Farklı bilgi/zeka/kültür/sınıf seviyesine, nasıl bir tek doğruya erişme dayatılabilir?

Soru Detayı

Tamamen farklı bilgi/zeka/kültür/sınıf seviyesine sahip insanlara nasıl tek bir mutlak doğruya erişme dayatılabilir?
Üstelik bu başarılamadığında cehennem gibi insan tahayyülünün fersah fersah ötesinde bir akıbet belirlenmiştir. Bu bir bebekten kuantum fiziği problemi çözmesini beklemek değil midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ayet-i kerimede buyurulur:

“Ey insanlar! Şüphesiz ki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden, Adem ile Havva’dan, yarattık. Birbirinizi tanımanız için de sizi, milletler ve kabileler kıldık. Doğrusu Allah katında sizin en üstün olanınız, en takvalı olanınızdır. Muhakkak ki Allah, Alîm, herşeyi hakkıyla bilendir, Habîr, herşeyden haberdar olandır.” (Hucurat 13)

Nasıl ki maddi vücudumuzun maddi ihtiyaçları var; İster beyaz derili olalım, ister siyah, ister çekik gözlü olalım, ister esmer tenli, ister turuncu saçlı ve çilli yüzlü olalım, ister sarışın hiç fark etmez;

Hepimiz susarız ve acıkırız, bedenlerimize iyi bakmazsak hastalanırız.

Kimimiz meyve sever, kimimiz sebze, kimimiz tavuk, kimimiz et, kimimiz balık, kimimiz ekmek... hatta kimimiz hepsini sever.

Ve hatta öylelerimiz var ki hiçbir yediğinden tat almaz. Yani dediğiniz gibi herkes oldukça farklı.

Amma! 2 gün aç kalsak, ne soğuk su isteriz ne meşrubat, ne “ben et yemem deriz” ne de “börek kilo yapar deriz”...

Adeta nefsimizin tüm kriterleri birden yok olur ve tek bir gayede birleşiriz, tevhid ederiz; o da hayatta kalmak için basit bir yemek ve su içmektir!

İşte aynen bu şekilde, gerek çevre ve ailemizin etkilerinden, gerek eğitimimizin etkilerinden, gerek kültür farklılıklarından dolayı nefsimiz de bizi bir sürü farklı şeye doğru tahrik etmektedir; kimi mal mülk ister, kimi evlat, kimi gezmek tozmak ister, kimi okyanusa tekne ile açılmak, kimi fütursuzca yemek içmek ister, kimi spor yapıp sağlıklı kalmak… vb.

İşte Alîm, Habîr, Hakîm ve Rahîm olan Cenab-ı Hakk Kuran’ında tefsiren diyor ki;

“Kullarım ben sırr-ı imtihan gereği size nefis verdim ve şeytanı musallat ettim. Bunun yanı sıra size akıl, kalp, vicdan ve cüzi irade verdim ve sizleri Esma-i Hüsnama mazhar ettim. Böylece hepinizi de farklı farklı istidatlarda yarattım.

Bu farklı istidatlarınıza bakıp sakın kibirlenmeyin veya yerinmeyin; nefis ve şeytan sakın yolunuzu şaşırtmasın!  Sizi, hepiniz için en uygun olan benim Sırat-ı Müstakîmime davet ediyorum.

Size verdiğim özellikler sizi yarattığım diğer bütün mahlukata üstün kıldı ve sizi onların hepsine halife yaptım, sakın emanetime hıyanet etmeyin, nankör olmayın!

İşte şimdi size düşen, size yüklediğim bu muazzam ve farklı özelliklerle, sağa sola sapmadan, aklınıza ve nefsinize itimat etmeden, adeta sizin için çölde soğuk su ve baklava börek hükmünde olan benim emirlerime kayıtsız şartsız uymanız.

Benim emirlerim bütün farklıklarınıza rağmen hepiniz için tek kurtuluş yoludur. Hem dünyada hem de ahirette huzuru ancak böyle bulabilirsiniz!”

Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemîn!

Nasıl ki O her şeyden bir şeyi, mesela toprağı; ve bir şeyden, mesela topraktan, her şeyi yaratmış, yaratıyor ve yaratacak...

İşte biz de, insanoğlu olarak binlerle maddi ve manevi farklılıklarımıza rağmen, bahusus İslam alemi olarak, mesela namaz vakitlerinde alimiyle-cahiliyle, farklı kültür ve sınıflarda olanlarla, yaşlısıyla-genciyle, zenginiyle-fakiriyle, avamıyla-havassıyla, bin bir çeşit huylu insanıyla hep beraber cemaat halinde günde beş defa Allahüekber deyip, tevhidi kıble yapıp, huzuru ilahiye, adeta miraca çıkıyoruz.

Diğer bütün ibadet ve kulluk vazifelerimize de inşallah bu pencereden bakabilirsek, işin özünü tam kavramış oluruz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Herkesin çevresi, ortamı, ailevi yaşantıları farklı olduğu için ...

Mekke'de doğan bir çocukla, dünyanın herhangi bir yerinde doğan ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
148 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun