir” ifadesi, özellikle Mekke'de bulunan ve Tevrat’ı okuyan üç kölenin söz konusu edildiğine işarettir. (krş. Zemahşerî, Taberî, Razî, ilgili ayetin tefsiri).

Özetle; bu gibi iddialar, gerçekte müşriklerin, inkârcıların ortada gördükleri şüpheli bir durumdan kaynaklanmıyor. Sebebi ne olursa olsun, Hz. Muhammed (a.sm)'in peygamberliğini hazmetmeyenler, çeşitli yakıştırmalarla onu çürütmeye çalışmışlardır. Kur'an-ı Kerim, -ilmî bir metot kullanarak- önce onların iddialarını seslendirmiş, ardından da onlara gereken cevabı vermiştir. Burada da Kur'an, onların özetle, “Kur'an'ın uydurulmuş, Tevrat gibi eski kitapları okuyanlar tarafından ümmi olan Muhammed'e sabah-akşam okunmuş bir iftiradır” şeklindeki iddialarına yer vermiş, buna karşılık olarak da, özetle şöyle cevap vermiştir: “Hayır! Böyle bir şey olamaz. Kur'an, ancak göklerin ve yerin gizli yönlerini de bilen bir zat / Allah tarafından indirilmiştir.” Bunun anlamı şudur: Göklerin ve yerin yaratılışı, işleyişi, yaratılış safhaları, insanın yaratılış safhaları, geçmiş ümmetlerin başına gelen hadiselerin nirengi noktaları tarihî olayların can alıcı yönleri gibi -özellikle o devirde- ancak Yaratıcı tarafından bilinen ilimlerden haber veren Kur'an gibi bir kitabın uydurma oluğunu iddia etmek, açık bir zulüm ve bir iftiradır.

 Ayrıca tıklayınız: Bir Kölenin, Peygamberimize Dinlerle İlgili Bilgi Verdi mi?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun